Kötü haber: Türkiye’yi uluslararası gelişmeler kurtarmayacak

04/12/2015 Cuma
Kötü haber: Türkiye’yi uluslararası gelişmeler kurtarmayacak

Putin doğalgaz vanalarını kapatsa…

Obama “yeter, nedir senden çektiğimiz” diye kestirip atsa…

Merkel yıllardır biriktirdiği öfkeyi açığa vursa…

İran’da mollalar, diktatörü bir daha muhatap almasa…

Hayat bayram olsa… 

Deliye her gün bayram ya da bayram benim neyime!

Doğalgaz vanalarının kapanması durumunda halka “tezek yakın” talimatı vereceğini söyleyen bir Cumhurbaşkanı var. Doğalgazın kesilmesini temenni edeceğimize, bu talimatı verebilmesiyle ilgilenmek gerekiyor. Çünkü dışarıda gerilim arttıkça içeriyi bok götürüyor, bir “bilim insanı” dışkı yedirmenin işkence olmadığını söyleyebiliyor, düzenin bir numarası hayvan dışkısını bir ısınma aracı olarak önerebiliyor.

Rastlantı değil. Dünya sahnesinde rekabet, gerilim ve çatışmaları gelişkin bir ahlaka taşıyacak, o ahlakı temsil eden bir güç yok. Çünkü rekabet, gerilim ve çatışmaların kaynağında düpedüz uluslararası tekellerin birbirine sürtünen çıkarları var.

Obama’dan daha fazlasını bekleyenler, sadece ve sadece Rus uçağının düşürülmesinden sonra sarf ettiği tuhaf sözleri hatırlasın: Dün de yazdığım gibi uçağı vurulduğu için paraşütle atlayan pilotlara, onları almaya giden yardım helikopterine ateş açan çetelerin davranışını “kendilerini savunuyorlar”la açıklayabilen birinin aniden hidayete ereceğini nereden çıkıyor!

Farklı ülkelerde her bir tanımlanmış hedefi yok etmek için ortalama dokuz sivil öldüren insansız hava aracı operasyonlarına onay veren bir kişiden bahsediyoruz.

Haklıyı, doğruyu, iyiyi güçlendirecek birileri yok dünyanın egemenleri arasında.

Peki Putin daha farklı bir fotoğraf vermiyor mu?

Veriyor. Çünkü savunmada, çünkü Sovyetler Birliği 1991’de dağıldıktan sonra inisiyatif hep NATO’daydı, suçun büyüğünü onlar işledi. Yugoslavya’da, Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, şimdi Suriye’de… Diğer yerleri saymıyorum ama bilelim ki, ABD’nin başını çektiği emperyalist müdahalelerin etkilemediği minicik bir toprak parçası bile bulamazsınız bu gezegende. 

Uluslararası ilişkilerde ikiyüzlülüğü, provokasyonları, işgalleri yani orman kanunlarını açıkça geçerli ilan eden ABD ve müttefikleridir. 

Aynı dönemde zengin sınıfların emek ile sermaye arasındaki mücadelede orman kanunlarını ilan ettiğini unutmayalım. Biri birinin sonucudur. ABD’nin “Irak’a demokrasi getireceğim, bu yüzden ülkeyi işgal etmeye karar verdim” diyebilmesi, “silaha para yetiştiremiyoruz, eğitim ve sağlıktan kısacağız” diyebilmesinin, dev holdinglerin çalışma sürelerini dilediği gibi uzatabilmesinin ürünüdür. 

İç politika ile dış politika arasında kalın bir duvar yoktur, araçlar biraz farklıdır, o kadar. 

Putin geriden gelmenin ve kuralsızca saldıran ABD’nin karşısına dikilmenin avantajlarını kullanıyor. Kimsenin son 20-25 yılda yerkürede yaşanan kıyım ve rezilliklerin sorumlusu olarak Rusya’yı gösteremeyeceği açık. Kırım’ı Ukrayna’dan kopartıp Rusya’ya dahil ederken bile, dünya kamuoyunun Ukrayna’da Amerikancı bir darbenin yapıldığının, emperyalizmin “renkli devrim”lerle ülkeleri karıştırdığının farkında olduğuna güvendi Rus yönetimi. 

Bu nedenle ilkeli, hatta erdemli bir duruş sergiliyor, sergileyebiliyorlar. 

Örnek olsun, Putin’in “Erdoğan’ın istifa edip etmemesiyle ilgilenmiyoruz, bu Türk halkının bileceği bir şey…” cümlesi bir açıdan gelişkin bir ahlakı temsil ediyor. Diyor ki, “biz Türkiye’nin iç işlerine karışmıyoruz, sadece Suriye’deki terörün bitmesiyle ilgiliyiz.” 

Bu kendi başına son derece değerli bir tavır. 

Ancak meselenin diğer tarafında Putin’in özellikle Haziran direnişinden sonra, 2014 yılında Erdoğan’ı ABD’den koparmak ve kendi korumasına almak için yaptığı manevralar duruyor. Yani tam da halkımızın bildiğini yapmaya niyetlendiği bir dönemdi bu. 

Rus medyası, Haziran Direnişi sırasında Erdoğan’ın uluslararası alanda teşhiri için büyük çaba harcadı. Aradan birkaç ay geçti, “Erdoğan’ın kendisine dikkat etmesi gerektiği, batılı ülkelerin kendisine karşı komplo kurmakta olduğu”na ilişkin analizler çıkmaya başladı aynı yayın organlarında. 

Erdoğan da aynı Erdoğan’dı. 

Geçenlerde “Erdoğan’a NATO ülkelerinden daha fazla anlayış gösterdik” demişti Rus yetkililer. Doğru söylüyorlar. 

Doğru söylüyorlar da, burada gelişkin bir ahlak yok, değerli hiçbir şey yok. Diktatörlerin uluslararası dengelere göre tasnifi var, “benim diktatörüm, senin diktatörün”… 

Erdoğan “Putin benim için her fırsatta yiğit adam derdi, şimdi ne oldu” diye sitem ederken kendi adına haklı. Rusya’nın Türkiye ile ekonomik ilişkiler kurmasına filan kimse bir şey diyemez ama içeride en çok sıkıştığı sıralar Putin’in Erdoğan’ı övmesinin tek bir anlamı var: Türkiye’de halkın çektiği ızdırap beni ilgilendirmiyor! 

E çünkü, Rusya’nın içinde orman kanunları yürürlükte, emekçilerin neredeyse hiçbir hakkı yok, ızdırap diz boyu! Sovyetler Birliği’nin itibarı ve prestiji Rusya’nın özgün kapitalist modelinin hizmetine sunulmuş. 

Evet, ne diyorduk? 

Buradan iyi hiçbir şey çıkmaz. 

İkinci Dünya Savaşı’nı yaşamıyoruz, insanlığı faşizm belasından kurtarmak için ağır bedeller ödeyen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yok; beğenelim beğenmeyelim, Kızıl Ordu petrol tekellerinin, silah fabrikatörlerinin, bankerlerin çıkarları için değil, insanlık için dövüşüyordu. 

Şimdi… 

Sarayın ampülleri sönmesin diye tezek yakmamızı öneren biriyle ve onu orada tutan düzenle hesaplaşmamıza odaklanmazsak, dünyada olup bitenlere hiçbir etkimiz olmaz. 

Seyrederiz, izleriz ve daha çok bekleriz Obama’nın, Merkel’in hamlelerini…