IŞİD gösterisinde yeni perde

18/11/2014 Salı
IŞİD gösterisinde yeni perde

Yine başladık… Anlamak lâzım, deniyor IŞİD’e katılanları… İnsanları bu tür örgütlere iten nedenler üzerinde durmak, bu ilginin sosyo-ekonomik temellerine inmek gerekiyormuş. Öyle “gerici” diye yaftalamak yanlışmış, “ABD işi” diyerek kestirip atmak ise basitlikmiş. Dikkatle bakılınca, ortada yoksulluğa, yolsuzluğa, her tür ahlaki değerin erozyonuna güçlü bir tepki olduğu görülürmüş.

Bizde bunu söyleyenler hep vardı, şimdi aynı terane emperyalist merkezlerde duyuluyor.   

Geçtiğimiz günlerde IŞİD tarafından gösterime sunulan yeni “kafa kesme” görüntüleri ile birlikte, örgüte batılı ülkelerden katılımın sanıldığından çok olduğunu “fark ettiler” ve topluma dehşet pompalarken bir yandan da “anlama” ve “anlamlandırma” çağrısı yapmaya başladılar.

Bu çabalar doğrudan kapitalizmin temellerine ulaşıyor oysa. Tüketim toplumundan kaçmak isteyenler, kendini çaresiz hisseden işsiz yoksullar, hızla dibe doğru sürüklenen orta sınıf mensupları… Tekelci medya bunlardan söz ediyor. 

Neden acaba?

IŞİD’in Arap ülkelerinde adaletsizlik ve eşitsizliklere tepkiyi istismar ederek militan devşirdiğini yazıyorlardı, şimdi İngiltere’den, Fransa’dan örgüte katılanların da kapitalizmin kurbanı olduğunu ileri sürüyorlar. 

Büyük ölçüde doğru da, eniştem acaba beni neden öptü? Emperyalist basın, örnek olsun anti-kapitalist karakteri tartışılamayacak komünist harekete benzer bir hak tesliminde hiç bulunmamıştı! Neden IŞİD konusunda bir yandan panik yaratmak istiyor, diğer yandan bu tür örgütlerin maddi zeminine ilişkin alabildiğine “yapıcı” değerlendirmeler yapıyorlar?

Nedeni basit. Şov sürüyor!

IŞİD’le işleri bitmedi, yeni başlıyor. IŞİD, sonu gelmeyen askeri işgallere evlatlarını göndermek istemeyen batılı toplumların bu direncini düşürmek ve en temel özgürlüklerin devre dışı bırakılması  dışında hiçbir getirisi olmayan “güvenlik manyaklığı”ndan duyulan kuşkuyu alt etmek için kullanılmaya devam edilecek. Yani, savaşacaksın ve otoriterleşmeye boyun eğeceksin!

Basit ve mağaralardan çıkmış bir terör örgütü imajı bunun için yetmiyor. IŞİD’in hakikilik hissi yaratması gerekiyor. Son görüntülerle birlikte batı basını “gelişmiş ülkelerde de kökleşmeye başlayan, derin bir örgüt”ten daha fazla söz etmeye başladı.

Amerikalıların, İngilizlerin kafasını kesip bunun görüntülerini birinci sınıf çekim teknikleriyle yine Amerikalıların, İngilizlerin burnuna sokan örgütün amacı kendisine dönük operasyonları durdurmak olabilir mi

Saçmalık!

Bu türden görüntüler operasyonlar başlamadan önce de dolaşımdaydı. Kaldı ki, yalnızca kafası kesilenler değil, kafa kesenler arasında da Avrupalıların olduğunu özellikle göze sokmak istiyorlar. Bütün bunlardan “aman biz uzak duralım, birbirlerinin kafasını kessinler” sonucu çıkmaz. 

Çünkü “IŞİD içimizde” fikri yerleştirildi.

Yanlış da değil elbette. İstihbarat örgütleri zamanında Bosna’da, Çeçenistan’da, Libya’da savaşan “batılı militanları” tek tek biliyor. Biliyorlar çünkü paralı asker trafiğini kendileri yönettiler, bu trafik sırasında bir sürü bağlantı kurdular, kritik noktalara adamlarını yerleştirdiler. Dolayısıyla şimdilerde yaptıkları “uyumuşuz” türü açıklamalar, halkı uyutmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Gerçek şu ki, IŞİD’i büyütmeye devam ediyorlar. IŞİD’le mücadele için silahlandırıldığı iddia edilen “ılımlı” gruplar ağır silahlarla birlikte IŞİD’e ilhak ediyor. Bunu öngörmüyor olabilirler mi? 

Geçiniz!

Basının hiç ama hiç ilgilenmediği birçok yerleşimde farklı örgütler, ılımlısı-radikali, hep birlikte Suriye ordusuna karşı savaşmaya başladı. Ne yapacaklardı? ABD ordusuyla mı çarpışacaklardı? Onlar yoklar ki!

Üzerinde durulması gereken, IŞİD gerekçesiyle Suriye’ye silah sevkiyatının ve paralı askerlerden oluşturulan düzenli birliklerin ABD, Türkiye, Ürdün komutasında kara operasyonlarına başlamasının meşrulaştırılmasıdır.

Ya anlamak?

Elbette insanların bu örgütlere katılmasının arka planında derin ekonomik, kültürel, ideolojik nedenler var. Hep böyle olmadı mı? Örneğin, Alman faşizminin kitle tabanı, sosyolojik analizlere fazla gömüldüğünüzde bir anda mağdura dönüşüverir.

Bu “bilgi”yi, empati geliştirmek için değil, yoksul kitleleri gerçek alternatifle buluşturmak için kullanmak gerekir.

Şimdi ise, IŞİD’le ama daha çok IŞİD’le yapılmak istenenle mücadeleye odaklanılmalıdır. Gerçeklerden kaçılamaz. Türkiye ilericisi, IŞİD’le mücadeleye Türkiye’nin taş koyduğuna ikna olmuş durumda. Doğrudur ama bu örnekte yarım doğru büyük yanlışa sürüklemektedir. IŞİD’in sahnede durmaya devam etmesi ABD’nin de çıkarınadır ve gelişmeler bu örgütün daha büyük rollerle karşımıza çıkacağını göstermektedir.

Ne demiştik? Hepiniz oradaydınız!