Seçim gecesi notları…

02/11/2015 Pazartesi
Seçim gecesi notları…

Haziran seçimlerinde zafer konvoyları oluşturulmasıyla, 1 Kasım gecesi karalar bağlamak arasında özde hiçbir fark yok ya da mutlak bir bağ var. 1 Kasım, yalnızca sol için değil, tüm toplum için parlamenter hayallerin bittiği andır. Bir bakıma iyidir.

Kötü olan AKP’nin yükselişi midir? Bunu bilmiyorum, AKP mi yükseliyor, Türkiye’de düzen muhalefeti mi alçalıyor?

Bu ülkede şu sonucu sorgulayacak, sonuçları takip edecek bir muhalefet partisi yok! Hile var mıdır diye sormuyorlar, sorsalar bir şey değişmeyecek. “Saygı duyuyoruz” o kadar.

Hileli ya da hilesiz saygı duymuyoruz.

AKP ile istikrar yarışına girip, Türkiye’nin en büyük katliamından sonra ülkenin sessizliğe gömülmesine hizmet edenlere de saygı duymuyoruz. Halk istikrara oy vermiş; şaka gibi, istikrar demeyen bir tek parti var mıydı parlamentoda soruyorum!

Türkiye’de muhalefet bir iktidar seçeneği olarak değil, AKP’yi terbiye etmek, yenilemek için yeniden yapılandırılıyor diyorduk, yanlış demişiz. Türkiye’de muhalefet toplumun ümidini tüketmek için yeniden yapılandırılıyormuş.

Başarılı oldular mı?

Kısmen.

1 Kasım gecesi “biz bu ülkede nasıl yaşarız” diyenlerin sayısı arttı kuşkusuz.

Yaşarız, yaşatırız.

Üç ayda sahte umutların bir bölümü patladı. Radikalizmin lacileri çekip parlamento koridorlarında gezinmesinin anlamsızlığının ortaya çıkışı önemlidir. Her seçim öncesinde şişirilen CHP balonunun uzun süre şişirilemeyecek olması önemlidir. Acıdır ama, bu topluma kolaycı çözümler üreten ne varsa, onun tıkanmasında yarar vardır.

AKP’nin ve Erdoğan’ın yeniden dirilişine gelince…

Ekim ayında Türkiye’de tek bir parti vardı. AKP, en zor döneminde, Türkiye yönetilebilir olmaktan çıkmak üzereyken yalnız bırakıldı. İstikrar adına. CHP, MHP, HDP, kendi başarısızlıklarını göze alıp AKP’ye “istikrar” kartını kullanma imkanı tanıdırlar. Gece gece “hani Erdoğan bitmişti” saçma sorusunu yöneltenlere, bu soruyu parlamenter sistemin farklı kulvarlarından AKP’nin ekmeğine yağ süren bu üç partiye sormalarını tavsiye etmekten başka yapılabilecek bir şey yok.

Evet, bu partiler kendi başarısızlıklarını neden göze aldılar?

Bu soruya her birisi için farklı yanıt verilebilir.

Yanıtların bir bölümü ise bir süre sonra gün ışığına çıkacak. Ve her defasında düzen içi siyasetin kirine, ikiyüzlülüğüne şaşıracak insanlar.

İstikrar manyaklığı sermayenin bildiğimiz hastalığıdır. Ama asıl bu manyaklığın toplumu sarmasıdır bizi ilgilendiren. Uluslararası tekellerin Erdoğan’la istikrar sağlanamayacağı inancı, düzen muhalefetini de istikrar fetişizmine doğru ittirince sonuç toplumun istikrar adına kabuğuna çekilmesi oldu. Haziran seçimlerine yüksek profille giren CHP ve HDP’nin 4-5 ay içinde “aman bir şey olmasın” noktasına gelmesi, bu iki partiye umut bağlayanların enerjisinin düşmesi anlamına gelmekte.

Yani?

Toplumu kutuplaştırdığı, yönetme krizi yarattığı için güçlü çevreler tarafından üstüne çizik atılan Erdoğan’a kutuplaşmadan vazgeçen muhalefet ve onun peşinden giden toplumsal kesimlerin hayat öpücüğüdür bu…

Öte yandan komünist hareketin sorumluluğunun artışı…

Kısa sürede oylarını 4-5 katı artırması Komünist Parti’nin bir açıdan hiçbir değer taşımıyor. Sadece şu: Bu işlerin sistem içinde çözülebileceği inancı büyük yara aldı ve belli ki bir arayış söz konusu…

İşte bu çok değerli.

Bu arayışa yanıt vereceğiz.       

Sayısal artıştan çok, büyük zorluklarla yerleştiğimiz konumlanışın önünde açılan yolla ilgiliyiz, buna odaklanacağız. O zaman o bindelik sayılar büyük bir anlam kazanıyor ve oradaki oynamalar…