Sizin özlemlerinizi seveyim

23/12/2014 Salı
Sizin özlemlerinizi seveyim

Türkiye’den bazı gazeteci ve yazarlar imza toplamışlar. Türkiye’nin demokrasi yolundan sapmakta olduğundan kaygı duyuyorlarmış. AKP hükümetinin bu yoldan geri dönmesini talep ediyorlar. İmzacılarla ideolojik-siyasi akrabalığımız yok, kendi düşünceleridir, dönülmesini isteyebilirler.

Amerika’nın en tutucu gazetelerinden Washington Post’ta da benzer bir yazı çıktı. Zamanında pek övdükleri Tayyip’i “uçurumun kenarından geri dönme”ye davet ediyordu makale.

Bir tür statükocu yaklaşım! WP gibi bir gazeteyi anlarım da, Erdoğan’ın değişimci iradesine zamanında övgüler yağdıran Mehmet Altan, Nuray Mert gibi isimlerin “bu kadar yeter” demesi beni şaşırttı.

Çünkü “yeter artık” demiyorlar. Deselerdi, baştan beri olumsuzladıkları bir sürecin artık kırmızı çizgiyi aştığını söylemiş olurlardı. “Geri dön, demokrasi yolundan sapma” ifadesi, Türkiye’nin bir dönemini aklamak anlamına geliyor. Ama tam da o dönem “yetmez ama evet” diye inletiliyordu ortalık. Demek ki yetmiş.

Ve bununla ilk kez karşılaşmıyoruz.

AKP öncesine de benzer bir mantıkla yaklaşanlar olmuştu. Birinci Cumhuriyet-İkinci Cumhuriyet tartışmasını hatırlayın.

İkincisine ya da Tayyibistan’a karşı çıkmanın otomatikman birincisinin verili hâlini kabul etmek anlamına geldiği düşünülüyordu. Gidişata sempati ile bakanlar da bu kanaatteydi, “cumhuriyet elden gidiyor” diyenler de…

Bir sürece karşı olmak, mevcudu onaylamaktı!

Özelleştirmelere itiraz ediyorsan devlet kapitalizmini savunuyordun, Ergenekon operasyonlarının Türkiye’yi gericileştirme amacıyla yapıldığını söylüyorsan MGK’cıydın, “AKP’yi istemiyorum” diyorsan darbe özlemcisiydin.

Böyle olması gerektiğini ileri sürenler vardı bir de böyledir diyerek suçlayanlar.

Ama yaklaşımın özü aynı.

Süreç kavramı yok, diyalektik düşünce yok, tarihsel ilerleme fikri yok.

Oysa çok basit. Bu ülke yaşanır bir ülke değil çok uzun zamandır. Benim hatırladıklarımdan gidelim; Milliyetçi Cephe dönemine mi geri döneceğiz, 12 Eylül faşizmine mi? Turgut Özal’ı mı beğenirsiniz Tansu Çiller’i mi? DSP-MHP koalisyonunu mu tercih edersiniz Erbakan’ı mı? Mesele bu isimler de değil. Ortada yıkılması gereken bir düzen var. Adaletsizlik, yoksulluk, zorbalık, ırkçılık, cehalet, militarizm, bağımlılık üretiyor. Belli kesitlerde bu düzen karşı devrimci hamleler yapıyor; 12 Eylül’de ve AKP örneklerinde görüldüğü gibi. Kendini korumak için.

Bu hamlelere, bu düzeni değiştirme iradesiyle karşı çıkmak neden mümkün olmasın?

Gerçekçi değil mi?

Gerçekçi olan geriye dönmek mi? Hiç değil.

Üstelik hayal kurmaksa eleştirdikleri, onu bile beceremiyorlar! 

AKP öncesine dönmek isteyenler, AKP’nin ilk dönemine dönmek isteyenler, en evveline dönmek isteyenler…

Kabus gibi!