Kürt sorununda birliği savunmak

12/07/2010 Pazartesi
Kürt sorununda birliği savunmak

BDP milletvekili Hasip Kaplan "ayrılma ve bölünmenin ağza dahi alınmaması gerektiği"ni söylemiş ve bu doğrultuda düşünmenin Hitlercilikten farkı olmadığını belirtmiş. Kaplan'ın hedefinde geçtiğimiz günlerde "Kürtlerin ayrılmasını da tartışmalıyız" diye yazan Ertuğrul Özkök var belki ama "ayrılma" olgusunu ciddi ciddi düşünen ya da savunanların sayısı hiç de az değil. Kaplan kestirip attı diye "birlik" deyip arka planda ayrılmayı isteyenler elbette buharlaşmadı ama en azından kendi doğrularını ifade etmekten aciz olup da, BDP ya da PKK'ye göre konum almayı tek siyasi ilke haline getiren bir kısım "solcu"nun etrafa "sen Kürtlerin ayrılıp kendi devletlerini kurmasına ne hakla karşı çıkarsın" diye sataşmaları biraz zorlaştı.

Gerçi onların devrimci siyasetten anladığı "Kürtler birliği savunsa bile, sen onların ayrılma hakkını savunacaksın"dır. Bu durumda Türkiye solunun değişik bölmelerinde mücadele eden Kürtler ne yapacaklar Kürt olarak "birlik" diyecek, sonra bir devrimci olarak "ayrılma hakkı"nı savunacaklar! Ne güzel…

Solcu, devrimci, ilerici örgütlerin, "Kürtlerin ayrılmasının emperyalizmin, gericiliğin ve şovenizmin işine geleceği, bu coğrafyadaki ezilenlerin kendi kaderlerini ellerine almalarını zorlaştıracağı"nı söylemeyi kendi kendilerine yasaklamaya çalıştığı bir ülkedeyiz. Bunun yıllarca Yargıtay Başsavcısı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak Türkiye'de Türklerin ve Kürtlerin gönüllü birliğini savunanları "vay efendim demek ki siz gönülsüzlük durumunda ayrılmayı savunuyorsunuz" akıl yürütmesiyle bölücülükle itham edip partilerini kapatan Vural Savaş ve Yekta Güngör Özden kafasından ne farkı var?

Bir farkı yok…

Kendi sözünü söylemekten, kardeşliği emekten yana olanların sağlayacağını savunmaktan, emperyalizmin Kürt sorununda fazlasıyla devreye girdiği uyarısını yapmaktan çekinen, Kürt yoksuluna böylesine büyük bir korkaklığı "dostluk" diye yutturmaya kalkan bir sol!

Kendi kendini kuşatan, kendi kendine garip kurallar koyan, Kürt sorunu çözülünceye kadar oturup beklemeyi göze alan bir sol!

Referandumda BDP'nin tavrı nedeniyle "EVET"çi kesilip tarihsel bir skandala imza atmaktan kurtulan, bize de "ya BDP bu pakete destek verseydi" dedirten bir sol!

Böyle bir solun Kürde de Türke de, hiç kimseye faydası olmaz.

Kürt sorununun aynı zamanda sınıfsal bir sorun olduğunu teslim etmeyen ama devrimciliği PeKeKe mi, PeKaKa mı denildiğine bakarak karar veren bir sol! Geçenlerde dikkat ettim, dayanışma amacıyla BDP grubunda yer alan bir milletvekili Meclis kürsüsünde ısrarla PeKaKa diyordu… Ne var bunda?

Bu saatten sonra bunları kafasına takan bir solun Kürt halkına güven vermesi söz konusu olabilir mi?

TKP "solsuz bu iş çözülmez" dedi…

"Bu sorun sizi mi bekleyecek" diyenlerin "solcu" olması ne kadar hazin!

"Bu sorunu Türkiye gericiliği çözemez, katmerleştirir, emperyalizm barış istemez" demek devrimcilik adına suç oldu ha?

Oysa birliği sağlayacak olan, yıllarca dışlanan Kürt insanının Türkiye'ye baktığında güvenmesini sağlayacak bir değişimdir. AKP ile ya da bir başka burjuva unsuruyla bu değişim sadece ve sadece ayrılığı tetikler. Mesele budur.

Türkiye sola kaymalıdır. Türkiye'nin sola kayması için Kürtlere de en az başkaları kadar gereksinim vardır.

Birliği, kardeşliği, barışı samimiyetle düşünenler, "büyük" düşünmeli, dayatmalardan vazgeçip ortak bir geleceği ortak hedeflerin, ortak bir ülkünün sağlayacağı gerçeğinden hareket etmelidir.