Kahraman ırkımın...

30/09/2015 Çarşamba
Kahraman ırkımın...

Piyasaya teslim olmuş, lüzumsuz türden “sanatçı”dır, fırsat kollar, uygun bir anda sosyal medyada tek laf eder, al sana halk kahramanı! Kahramanlaştıran “sol duyu”dur genellikle, azıcık vicdan, azıcık isyan… Edilen lafın kendisinde bir sorun yoktur belki ama ötesine-berisine bakılmaksızın “helal olsun”culuk bayağı sorunludur. Gerçek bir sanatçı olmaması, bunu bıraktık sorumlu bir insan olmaması bir şey değiştirmez: O lafı etti ya!

Sonra, ya tükürdüğünü yalar ya başka bir laf eder, incirler berbat olur… Ne gam! Popüler kültürde işlerin nasıl yürüdüğüne girmeyeceğim, günümüz kahramanları zaten bir çay içimliktir. Vururlar ve kaçarlar.

Buna alet olan, en başta, işte o “sol duyu”dur.

Bir başkası maçta formasını çıkarır, atletinde mesaj yazılıdır, iyi numaradır ve her zaman tutar. Toplumsal duyarlılık sahibi topçu olmak herkese nasip değildir ne de olsa… Solcu muhabbetinde “abi adam çok sıkı ya”lara konu olur sonra ciddi ciddi “devrim neferi”ne evrilir hayal dünyasında.

Memleketin, dünyanın dertleriyle hiç ilgisi olmayan, gemisini bir güzel yürüten epeyce kişiye dağıtıldı bu ünvan.

Hollande’dan “solcu Başkan” çıkaran zihniyet bol keseden kahraman elbette yaratacak. Hatırlıyor musunuz, Hollande Fransa’da Cumhurbaşkanı olduğunda Türkiye solunda süren tartışmaları? Avrupa sola kayıyormuş, solun önü açılıyormuş, tamam gerçek bir sosyalist değilmiş ama olsunmuş… Bu yayın, yani soL, bütün bu saçmalıklara direnmesiyle, kafa tutmasıyla bilinir, işte burada bile zamanında yazan iki kişiyle bayağı papazı bulmuştuk. Tartıştığımız Hollande’dı.

Fransız halkına yaptıkları bir yana, Hollande sadece ve sadece Suriye konusundaki suçları nedeniyle bile yargılanması gereken bir siyasetçidir. Ortadoğu’da Obama’nın ayakları suya eriyor yavaştan, “sosyalist” Hollande ise hâlâ Esad’ı düşürecek!

Başından beri bu kibirli emperyalistin solla ilişkisi olmadığını söyledik; sözümüzü ağzımıza tıkmaya kalktılar. Hiçbir şeyi beğenmiyorduk yine…

Beğenmiyoruz efendim!

Biz de kibirli olduğumuzdan değil. Sahte hayallerin insanların iyiyi-güzeli aramasına engel olduğunu, insanları iyice karamsarlığa ittiğini bildiğimizden.

Daha önce de yazmıştım, bir uluslararası toplantıda, Obama’nın çok tehlikeli bir emperyalist olduğunu söyledim diye faşistlikle suçlanmıştım. Suçlayan marksist olduğunu iddia ediyordu, şimdi dediğini unutmuştur başka kahramanları vardır muhakkak.

Demek ki yalnız bizde değil bu huy. İnançsızlık, özgüven eksikliği, işçi sınıfına sadece empati besleyip asla tarihsel anlamda güvenmemek, solu sürekli kurtarıcı ya da şenlendirici aramaya itiyor.

“Azıcık da biz gülelim” 12 Eylül sonrası patron kısmının lafıydı, sol da şimdi azıcık şenlenmek, efkar dağıtmak istiyor olsa gerek.

Ne eğlence ama; sürekli hüsran, sürekli hüsran.

Aziz Yıldırım’ı bile iki yıl önce devrim cephesinin komuta kademelerine yerleştireceklerdi neredeyse… Adam geçenlerde “işadamlarının üzerine çok geliyorlar, komünizm mi var ülkede” diye dert yandı da rahatladık, gayri birkaç yıl lafı edilmez.

Çok kahramanlar eskitti “sol”…

Çünkü sol olmaktan çıktı “sol”.