Neden geldiler?

19/12/2012 Çarşamba
Neden geldiler?

Kemal Okuyan'ın “Neden geldiler?” başlıklı köşe yazısı 19 Aralık 2012 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Patriot’ların parçaları geldi, onlarla birlikte yabancı askerler de… Bu askerler neden burada?

Füze sisteminin işletimi için bu kadar askere gerek yok. Zaten Patriot’ların “savunma” amaçlı olarak pek bir işe yaramayacağı da biliniyor.

Erdoğan ve Davutoğlu bu füzeleri savaşı genişletmek için özellikle istediler. NATO’yu işin içine daha da bulaştırmak için…

Zamanında “komünistler bizi tehdit ediyor” yalanıyla NATO kapısında yalvarıp bu kanlı örgüte üyelik sürecini hızlandırmayı becerenlerden hiç farkı yok AKP hükümetinin. Emperyalistlerin genişleme, yayılma isteğinin ötesine geçen bir işbirlikçilik kültürü…

Dehşet verici!

Sürecin ayrıntıları ortaya çıkıyor. “Bizimkilerin” NATO’da nasıl pazarlık yaptıkları, Patriot’ların sayısı konusunda ortalığı nasıl birbirine kattıkları…

Peki bu telaş neden?

Bazı dostlarımız Türkiye’nin bu kadar hızlı hareket etmesini Kürtlerin bölgede ağırlık kazanmasının yarattığı tedirginlikle açıklamaya çalışıyor.

Dengelerin sürekli değiştiği bir konjonktürde siyasi iktidarın ince hesaplar yaptığı, bu hesaplar arasında hem bir “iç” hem de “dış” sorun olarak Kürt sorununa özel bir önem verdiği zaten açık.

Ancak, AKP’nin “savaşçı” stratejisinin merkezinde “Kürt sorunu” durmuyor. AKP’nin bir “Türkiye” ve onun ötesinde “bölge” kurgusu, tasarımı var. Bu kurgu, bölgenin piyasaya ve ABD’ye kendisi aracılığıyla açılması, bu işlemin ideolojik arka planının da “dinsellik” olması biçiminde formüle edilebilir. Yalnız Türkiye’deki değil, Irak ve Suriye’deki Kürtleri bu stratejiye uyumlu hale getirmek için ciddi bir çaba harcanıyor. Irak’ta büyük sorun yok, Barzani zaten bu işin öncülüğünü yaptı. Suriye’de Kürtlerin “kendilerine sunulan geleceğe” göre karar verecekleri bir çatışma sürüyor. Zaten Ankara’nın Suriye’deki ağırlığı sınırlı. Asıl dert Türkiye’de.

AKP’nin Türkiye ve bölge kurgusuna Kürtler bir türlü sığmıyor.

Bu bir kilitlenme doğru…

Ancak bu kilitlenme, söz konusu kurgunun Kürtleri de kapsayacak biçimde genişlemesiyle aşılacaksa vay halimize…

AKP’nin Türkiye ve bölge tasarımı çok ama çok tehlikeli. Kilitlenme ancak bu projenin başarısızlığı ile aşılabilir, tüm halklar için.

NATO askerlerinin buraya getirilmesindeki telaş, AKP’nin Türkiye ve bölge tasarımını hayata geçirmek için zamanının azaldığını fark etmesinin ürünü. Evet, AKP yeni bir düzen kurdu ama bu düzenin “toplumu değiştirmesi”, tek başına iç dinamiklerle mümkün değil. Bu nedenle AKP bölgesel hesaplarına hız verdi ve Suriye’nin bu hesapları altüst etmemesi için her şeyi yapacak.

Topraklarımızı Patriot’lara ve emperyalizmin askerlerine bu niyetle açtılar. AKP düzeninin sürmesi için! Bu uğurda İran’a dönük bir saldırıya yataklık etmekten, Karadeniz’i NATO’ya açmaya varıncaya kadar her şeyi göze alan bir iktidar var tepemizde.

Ve bu iktidarın halk düşmanlığından para basan bir sermaye sınıfı…

Bana göre artık bir fark yok! Piyasacı bir uygulamaya emekçilerin geçit vermemesi, Patriot bataryalarının arızalanmasıdır ülkeye gelen NATO askerlerinin “bizi burada istemiyorlar” basıncıyla geri dönmesi sömürü çarkının bir dişlisinin kırılmasıdır.

Hangisi daha önemliyi filan bırakıp, AKP’nin tam saha presine, aynı mantıkla karşılık vermenin tam zamanı!