İran'da Solcu Olmak Zor

18/06/2009 Perşembe
İran'da Solcu Olmak Zor

Solcu olmanın kolay olduğu nerede görülmüş? Ama şu sıralar İran'a solcu olmak daha bir zor.

Baskılardan söz etmiyorum tek başına. 1970'lerde sol, başta komünist TUDEH, ülkenin kaderini belirleyen güçlerden biri haline geldiğinde despotik şah rejiminin terörü ile boğuşuyordu. Bugünkü gerici molla rejimini ortaya çıkaran 1979 Devrimi'nin arkasındaki faktörlerden birisi, biraz da SAVAK'ın işkence yöntemlerine, yargısız infazlarına duyulan kitlesel öfkeydi.

Solcu olmak zordu ama ülkede sol vardı, hem de büyük bir ağırlıkla.

Sonrası biliniyor. Devrim kısa süre sonra karşı-devrime dönüşüyor, mollalarla ittifaka giren komünist, sol güçler kanlı bir tasfiye operasyonuna konu oluyor.

Hâlâ tartışılıyor bu büyük trajedi. Kimisi "bu bir Sovyet stratejisiydi" diyerek topu taca atıyor, kimisi "İslamcılara güvenilmemeliydi" diyor, "komünistler hazırlıksızdı" da çok dillendirilen bir yargı. Ortada bir hesap hatası olduğunu kimse yadsımıyor.

Hesap hatası neredeydi?

Şah'a karşı gelişen toplumsal hareketlerin bir parçası olmak? Bu hata olabilir mi?

İslamcı hareketlerle ittifaka girmek? Bir toplumsal hareket, gerçek bir toplumsal hareket, keyfi bir yaklaşımla nasıl tasnif edilecek? Amerikancı şah rejimine karşı topyekun bir ayaklanma çıktığında o rejime karşı yıllar boyu fedakarca bir mücadele sürdüren komünistler "ben bu işi sevmedim" diyerek kenara mı çekilecekti?

Bir kural var, her devrimci durum ya devrimle ya karşı devrimle sonuçlanır. İşte İran ikisini birden ardı ardına yaşadı. Hareketin genel halkçı yapısı ve içindeki sol güçler ona devrimci bir karakter veriyordu, mollaların hegemonyası bu karakteri boğdu.

ABD karşıtlığı filan, hepsi bir yerden sonra boş! Humeyni'nin liderliğinde gerçekleşen açık bir karşı-devrimdir. Ülkenin ilerici güçlerini siyasal, ideolojik, örgütsel ve fiziki olarak tasfiye eden bu dönüşüme başka bir ad veremezsiniz.

Özgün bir karşı-devrim bu elbette. ABD'nin kontrol edemediği neredeyse tek örnek. İran elbette büyük ülke, CIA'nın yeşil kuşak projeleri de, ürkek Sovyet stratejileri de tutmadı, ortaya özgün bir iktidar çıktı.

Bu iktidarın gelişimini, geride bırakılan 30 yılı bir kenara koyalım.

"İran'da solcu olmak zor" dedik. Bunu bugün için söyledik. Peki neden?

E, çünkü 1979'deki "özgün"lük sürüyor! İran İslam Cumhuriyeti, varlığını ölesiye nefret ettiği Sovyetler Birliği'ne borçlu. Daha doğrusu, Sovyetlerle ABD arasındaki mücadelenin yarattığı boşluklara. Irak'ta Saddam rejimi de öyleydi. Bunlar iki sistemli dünyada kendilerine hareket alanı bulmuşlardı. Sovyetler dağıldı, emperyalistler Sovyetlerden dolaylı olarak yararlanarak ayakta kalan devletleri yasadışı ilan edip, bizim buralara yüklenmeye başladılar. Doğrudan Sovyet etkisinde olanlar kolay halledildi. Garbaçovcu ihanet şebekesi, sosyalist Bulgaristan'ı, Polonya'yı, Macaristan'ı, Çekoslavakya'yı, Demokratik Almanya'yı oradaki KGB güçlerinin desteğiyle tasfiye etti. Daha özerk Romanya bir süre direndi. Her zaman batıya daha yakın ve Moskova'ya mesafeli Yugoslavya'yı dağıtmak için kanlı bir savaş gerekti. Irak işgal edildi. İran'da ise molla iktidarı sürüyor. İdeolojik karakterinden ve bir kez daha uluslararası dengelerden yararlanarak.

Solcu olmanın zorluğu burada başlıyor. Başta ABD, emperyalist ülkeler İran'ı "düşürmek" için her yolu deniyor. Bu taraftan bakınca solcu olmak, emperyalist müdahaleye, emperyalist projelere karşı olmaktır. İran'da "demokrasi" adına ABD ya da Avrupa'dan medet umana solcu değil hain denmesi her yerde olduğu gibi meşrudur.

Öte yandan bugün İran'da yükselen hareket ne tek başına "ılımlı İslamcılar"ın ne de "ABD komploları"nın ürünü olabilir. Tamam, Musavi'nin pek farkı yok, üstelik elindeki kan Ahmedinejad'dan daha yoğun. Tamam, gizli servisleriyle, medyasıyla, Sorosçu örgütlenmesiyle ve elbette yalanlarıyla emperyalistler "muhalefet"in hemen her yerinde. Ama dedik ya, İran büyük bir ülke... Yobazların kanlı diktatörlüğüne karşı elbette bir tepki gelişecek, elbette ilk fırsatta bu tepkiler bir yere akacaktı.

Sol, gericiliğe, zorbalığa karşı koymaktır da! Her durumda!

Zorluk burada.

Ama aşılmaz değil.

Zorlukların yanında "kolaylaştırıcı" bir yan da var. Çünkü İran'da "dışarı"dan beslenen bir hareketin şansı az. Yurtseverlik İran'da şaşırtıcı derin köklere sahip. İran Azerilerini bu nedenle bir türlü Tahran'a karşı Amerikancı bir hesabın içine çekemediler.

Ama şimdi ok yaydan çıktı bir kere. Olup bitenleri tek başına "Amerikan komplosu" ile açıklamaya kalkmak, mollalar rejiminin 30 yıllık kanlı bilançosunu görmezden gelmektir. Bizim ne hakkımız var, binlerce ilericiyi, yurtseveri, komünisti, demokratı, bilim insanını yok etmiş bir rejime sonsuz kredi açmaya! Bunu bazı devletler yapabilir, uluslararası politikadaki dengeler, karmaşık hesaplar Chavez'i ya da bir başkasını kayıtsız molla destekçiliğine sürükleyebilir.

Bunu komünistler, sol yapamaz.

İran emperyalist müdahaleye karşı korunmalı, savunulmalı. Ama bugün güçlü bir sol olsaydı ya da sol güçlenmek için bir tutamak noktası bulsaydı, İran özgünlüğünde mollalara karşı toplumsal tepkiyi ABD'ye, Fransa'ya, İngiltere'ye yedirtmemek için olanca güçle çaba harcamalıydı demek gerek. Unutulmamalı, ABD'nin İran'ı açık bir müdahaleyle teslim alması kadar, mollalara karşı mücadeleyi bütünüyle liberal bir eksene yerleştirmeyi becermesi de tehlikeli. Molla rejimi 30 yılını götürdü İran'ın, "Amerikancı yeşil devrim" bir o kadar daha götürür eğer başka ağırlıklar ortaya çıkmazsa.

Çok mu kitabi bütün bunlar. Bence değil. Ama bir yerden sonra İran'da olmak, İranlı olmak, İranlı bir mücadele yürütmek gerekiyor, konuşmak için. Zorluklar öncelikle onların zorlukları.

Kolay gelsin ve yanlarındayız...