Kısa bir TKP yazısı

03/02/2009 Salı
Kısa bir TKP yazısı

Geçtiğimiz hafta sonu, üyesi olduğum partiden bir kez daha gurur duymamı sağlayan bir Konferans topladık. Tartıştık, düşündük, gülümsedik, duygulandık ve elbette kararlılığımızı pekiştirdik. Burası tam yeri değil ama yine de elime geçen ilk fırsat olduğundan, kutlamak zorundayım arkadaşlarımı, dostlarımı, yoldaşlarımı...

Konuklarımız da vardı kapanış oturumunda, konuk demeye dilim varmıyor ama... "Dostumuz" da, çok önemsesem bile dostluğu, yetmiyor, karşılamıyor. Çoğu, büyük çoğunluğu evsahibiydi, bizim gibi. Onları da kutlamak gerekiyor. Zaten herkes birbirini kutluyordu sanırım alabildiğine dolup taşmış salonda.

Orada kalmalı ama... Kutlamaya izin vermiyor memleketin durumu.

Konferans'ın ana temalarından biri "gençliğin iradesi"ydi. TKP gençliğin iradesini yaratma ve temsil etme iddiasını ortaya koydu, genç işçileri başta olmak üzere gençleri örgütlemeyi öncelikli hedef haline getirdi ve bununla bağlantılı olarak parti yönetiminde daha fazla genç komüniste yer verdi. Onlara, bu partide birinci dereceden sorumluluk üstlenecek Erkan'a, Kurtuluş'a ve diğerlerine kolay gele, ne diyeyim... Hepimize kolay gele...

Ancak bütün bunlar, partinin siyasetinin daha etkili hale gelmesi içindir, kendi başına bir anlam taşımaz. Bu nedenle TKP şimdi, bütün kadrolarıyla daha etkili, daha atak ve elbette daha olgunlaşmış siyaset üretmeli. "Gençleşme" buna yardımcı olduğu oranda anlamlı.

Bu nedenle TKP Konferansı'nın siyasal derinliği şimdi daha fazla önemsenmeli. Kriz üzerine çok önemli bir belge çıktı ortaya, başka belgeler, kararlar... Ve bazı kavramlar... Devletin çözülmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiyesi derken, Yeni Osmanlıcılığın açık, güncel bir tehdit haline geldiğini vurgulamış oldu TKP Konferansı. Davos maskaralığının hemen ertesinde toplanmanın sorumluluğuyla...

Dolayısıyla sevgili soL okurları, TKP önderlik mekanizmalarının ille de hizip kavgalarıyla, kişisel rekabetle, hastalık ya da ölümle yenilenmeyeceğini pek güzel bir biçimde kanıtladı. Aydemir Güler, Genel Başkanlığı devretti, bunun bir önemi olmadığını o görevi sürdürürken de bilmenin rahatlığı ve şimdi çok daha fazla çalışmak durumunda olmanın sorumluluğuyla... TKP'de artık Genel Sekreterlik diye bir görev yok ama TKP'nin Kemal Okuyan'dan daha fazlasını talep etmeye hakkı var. Bu herkes için geçerli.

Neden herkes için geçerli? Çünkü önemli olan, Türkiye'yi değiştirmek, Türkiye'yi yaşanası bir ülke haline getirmek. Bunun için elinden ne geliyorsa yapmak.

Türkiye Komünist Partisi Konferansı'nın siyasi doğrultusu, bu doğrultuda alınan somut kararlar, işte bunlar hayata geçirilirse asıl işte o zaman kutlayacağız birbirimizi, dostları, arkadaşları, yoldaşları...

Not: Konferans'tan söz etmişken, Nihat Behram'a değinmemek olmayacak. Her şeyin başıydı daha ve şair çıktı ortaya, ezildim her bir sözcüğün ağırlığında ülkemdi, çürüyendi, kokuşmuşluktu anlatılan. Sonra kanatlanıverdi bir kartalmışçasına, kapıverdi binlerce yüreği taşıdı isyana ve umuda...