Helikopter pisti önemli de, nereye gidecen?

13/11/2014 Perşembe
Helikopter pisti önemli de, nereye gidecen?

Diktatörün, zalimin, hırsızın, Amerikancının tekiydi… Bugünkü molla rejimine bakıp, aklamaya da kalkmayın; İran’ın dinsel fanatizme teslim olmasının nedenlerindendi Şah Rıza Pehlevi… Halkı yoksulluk içindeyken, İngiliz terbiyesiyle inceltilmiş bir görgüsüzlük içinde yaşardı. Milyon dolarların akıtıldığı balolar, resepsiyonlar, kutlamalar “çağdaş”lığı temsil ediyorduysa, elbette hoş gelecekti, sakal ve hırkanın ardına gizlenmiş Ayetullah zenginliği! Halk öfkelendi, öfkelendi, öfkelendi ve Rıza Şah’a yol göründü. Ocak 1979’da atladı uçağına, yanında değerli taşlar ve gizli banka hesapları, tüyüverdi.

Parasıyla birçok ülkeyi, büyücek olanlarda ise siyasetçiyi satın alabilirdi. Bunu denedi de, bir ara gitmek zorunda olduğu Bahama’nın adalarından birisinin tapusu için o zamanın parasıyla 500 milyon dolar önerdi. Adanın yönetimi çok ahlaklı olduğundan değil, parayı az bulduğundan bu teklifi reddetti. Mangırı çoktu alçağın ama korkuyor, yıllarca idam ettiği, işkencehanelerde çürüttüğü, yoksulluğa mahkum ettiği halkın nefretinin kendisini yakalayacağından kuşku duyuyordu. 

Hastalıklar da peşindeydi. ABD hükümeti adamına sahip çıkmak istiyor ama bunun yaratacağı sorunlardan çekiniyordu. Gizli gizli tedavi oldu Amerikan hastanelerinde. Güvenilir bulduğu bazı ülkeler onu kabul etmedi. Sonunda bir başka Amerikancı Enver Sedat, muhtemelen Vaşington’un baskısıyla kapısını açtı da Şah sakin sakin ölecek bir yer buldu kendine.

Ocak ayında ülkeden tüyüp, sonrasında ortada kalıveren bir başka diktatör Küba’nın Batista’sıydı. Fidel ve arkadaşları, ada halkının desteğini almış iktidara yürürken, diktatör yılbaşı kutlamalarındaydı. Pek eğlenecek hali yoktu, yeni yılın ilk günü daha ışıldamadan atladı uçağına ve ülkeyi terk etti. İlk uçakta kendisi ve büyük bölümü Amerikan sosyetesine hitap eden birinci sınıf kumar ve fuhuş işletmelerinden aldığı komisyon ve rüşvetlerle istiflenen paracıkları vardı. Tam rakam bilinmiyor ama ikinci uçağa binen üst düzey destekçilerinin yanlarına aldıkları ile birlikte, iki Bahama adası satın alabilecekleri anlaşılıyor! Ama o ne, ABD yönetimi Batista’yı, hani yıllarca desteklediği bu katili istemiyordu. Çünkü Batista imaj olarak sıfırı tüketmişti, Amerikalılar bu gözden düşmüş diktatör paçavrasının “demokrasi ve özgürlük” şampiyonluklarına gölge düşüreceğinden emindi. Küba halkı, Batista rejiminin pisliklerini temizleyip, adada yeni hayatı yeşertmeye başladığında, zalim Batista’ya ev sahipliği yapmak bir başka diktatöre, Portekiz’in sivil faşisti Salazar’a kalmıştı. “Sus, otur yerinde” dendi diktatöre. O da sıkıntıdan paracıklarını kârlı işlere yatırdı ama korkuyu, Kübalı devrimcilerin gelip kendisinden hesap soracakları endişesini yenecek bir iş sahası mevcut değildi. Kalbi 14 yıl direndi, sonunda iflas etti. Yine de şanslı sayılırdı.

Diktatörlerin kaçış öyküleri anlatmakla bitmez. Kaçamayanlar da var elbette.

Hazırlık önemli. Paraların, değerli taşların, hatta altın külçelerinin arkada bırakılmaması da!

Küp de olur, ayakkabı kutusu da.

Ancak önce, şehir trafiğine hiç girmeden kapağı atabileceğin hızlı bir ulaşım aracına gereksinim var.

Bizimkilerin uzay programlarına ilgileri buradan mı kaynaklanıyordu acaba? Bilemedim.

Vardır bir planları. Saraylar restore ediliyor, yenileri (ama çok çirkin yahu!) yapılıyor. Rivayet muhtelif, altında tünel varmış, kaçış için dehlizler filan. Bir de, helikopter pistleri yapılıyormuş her birine. Ama okudum, sadece bir helikopterin inip kalkabileceği büyüklükte. Bencillik bu, geridekiler ne olacak?

Ben olsam, hayvanat bahçesini yıkar, uçak pisti de inşa ederdim, sadece kalkışa uygun, neme lazım, davetsiz misafirlere önlem!

Ancak en mühimi, havalandın, nereye gideceksin? Önceden bağlanması gerek. Deneyle sabit, emperyalist merkezler düşüklerden hoşlanmıyor. “Sıfır sorun” derken komşuların her biriyle papaz olundu. Barzani’ye güvenebilirsiniz de, halkına asla. Ne olacak, nerelere gidilecek?

Bahama’da pek demokrasi olduğu söylenemez, satış mümkün ama bu zengin ada ne de olsa İngiliz Kraliçesi’nin mülkünde gözüküyor. Abdullah’ı harcamak bu nedenle hiç iyi olmadı, bağlantıları kuvvetlidir. 

Hocaefendiyle ilişkiler de bozuldu üstüne! 

Ne olacak şimdi?