Paris cinayetleri ve ellerini ovuşturanlar

08/01/2015 Perşembe
Paris cinayetleri ve ellerini ovuşturanlar

Paris’te cesur, aydınlık insanlar öldürüldü. Öfkemiz büyük. Gericiliğe karşı bileniyoruz.

Düşünüyoruz da… Düşünmeliyiz.

Bu türden bir katliam için kutsal inanç motivasyonuyla gönüllü olabilecek yüz binlerce kişi var. Dolayısıyla “provokatörler yaptı, İslamcıların üzerine attı” demeyeceğim.

Emperyalizmin kanlı tarihinde çeşitli hesaplarla organize edilmiş sayısız örtülü, kirli, kalleş operasyon mevcut. Yani, “beslediler beslediler, şimdi karga gözlerini oyuyor, çoook pişmanlar” saflığıyla da hareket etmeyeceğim.

Bu saatten sonra, eylemin planlayıcısı, azmettiricisi, göz yumanı, kıçı-başı zaten beni pek ilgilendirmiyor. İnsanlığın bu sıkışmadan, bu kumpastan nasıl çıkacağına odaklanmak daha yararlı.

Dün, dinci fanatizme öfke yağdı. Güzel. Bizdeki “amalar, fakatlar” azaldı. Bu da güzel.

IŞİD’in Kürt coğrafyasına dönük hamleleri birilerinin “siyasal İslam”ın anlamını hatırlamasını sağlamıştı, emperyalist başkentlerden birindeki katliam, başkalarının da hafızasını harekete geçirdi. Zaten, öldürülenlerin çok değil birkaç ay önce Kobane direnişçilerinden sitayişle söz etmesi, Paris’in Ortadoğu coğrafyasına bağlandığının kanıtıydı.

İşte sonunda herkes canavara karşı birleşiyordu!

Atlantik’in öte tarafından yetkililere göre barbarlara karşı bir mücadele veriliyor ve bu mücadele uygar dünyayı ortak müştereklerde buluşturuyordu.

Paris cinayetinin ayrıntısını bilemem. Ancak aylardır iyi planlanmış bir algı operasyonu yürütüldüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. 

11 Eylül saldırıları pahalı bir prodüksiyondu, işe yaramış, iki ülkenin işgaline zemin hazırlamıştı. Ancak kaba-sabaydı.

IŞİD’in de maliyeti yüksekti muhakkak. Ne var ki, çok geniş bir coğrafyada liberal paradigmaya hayat öpücüğü verecek iyi düşünülmüş bir senaryonun baş aktörü olarak başarılı iş çıkarıyor doğrusu…

Emperyalizm için “hepimiz aynı gemideyiz” fikrinin yaygınlık kazanması büyük nimet. Hele hele bu fikrin solu da içine alması “yeme de yanında yat” durumu.

Dünyada solun bir bölümü zaten güçlü emperyalist odakların güdümünde, bir bölümünün ise devrime inancı kalmamış, aklı-fikri en geniş birlikler kurmakta.

On yıllardır aralıksız bir biçimde yoksullaşan, işsiz kalan, daha çok çalışmaya zorlanan geniş emekçi yığınların verili toplumsal sistemi sorgulama eğilimi içine girdiği bir sırada farklı bir eksendeki taraflaşmanın parçası olmasında hangi sınıf güçlerinin çıkarının yattığı herhalde bir sır değil. 

Cilası dökülmüş Avrupa Birliği’nin insanlara yeniden “biz halimize şükredelim” dedirtmesi, bir yandan yabancı düşmanlığına ve acımasız anti-terör yasalarına prim verirken bir yandan da hoşgörü edebiyatı yapması, önümüzdeki dönem ne tür bir saldırı ile karşı karşıya kalacağımızın somut işaretleridir.

Türkiye’de ise gericilik karşıtlığından yurtseverlik ve kamuculuğun eksiltilmesi tehlikesi açıkça belirmiştir. Hep söylediğimiz gibi, bu laisizmin bir kez daha burjuvazi tarafından ayağa kaldırılması değil, gericiliğin kapsamının IŞİD gibi uç örneklere daraltılıp, ilericiliğin tasfiye edilmesi girişimidir.

Burada eğer sağlam manevralarla ömrünü uzatmazsa, AKP’nin de tasfiye edilebileceğini bir kez daha not düşmek zorundayım. Bu not, CHP-sosyalistler-Kürt siyaseti arasında kurulacak bir ittifakın AKP’yi alt edeceği düşüncesinin yeniden ısıtıldığı bir sırada özellikle önem taşıyor.

Hangi paradigmayla, ne için herkes birleşecek? Kimlerin birleşeceğinden daha çok bu soru önem taşımıyor mu?

Zamanında MHP’yi öne sürüp, kan döktüler, “CHP’ye fit olun” dediler. Sonra faşistlere ve İslamcılara da dokunup darbeyi meşrulaştırmaya çalıştılar. Darbe geri çekilirken kırk yıllık Amerikancı-gerici Demirel’i “demokrat” yapıverdiler. Sonra silahlı bürokrasi hedef tahtasına oturtuldu ve AKP’ye alkış istediler. Şimdi ise AKP’ye karşı…

Burada yaptılar, ettiler dediğim bir kolektif güç. Her durumda dokunulmayan, kazanan, egemenliğini sürdüren sermaye sınıfı.

Dincileri besleyip solcuları öldürtüyorlar, onlar kazanıyor. Dincileri düşman ilan ediyor, yine kazanıyorlar.

Asıl barbar bunlar. 

Soruyorum, zengin sınıfların bu kanlı eğlencesi daha ne kadar sürecek?