Ergenekon gayrimeşruluğu...

14/12/2012 Cuma
Ergenekon gayrimeşruluğu...

Kemal Okuyan'ın “Ergenekon gayrimeşruluğu...” başlıklı köşe yazısı 14 Aralık 2012 Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Ergenekon son derece karmaşık bir operasyondu. Birinci Cumhuriyet’in sonlandırılması için yürütülen kapsamlı faaliyetlerin en önemli enstrümanlarından biri olarak hazırlandı ve uygulamaya kondu. Bir örgütü filan hedef almadı, olası bir ittifak girişimini peşinen engellemekti niyet ve bunda başarılı olundu.

Tarif edilen türde bir örgüt olmadığı ortada.

Oysa Türkiye’de kontrgerilla, herkesin malumu olduğu üzere vardı, bugün de yeniden yapılandırılarak varlığını sürdürüyor. Ama dediğim gibi, Ergenekon operasyonunun asıl derdi, Birinci Cumhuriyet’in etkili kurumlarının birbirleriyle ve bazı toplumsal-siyasal güçlerle ittifakını başlamadan bitirmekti.

Kimileri bu operasyondan heyecan duydu, hararetli ya da utangaç biçimde destekledi. İkinci Cumhuriyet taraftarı liberaller, Osmanlı düşkünleri, İslamcılar…

Bunlar zaten işin sahipliğine soyunmuşlardı. Utangaç destekçiler arasında sermaye diktatörlüğüne karşı mücadeleyi unutup cumhuriyetle hesaplaşmaya kalkan solcular da yer aldı. Karmaşık bir meseleyi çözmenin birçok durumda basit yolları olduğunu atlayıp, “kontrgerilla temizliği”nin başladığını düşündüler ve “sonuna kadar gidilsin” cinliğini bu esnada telaffuz ettiler. Zamanla Ergenekon’un kontrgerillaya değil AKP’ye muhalif oldukça geniş bir kesime bulaştığını görünce “Ergenekon’da iyiler ve kötüler” tasnifine kalkıştılar. İyilere dokunmasa iyiydi!
Oysa çok basit…

Ergenekon operasyonunun hedefini bir kez deşifre ettiğinizde bu yükten kurtuluyor, karmaşık bir siyasi olguya basit bir çözüm getiriyorsunuz: Ergenekon ve ardından gelen bütün siyasi davalar gayri-meşrudur. Efendim içinde Veli Küçük varmış, şu varmış bu varmış… Geçiniz!
Buradan adalet çıkmaz. Nokta!

Ben bunları yeni yazmıyorum. Ergenekon süreci ilk başladığında neredeyse her gün anlatmaya çalıştım operasyonun hiçbir biçimde Türkiye’de derin devletin tasfiyesi anlamına gelmeyeceğini, tersine karşı-devrimci mekanizmaların daha da güçleneceğini…

Evet doğrudur, Ergenekon’da benzemezler yan yana getirildi. Olası bir ittifak girişimi diyorum, bence bu ittifak mümkün değildi. Şimdi bile mahkeme sürecinde “ortak” davranışta zorluk çektikleri, hatta birbirlerine kızdıkları biliniyor. Dolayısıyla hukuk dışı yöntemlerle tutuklananlardan bir “yurtsever” blok oluşturmak bana göre saçma, saçma olduğu kadar da olanaksız.

Yurtsever olmayanlardan yurtsever yaratamazsınız, haksızlığa uğramak yurtseverliğe yetmez.

Ancak Ergenekon ve benzeri davalarda yargılananlar arasında gerçekten yurtsever, ilerici olanlar var. Bununla birlikte, bu ayrıştırma işlemi için Ergenekon süreci kalleş bir zemindir, doğru değildir, asla kullanılmamalıdır.

Halka karşı işlenmiş suçlar için de Ergenekon’dan zerre umut beslenmemelidir. İşin özeti, Ergenekon, Balyoz, Odatv, Devrimci Karargah, KCK… Bütün sanıklar serbest bırakılmalıdır. Bütünüyle siyasal saiklerle başlatılan, şantaj unsuru olarak kullanılan ve AKP’ye dönük tepkileri paralize etmek için sürdürülen “hukuk şovu”na topyekun tavır alınmalıdır.