İşçi sınıfı devrimcileri!

23/09/2010 Perşembe
İşçi sınıfı devrimcileri!

Türkiye'de siyasal ve toplumsal yaşantının dincileştirilmesinin sınıfsal temellerini göremeyenler, bu konuyu pas geçerek emekçi sınıflara ulaşmanın olanaklı olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye'de işçi sınıfı hareketinin ve sosyalist hareketin devreye girmediği her döneme gericiliğin damga vuracağını anlamayanlar da "laik düzeni" "çağdaş sermaye"nin ve onun silahlı güçlerinin koruyacağına inanıyorlar.

İkincisi açık bir biçimde solculukla ilgili değil, sola uzak ve çoğunlukla sola düşman bir yaklaşım. Lakin, sola ait olsa da, ilki de verdiği zarar açısından diğerinden aşağı kalmıyor.

İşçi sınıfının örgütlenmesinin, hakkını arayan, ülke yönetimine talip olan bir sınıf haline gelmesinin ancak siyasal ve ideolojik hesaplaşmaların ürünü olacağı bir türlü anlaşılmak istenmiyor. Tek tek işçilerin ideolojik tercihleri ne olursa olsun kendi somutluklarında sağlıklı sınıf refleksleri verebilmeleri ile, sınıfın daha uzun erimli bir mücadele içine girmesi arasındaki fark dikkate alınmıyor.

Sosyal güvenlik sisteminin deyim yerindeyse çökertilmesine ilişkin tepkisizliğin arka planında toplumsal alanın dinselleştirilmesinin yattığını bıraktık siyasal mücadeleye, sendikal mücadeleye dönük ilgisizlikte cemaat ilişkilerinin işletme düzeyine kadar inmesinin de payı olduğunu, bu ilişkilerin sınıfsal çelişkilerin içine yerleşerek onları gölgede bıraktığını sosyal devlet uygulamalarının bütünüyle tasfiye edilmesini kolaylaştıran ideolojik mekanizmaların ne denli mükemmel iş gördüğünü ve tersinden bu tasfiye işleminin gericileşmeyi ne ölçüde tetiklediğini Türkiye solunun bir dönem hep birlikte üzerine atladığı ve hiç kuşkusuz emekçi karakteri taşıyan mahalle dinamiğinin etkisizleştirilmesinde polis terörü ve kentsel rantlar dışında gerici ideolojilerin de rolü olduğunu görmek istemeyen bir garip solculuk!

Sıkışınca Kürtçülük, dileyince işçicilik!

Bol bol demokrasi mücadelesi ama konu ancak gericileşmeye gelince "sosyalizm"i hatırlamak…

Linççi faşistleri "vatandaş tepkisi" olarak meşrulaştırmaya kalkanlara karşı uyanıklık, eli sopalı yobazları "mutaassıp mahallenin canına tak etmesi" olarak mazur görmek.

Oysa faşistler de "normal insanlar"dan çıkıyor, yobazlar da…

Devletin kullanımı ve provokasyona uygunluk açısından bir farkları var mı? Yok!

"İnananları dışlıyorsunuz" diye ahkam kesmek adetti, şimdi söz gelimi "evet"çilerin kısa dönemde içine düştükleri ideolojik-siyasal bataklıktan çekip çıkarmanın zaman alacağını söylediğimiz için "işçi sınıfını boş vermek"le itham ediliyoruz.

İşçi sınıfını kanaatsiz, ideolojisiz, siyasetsiz bir boş kap olarak değerlendirip hafife alıyorlar. Milyonlarca emekçinin, işçinin, yoksul köylünün AKP'yi hem "zengin" hem de "gerici" partisi olarak kavrayıp, onun karşısında çare aradığını görmezden geliyorlar.

Onları CHP'ye terk et, "işçi sınıfı başka yerde" edebiyatına sarıl.

Bu ne hovardalık!

Bu ne aymazlık!

Şimdi CHP, gericiliğin önünü açan bir laisizmden, gericiliğe doğru açılıyor. Doğaldır bu, dinselleştirme bugün sermaye birikim modelinin parçasıdır. Bir burjuva partisi olarak CHP kendine ayar veriyor.

Bu memlekette AKP "ayarı" tutmayan sol aranıyor!