Komünist Parti ilke ve değerlerin partisidir

24/04/2016 Pazar
Komünist Parti ilke ve değerlerin partisidir

AKP rejiminin bu ülkeye çürümenin en uç noktasını yaşattığı günlerdeyiz. Yolsuzluklar, cinayetler derken gericilik, çocuk tecavüzlerinin kanıksanmasına kadar vardırdı işi.

Öfke birikiyor memlekette, ama öte yandan insanlığın bu denli ayaklar altına alındığı bir anda siyaset yapmanın güçlükleri de ortaya çıkıyor. Bu basınç, önlem almazsak, bizi ilkesizliğe, pragmatizme doğru sürükleyebilir. Unutmayalım “yetti artık”, yalnızca isyanı değil aynı zamanda sakin limanlara sığınma ihtiyacını da tetikleyen bir duygudur.

Oysa bizim görevlerimizden biri günümüz Türkiyesi’nde sakin liman arayışının hem yanlış hem de imkânsız olduğunu göstermektir.

Siyasetin, komünist siyasetin yasalarına, önceliklerine, temel ilkelerine yaslanmaktan başka çaremiz yok. 17 Nisan’da partimiz siyasi ve örgütsel sonuçları açısından oldukça başarılı bir buluşmaya imza attı. Bunu daha ilerilere taşımak için somut gelişmeleri tasnif ve müdahale etmede bize ışık tutan olmazsa olmazları hatırlamak, dahası güncellemekte büyük yarar var.

Sosyalizm günceldir, sosyalist iktidar hedefi belirleyicidir

İlk sıraya hep bunu yazdık. Bir komünist partinin temel varlık nedeni, sosyalizmin kuruluşudur. Sosyalizmin kuruluşunun ön koşulu işçi sınıfının siyasal iktidarı ele geçirmesidir; ki bu ikisini birleştiren bir kavramdır sosyalist iktidar. Sosyalist iktidar, aynı zamanda sosyalist devrim stratejisinin son derece gelişkin bir ifadesi olarak da önemsenmelidir.

Hiçbir gelişme, hiçbir mücadele başlığı sosyalizm hedefinin üzerini örtemez. Ancak bunu söylemek yeterli değildir. Bir papağan gibi bunu tekrarlayıp, güncel siyasette başka telden çalmak da mümkündür. Oysa işin asıl zor kısmı, güncel siyaseti ya da kaçınılmaz olarak birer hedef haline getirdiğimiz siyasal-toplumsal mücadele başlıklarını sosyalist devrim mücadelesine bağlayabilmektir.

Çok şey söylenebilir ama özeti şudur: Toplumda mevcut düzene ilişkin tepkileri soğuracak, ona dair beklentiler yaratacak her tür konumlanıştan uzak durmak ve bu konumlanışlarla mücadele etmek. Bir komünist partisi başka türlü davranamaz. İnsanlığın kapitalizme yeni krediler açmasına izin veremeyiz.

Sosyalizmin güncelliği tezini sloganlarla, dostlar alışverişte görsün mantığıyla değil, devrimci bir içerikle canlı tutmalıyız, tutacağız da.

Sermaye sınıfı ile her ne olursa olsun, işbirliği yapılamaz

Emek-sermaye çelişkisinin temel çelişki olduğunu söylüyoruz. Aslında bu kadarı yeterli olmalı. Emek ile sermaye hayatın her alanında karşı karşıya. İdeolojik ya da siyasal mekanizmalarla gizleyebilir, geçici olarak önemsizleştirebilirler, ama bu gerçeği değiştiremezler. Komünist partileri ise bu gerçeği siyasal mücadelenin merkezine yerleştirerek hareket ederler. Hangi nedenle olursa olsun, bu temel çelişkiyi kenara ötelemek, bu temel çelişkiyi ihmal ederek konumlanmak, tavır almak sosyalizm mücadelesine ihanettir.

İhanettir, çünkü burjuvazinin tarihsel olarak çürüyen, gerici bir sınıf haline geldiği, bundan yüz yıl önce söylenmiş ve yüz yıl boyunca da doğrulanmış devrimci bir önermedir.

İhanettir, çünkü sosyalist iktidar hedefinin bazı uğraklarda geriye çekilebileceğini kabul eden ilkesiz bir siyaset kültürünün dışavurumudur.

İhanettir, çünkü sermaye sınıfıyla herhangi bir alandaki işbirliği, işçi sınıfının yeni bir toplumsal düzenin kuruluşuna önderlik etme yeteneğinin sorgulanması anlamına gelmekte, bazı başlıklarda sermaye sınıfının estireceği rüzgâra ihtiyaç duyulacağı ön kabulü anlamına gelmektedir.

Sermaye sınıfı ile karşıtlık, yalnızca işyerlerinde değil siyasal ve ideolojik düzlemlerde de hassasiyetle yeniden üretilmesi gereken bir ilkedir. Burjuva partileri bu nedenle desteklenemez. Ne olursa olsun… Burjuva partilerinin içindeki ya da etkisindeki devrimci veya emekçi unsurlarla işbirliği, o unsurları burjuva partilerinden koparma hedefini başa yazarak gerçekleşebilir ancak. Burjuva ideolojisinden kopmak ise egemen ideolojinin temel unsurları olan milliyetçi, liberal, dinci, sosyal demokrat ideolojilerle çatır çatır hesaplaşmaktan geçmektedir. Bu ideolojilerle flört edilmez. İdeolojier zaten geçirgendir, bu anlamda saf bir sosyalist ideoloji söz konusu değildir. Tam da bu nedenle, toplumsal planda işçi sınıfını bağımsız bir ideolojik hatta çekebilmek için burjuvaziyi ötelemek, ittirmek, püskürtmek gerekir. Liberalizme, milliyetçiliğe prim veren bir komünist parti intihar eder.

Burjuva demokrasisinin sınırlarına hapsolamayız

Burjuva demokrasisi, özünde sermayenin diktatörlüğüdür. Burjuva demokrasisinin sınırlarının genişlemesinde kuşkusuz emekçi halkın mücadelelerinin büyük bir rolü olmuştur, ama unutulmaması gereken, burjuva demokrasisinin sınırlarını asıl belirleyenin sermayenin çıkarları olduğudur. İhtiyaç duyduklarında ya da kriz dinamikleri ve toplumsal hareketler karşısında çaresiz kaldıklarında kapitalistlerin burjuva demokrasisinin alanını nasıl daralttığı, hatta onu nasıl ortadan kaldırdığı tarih boyunca görülmüştür, görülmeye devam edecektir de.

Bizim açımızdan burjuva demokrasisi, emekçi sınıfların sermayeye ve sermaye düzenine karşı siyasal mücadelelerini sürdürmeleri için ek olanaklar yarattığı oranda anlamlıdır. Genel oy hakkı, sendikal ve siyasi örgütlenme, yayın ve propaganda özgürlüğü, sermaye sınıfının hareketlerinin azıcık da olsa kısıtlanması vb. büyük değer taşır.

Ancak tüm bu olanaklar mutlaklaştırılamayacağı gibi, burjuva demokrasisinin alanının giderek daraldığı da veri alınmalıdır.

Komünist Parti burjuva demokrasisini genişletmek için değil, işçi sınıfının kurtuluş yolunda gereksindiği hareket özgürlüğünü korumak ve genişletmek için mücadele eder. Kurtuluş yolunda kendini burjuva demokrasisiyle, burjuva parlamentarizmiyle sınırlamaz.

Genel oy hakkının, daha önce mülk sahibi sınıflara ve erkeklere ait bir ayrıcalıkken, toplumun tümünü kapsayan evrensel bir ilke haline gelmesi çok büyük bir ilerlemedir. Ancak sermaye düzeni bu hakkı kendi lehine çeviren düzenlemeleri hemen yapmış, işçi sınıfının bu hakkı kendi tarihsel çıkarları için kullanmasının önüne geçmiştir. İşçi sınıfı parlamentolarda daha az temsil edilmekte, ayrıca parlamentolar giderek daha işlevsiz hale getirilmektedir.

Komünistler bu koşullarda parlamenter hayallere karşı mücadele etme sorumluluğunu üstlenmişlerdir. Seçimler, daha fazla insana ulaşma, onlara seslenme, meydanı boş bırakmama ve örgütlenme açısından önemlidir. Ancak hiçbir zaman temel siyasi mücadele platformu olamaz seçimler.

Bunun felsefi bir yanı daha vardır. Marksist-leninistler eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için verilen mücadelenin, toplumsal alana eşitsiz bir müdahale gereksindiğinden hareket eden jakoben geleneğin mirasçısıdır. Seçim, öncü ile artçıyı, dinamik olanla durağan olanı eşitler. Seçimlerin fetişleştirilmesi, bu nedenle de devrimci iradenin tasfiyesinden başka bir anlam ifade etmez.

İşçi sınıfının öncülüğü esastır, sosyalist devrim farklı toplumsal dinamiklerin bileşkesi değildir

İşçi sınıfının tarihsel çıkarı tektir, o kendi kurtuluşu ile birlikte insanlığı eşitsizliğin temeli olan sınıf farklılıklarından arındırma yoluna sokacaktır. Sosyalist devrim mücadelesinin öncü sınıfı olan işçi sınıfının birliği, onun sermayeye karşı siyasal ve ideolojik bağımsızlığı ve diğer toplumsal sorun ve dinamiklere üstünlüğü esastır. Komünist Parti, toplumsal dinamiklerin bir bileşkesi ya da toplamı değildir, siyaset alanında farklı toplumsal dinamikleri temsil edemez. İşçi sınıfı partisi farklı toplumsal dinamiklere işçi sınıfı adına müdahale eder. Bu fark elementer bir farktır, bu farkı görmeyen birisi komünist olmaktan çıkmış demektir.

İşçi sınıfı dediğimizde, farklı emekçi kesimlerin toplamından değil, onların ortak tarihsel çıkarlarından söz ediyoruz. Oysa bir açıdan işçi sınıfı bölünmüştür; sektörel olarak, kol ve kafa emeği arasında, ücret adaletsizlikleri yüzünden, etnik farklılıkların sonucunda… İşte bütün bu farklılıkları bir düzlemde yok eden bir siyasal-ideolojik karargâhtır komünist parti.

Yukarıda yer verilen dört ilke, komünist harekete kendi karakterini kollamak açısından yeterli çerçeveyi sunmaktadır. Önemli ekler yapabiliriz; bunlardan hareketle…

Emperyalist devletler ve onun projelerine karşı uyanıklık örneğin… Sermaye sınıfına karşı konumlanmak gerektiği için!

Gericiliğe karşı, aydınlanmayı ve laisizmi savunmak örneğin… Gericilik sermayenin en büyük silahlarından biri olduğu, sosyalizmin güncelliğini örttüğü ve emek-sermaye çelişkisinin üzerine kutsal kavramlar düşürerek burjuvaziyi koruduğu için!

Kentli olma zorunluluğu örneğin… Emek-sermaye çelişkisinin temel yatağı kentler olduğu, marksizm kentli bir dünya görüşü olarak da kodlanabileceği için!

Öncü ve gelişkin olanı savunmak örneğin… İşçi sınıfının kurtuluşu, insanlığın topyekûn kurtuluşunun önünü açacağı ve bu kurtuluş onun şimdiye kadarki tarihsel kazanımlarının, ilerleme fikrinin en üst aşaması olacağı için!

Haksızlıklara karşı olmak kadar haksızlıklar üzerinden siyaset yapmamak örneğin… Sosyalizmin yaratacağı insani değerler ve sosyalist devrim için gerekli sınıf ahlakı bunu gerektirdiği için!