Siyaseti karmaşıklaştırmak...

16/11/2013 Cumartesi
Siyaseti karmaşıklaştırmak...

Sol, devrimci siyaset, her zaman sadeleşmeyi zorlamalı. Bir kere sadeleşme, toplumda sol seçeneğin algılanabilmesi, anlaşılabilmesi için gerekli. Sadece ince hesaplara dayanan bir stratejiye halk ya yabancılaşacak ya da ona “kendi istediği” şekli verecektir. Öte yandan sadeleşme, bizzat siyasi öznenin, yani parti ya da hareketin kendisi için de bir zorunluluk. Ayrıntıları gereğinden fazla önemsemek, deyim yerindeyse cin fikirlerle siyaset üretmek, genel hedef ve ilkeleri dağıtıcı bir tarzın yerleşmesine, kadroların tutarlı bir siyasi hattın değil de manevraların, zigzagların militanı, yandaşı haline gelmesine neden olur.

Stratejik hedefler güncel açılımlar, talep ve mücadeleler olmaksızın tek başına bir değer taşımaz. Bununla birlikte, siyasette güncel olan, birçok durumda amacı unutturur, kendi başına önem kazanır ve siyasi aktörleri paralize eder.

Buna önlem almanın yolu, papağan gibi ana hedefi tekrarlamaktan, stratejik hesaba her daim iman tazelemekten geçmiyor. Sosyalizm mücadelesinin tarihsel seyrini, bir ana eksen üzerindeki küçük fırça darbelerine benzetebiliriz. Her bir fırça darbesi şu ya da bu oranda bir sapmadır, Lakin eğer iz bırakıyorsa bir ilerlemedir de… İyi bir devrimci, o fırça darbelerinin her birine ana eksendeki yeri, etkisi ve sapma miktarını görecek mesafeden bakandır.

Yurtseverlik, aydınlanmacılık ve kamuculuk fırça darbelerinin yatay sınırlarını belirlerken, sosyalizm hedefi dikey hareketi tanımlar.

Sadeleşme, devrimci öznenin güncel salınımlar içinde yatay hareketlere odaklanıp dikey hareketi unutmasını engellemek için de gereklidir.

Sadeleşme, sanıldığı gibi müdahale edilen gündem sayısını alabildiğine daraltarak gerçekleşmez. Sadeleşme araç, söylem tutumluluğu ve taraflaştırmada disiplinle mümkündür. Her gündem için cebinden farklı bir araç çıkaran, nabza göre söylem geliştiren, toplumu bir gün orasından bir başka gün şurasından saflaşmaya davet eden bir siyasi özne, devrimci ve etkili bir siyaset üretemez.

“Ölümcül görev” enflasyonu tam da bir sadeleşememe hastalığıdır. Her bir güncel uğrağa aşırı yük bindirildiğinde, verili bir an için sadeleşildiği sanılabilir. Ancak gerçekte siyaset alabildiğine karmaşıklaştırılmıştır. Her hafta, her ay, “bugünün acil görevi” denerek ilan edilen ara hedefler, siyaseti kısırlaştırmakta, devrimciliği köreltmektedir.

Örnek mi?

Düzen siyasetinin içinden seçtiğimiz şu akıl yürütmeyi takip edelim…

AKP, bu yerel seçimlerde mutlaka geriletilmeli… AKP’nin bu seçimde geriletilmesi, genel oy itibariyle mümkün gözükmüyor… O halde AKP Ankara ya da İstanbul’da mutlaka yenilgiye uğratılmalı… Büyük kentlerde AKP’yi kim alt edecekse, o aday gösterilmeli… Mustafa Sarıgül’ün en azından bir şansı var, bu değerlendirilmeli… Sarıgül’ün adaylığına karşı çıkanlar, AKP’ye hizmet ettiklerinden, etkisizleştirilmeli…

Bu noktaya gelindiğinde başlangıç noktası artık silikleşmiş neyin hedef, neyin araç olduğu unutulmuştur.

Solda bir sendika genel kurulunda, bir miting öncesinde, Kürt sorununda benzer bir akıl yürütmeyle olmadık pozisyonlara demir atmanın sayısız örneğine illa ki rastlamışsınızdır. Yazının sadeliği bozulmaması için ayrıntıya girmiyorum, hem ayıp olur...