Erdoğan ailesi kadınlara ne demek istedi?

09/03/2016 Çarşamba
Erdoğan ailesi kadınlara ne demek istedi?

Yeni bir şey yoktu konuşmalarında. Zaten yeni bir şey söyleyecek birikimleri de yok. Ama yine de önemli; bu aile Türkiye’nin ekonomik, siyasi, ideolojik iklimini iyice bozmuş durumda.

Ve çok konuşuyorlar. Konuştukça dava açıyorlar üstüne…

Kuşkusuz tersine dönecek; yaptıklarının yanı sıra konuşmalarının önemli bölümünde suç unsuru var. Hukuk yargılamazsa tarih yargılar, insanlık yargılar. Er geç.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde karı-koca konuştular. Anne-siyasetçi de diyebiliriz. Çünkü siyasetçi olan, 8 Mart’ta bir kez daha “Benim için kadın, öncelikle annedir. Birileri rahatsız olabilir ama ben az önceki hanım kardeşimin tescil ettiği gibi, ayaklarının altını öpmekten şeref duyduğum kendi annemle birlikte tüm annelerin özel bir yeri vardır” deyiverdi.

Peki anne Erdoğan, yani Emine Erdoğan 8 Mart günü hangi sıfatla konuştu İstanbul Borsası’nda? Borsa’yla ilgimiz yok, kim konuşursa konuşsun elbette, hatta oraya tıkılsınlar cümbür cemaat ve sabahtan akşama kadar konuşsunlar, memleket rahatlar. Ancak mesele şu ki, başka yerlerde de konuşuyor.

Neden konuşuyor?

Eş durumundan!

Yalnız Emine Erdoğan değil, “eş” durumundan ünlüler.

Tam bir saçmalık ve kadınların bu toplumda karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığın bir başka örneği bu. First Lady’lik kurumunun savunulacak bir tarafı var mı? Bir liderin karısının (ya da kocasının), sırf o kişiyle evli diye toplumsal-siyasal bir değer kazanması kadar saçma bir şey olabilir mi?

Feodal kültürün bir uzantısı bu. Ve Erdoğanlarla sınırlı değil. Sırf “önemli” bir şahsiyetin abisi, kardeşi, şusu-busu diye milletvekili olanlar ya da adaylığa soyunanlar var bu ülkede. “Ama batılı ülkelerde de bunun örnekleri var” demesin kimse. Varsa var! Kapitalizmin gelişkini olabileceğini düşünseydik, başka siyasi tercihlerimiz olurdu. Ancak yine de şunu söylemeliyiz: Türkiye siyasetin sülalecek yapılması açısından özel bir örnek haline geldi.

Erdoğan kotaya karşıyım diyor (ben de karşıyım) ama eş kotasından yararlandırıyor Emine Erdoğan’ı.

Eş kotası, damat kotası, çocuk kotası…

Dönelim biz tekrar 8 Mart konuşmalarına…

Tayyip Erdoğan ısrarla kadının öncelikle “anne” olduğunu söylüyor. Bu iyi oldu, çünkü Erdoğan konuştukça kadın dendiğinde aklına önce annelik gelen solcunun kafasına dank ediyor, “bu işte bir terslik var” diye… Ana ve bacı edebiyatı sanırım biraz darbe aldı.

Anneye saygı ama anne olmayan, olmak istemeyen kadına da saygı!

“Anne” vurgusunun ne anlama geldiğine ilişkin çok şey söylendi bugüne kadar. Ancak en belirgin olanı, erkeğe kadına değer biçme hakkı vermek için anneliğin mükemmel bir olanak sunması. “O çocuğumun anası” lafı pek sevilir malumunuz; burada “erkek” merkezdedir ve kadına kendi dünyasında yer açmaktadır!

“Kalsın” diyor kafası dik kadınlar; boyun eğmeyenler.

Başka ne demiş siyasetçi Erdoğan?  "Bir takım çevrelerin kendi deyimleriyle özgürleştirmek adına kadınları kadın yapan güzellikleri, imtiyazları ortadan kaldırma girişimleri görüyoruz" demiş...

Özgürleştirmek adına! Özetle kadınların eşitlik-özgürlük mücadelesini kadınlara ait bir fiil olarak bile görmüyor. Özgürleşme yok, özgürleştirmek var! Ya erkekleri kast ediyor ya da mücadele eden kadını kadından saymıyor.

Meramına girmiyorum bile… Erdoğan ve güzellik… Yan yana gelmiyor ve iki günden beri sürekli şeyhler takılıyor aklıma!

Anne Emine Erdoğan ise "kadınların özel sorumlulukları hesaba katılmadan sağlanan eşitlik, bazı eşitsizlikler doğurabilir” demiş Borsa konuşmasında.

Üstüne gidilse diyecek ki, “anneyi yasalar korumazsa nice olur”!

Ama asıl meramı şu: Kadın-erkek eşitliği geçerli değildir çünkü kadınların farklı yükümlülükleri var!

Bıraksınlar bu işleri…

Eşitliğin nasıl elde edileceğini biliyoruz. Yalnız kadın-erkek eşitsizliği değil, insanlar arası her tür eşitsizliğin temelleri ortadan kaldırılacak.

Biraz zaman alabilir ama önce kadına saldırıları durduracağız.

Bu konuşmalar kadına saldırıdır. Şu saatte sokağa çıkma kadına saldırıdır, şunu giy, bacağını ört kadına saldırıdır. Töre cinayeti, taciz, dayak kadına saldırıdır.

Bunları durduracaklar. Onlar durdurmazsa, kadınlar fena yapacak.