Putin Obama’yı Erdoğan’dan kurtaracak mı?

21/12/2015 Pazartesi
Putin Obama’yı Erdoğan’dan kurtaracak mı?

Putin Rusyası var gücüyle Erdoğan’ı tecrit etmek için uğraşıyor. Daha önce tecrit için İran ve Rusya’nın yetmediğini gördüğünden, bu kez büyük işe kalkışıyor ve Erdoğan’ı NATO ittifakı içinde yalnızlaştırmaya çalışıyor.

“Ailenize saygım büyük, sıkıntımız büyük oğlunuzla…”

Yaklaşım bu.

Rus uçağının düşürülmesinde, Türk askerinin Irak’a girmesinde, IŞİD’le yürütülen petrol ticaretinde, genel olarak Suriye’de yürütülen kirli ve kanlı savaşta ABD ve NATO’nu rolünü görmezden gelip Türkiye’ye odaklanıyor şu sıralar Putin.

İşin gerçeği basit bir siyaset kuralını uyguluyor. Zayıf halkayı koparmaya çalışıyor.

Arada “sizin ne yaptığınızı iyi biliyorum, aslında her tür rezilliğin perde arkasında siz varsınız, elimde bunlara dair de kanıt mevcut” demeye getirmesi “Erdoğan’ı harcayın, bunları unutalım” pazarlığının bir parçası.

Rus basınında “Türkiye’yi NATO’dan çıkarma zamanı” geldi türünden makaleler de, İsrail’le Türkiye’nin son yakınlaşması henüz girişim aşamasındayken “Türkiye terör destekçisi, İsrail ise terör mağduru” türünden yorumlar da bu nedenle yayınlandı.

NATO iyi, Erdoğan kötü; İsrail cici, Türkiye…

Zor olsa gerek!

O kadar zor ki,

Bir gün Fransa NATO’nun en şahin, en militarist ülkesi olarak suçlanıyor, bir başka gün ABD’ye rağmen Rusya ile iyi ilişkiler kuran “bağımsız” aktör olarak kutsanıyor.

Bir gün ABD’nin NATO üyesi ülkeleri Türkiye’nin arkasında durmaya ikna edememesine seviniliyor, bir başka gün ABD’nin NATO’ya söz geçiremediğinden şikayet ediliyor.

Belli ki, önümüzdeki aylarda Rusya ve ABD arasındaki mücadelede iki isim hep masada olacak. İki büyük güç, birbirlerini Erdoğan ya da Esad’ın arkasında durmaktan vazgeçmeye çağırıp duracaklar.

Bu iki ismin kaderi, bir açıdan birbirine o kadar bağlandı ki, geçtiğimiz günlerde New York’ta varılan ve Güvenlik Konseyi’nden geçen anlaşmayı Erdoğan cephesi “bizim dediğimiz oldu, Esad’a yer yok Suriye’de” diye yorumlarken Rusya “Obama Esad’sız çözümden vazgeçti” müjdesini verdi!

Rusya’nın basit bir siyaset kuralını uyguladığını, zayıf düşen Erdoğan’ı düşürerek pozisyon elde etmeye çalıştığını söylemiştim. Peki burada amaç ne?

Sonuçta NATO’ya üye bir ülke ilk kez bir Sovyet ya da Rus uçağı düşürmüş oldu. Bunun karşılığı verilmeye çalışılıyor. İşin içinde elbette “prestij” kaygısı var.

Suriye’deki çatışmaların kısa sürede kontrol altına alınması Rusya açısından yaşamsal. Kara savaşından uzak dursa da, Putin’in şu andaki askeri operasyonları uzun süre devam ettirmesi hem ekonomik hem de siyasi açıdan sıkıntılı. Sonuca giden yolda ise Türkiye engeli var. Daha doğrusu Erdoğan engeli. Türkiye’nin Suriye politikasını Erdoğan tek başına yaratmadı ama bu politikanın artık Erdoğansız yürümesi olanaksız.

Bütün bunlar var. Ancak asıl amaç, ABD ile ilişkileri normalleştirmek!

Rusya ABD’ye kırmızı çizgilerini ısrarla gösteriyor ve bu çizgilerin aşılması durumunda sert tepki vereceğini… Ancak şu ara neredeyse bir “tık” mesafede olan kapsamlı bir askeri karşı karşıya gelişten uzak durmaya çalışıyor. Daha açığı, Rusya ABD belasını en azından şimdilik kendi kapısından uzak tutmaya, başka yerlere yöneltmeye çabalıyor.

Bunun karşılığı Çin Halk Cumhuriyeti’dir. ABD emperyalizminin kendisi için asıl tehdit olarak gördüğü ve kimi stratejist ve siyasetçilerin “Rusya ile ne uğraşıyoruz bizim asıl savaş alanımız Pasifik” diye işaret ettiği ülke!

Çin biraz da bu nedenle Suriye topuna hiç girmiyor. O da tıpkı Rusya gibi, ABD belasından uzak durmaya, mümkün olduğunca geniş bir coğrafyadaki ekonomik ve askeri etkisini hızla artırmaya çalışıyor.

Sonuçta, emperyalist dünya sisteminin iç çelişkileri, yeni ittifaklara, yeni kümelenmelere yol açacak. Bu açıdan şu anda her şeyin yerli yerine oturduğunu kimse söyleyemez.

Erdoğan’a gelince… O da çok “ilkel” bir siyaset kuralını uyguluyor. Mahalle kavgası çıkarsa, kimse camı kimin indirdiğiyle ilgilenmez!

Bu açıdan bakıldığında, boynuzun kulağı geçtiği, Erdoğan’ın Obama’dan daha fazla savaşçı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Başka çaresi yok.

Savaş uçağını ABD yardımıyla mı düşürdü, Irak’a Beyaz Saray kararıyla mı girdi sorularının bu nedenle bir önemi kalmıyor.

NATO topyekun bir suç çetesidir ve burada Putin’in iddia ettiği gibi iyiler ve kötüler yoktur!

“Hepiniz oradaydınız”, Ortadoğu söz konusu olduğunda cuk oturmaktadır.

Erdoğan’ın aradan çıkarılması, ABD ve Rusya’nın tehlikeli tırmanışı geçici (bu sözcüğün altını özellikle çiziyorum) bir biçimde durdurmaları anlamına gelecektir. Bu iyi bir şeydir. Ama ABD ile Rusya’nın anlaşması son tahlilde hiç ama hiç iyi bir şey değildir.

İnsanlığın büyük trajedisi budur. Kapitalizm koşullarında büyük güçlerin anlaşmasının bedelini sıradan insanlar daha fazla sömürülerek öder. Büyük güçlerin tepişmesi ise savaşlar ve yıkımdır.

Sömürüsüz ve tepişmesiz bir kapitalizm ise yok.

Dolayısıyla, Suriye konusunda bütün zorluklar aşılır ve “geçici” bir rahatlama sağlanırsa, bu insanlığa ancak ve ancak zaman kazandıran bir gelişme olur. Bu zaman, kapitalist sömürüye karşı kullanılmalıdır.