Efsanelere kanmayın

31/12/2009 Perşembe
Efsanelere kanmayın

Türkiye’de insanların kahramana gereksinim duyması anlaşılır bir şey. Erdoğan’ın yükselişi, arkasındaki destek biraz da bu nedenle kendine ait ideolojik alanın dışına çıktı, “sol”un zayıf ve hastalıklı kesimlerini de etkiledi. Bir bölümü inanmak istiyordu ki, AKP öyle İslamcı bir parti filan değildi, izin verilse yani asker vesayeti ortadan kalksa Türkiye’yi demokratikleştirme amacındaydı... Bir bölümü ise Kasımpaşalı’da ezilmişliğe isyan eden bir yürek gördü, kendiyle özdeşleştirdi, kendinde bulamadığı cesaretin peşine takıldı.

Kahramanımızın “halkçı”lığı bir süredir fena yara alıyor, bundan sonrası artık yalnızca ve yalnızca dindir. Erdoğan’ın ezilenlerin sesi olduğuna ilişkin düşünce ancak ezan sesiyle birlikte etkili olabilir. Ve buna rağmen, inananların çoğaldığı bir Türkiye’de Erdoğan’a inanan yoksulların sayısının azalması kaçınılmazdır.

AKP’nin bu erezyona karşı biber gazından başka çaresi yoktur. İnanmayanın boynu vurulamıyorsa, eğilmelidir.

AKP’nin İslami hesapları olmadığı ve demokratikleşmeyi samimi olarak arzuladığı düşüncesini ayakta tutan ise ne olursa olsun geleneksel olarak dinci hareketten ve özgürlüklerin kısıtlanmasından en fazla çekmiş olan “sol” adına konuşma uyanıklığı gösteren liberal kesimler ve “güç dengeleri”ndeki her tür oynamaya duyarlılaşmış yine liberal Kürt siyasetçiler olmuştur.

Açık söylemek gerekirse, her şeye karşın Erdoğan onların kahramanıdır.

Demokratikleşme büyüsü bozuldukça şapkadan tavşan çıkaran Başbakan ve arkadaşlarını büyük bir hayranlıkla izlediklerinden kuşku yok.

Çankaya’yı elitlerden arındıran(!) Abdullah Gül de onların kahramanıdır, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz de...

“Kontrgerillanın ini”ne giren hakim hiç kuşkusuz yeni idolleridir.

Bugün liberalizm muzır ve fuzuliden toplumun “kahraman” arayışına mal sevkiyatına odaklanmıştır.

Ancak “kahraman” yaratmak onların tekelinde değildir.

Herkes kendine uygun kahramanların peşinden gitmektedir.

Bugün Türkiye’de yaşanan gerilimlerin bir tarafı olarak gözüken ulusalcıların tek tek şahıslar açısından yaşadıkları hayal kırıklıklarından sonra şimdi yeni kahramanlarının Özel Kuvvetler olduğu anlaşılmaktadır.

Özel Harp Dairesi, Seferberlik Tetkik Kurulu, kontrgerilla... Buradan kahraman çıkmayacağını herkes biliyor. ABD’nin kurdurduğu, Nazi eskisi Alman subaylarının stratejik aklını tepe tepe kullanan, on yıllar boyu sözde “Sovyet tehdidi”ne karşı devrimci ve yurtsever kanı döken, türlü kirli işler organize eden bir yapılanma.

Türkiye’nin kiri buradan ibaret değil ama kurucularının ve en yetkili isimlerinin bile savunamayacağı bir geçmiş.

Olsun, burası Türkiye, biz her yerden kahraman çıkarırız!

Madem Özel Kuvvetlerin kökü soğuk savaşa ve ABD çıkarlarına gidiyor, biz de onu bu geçmişten kopartırız!

Arınç’a süikast girişimi saçmalığından sonra binalarından biri polis tarafından basılan ve bir itiş kakıştan sonra soL’da yazıldığı gibi “enteresan bir hakim” tarafından incelemeye alınan Özel Kuvvetler artık ABD’den bağımsız hareket etmekte, Türkiye’nin AKP’ye yüklenen yeniden yapılandırılma süreci karşısında yegane direniş odağı olarak öne çıkmaktadır!

Ve ABD 6-7 yıldır Özel Kuvvetleri itibarsızlaştırmak, onu felç etmek için çaba harcamaktadır.

En kahraman Tayyip, kahraman kuvvetlere karşı!

Bugün yaşanan gerilimleri hafife almak gibi bir niyetim yok. Hükümetin TSK üzerinde kurduğu baskının (demokratikleşme, normalleşme gibi saçmalıklara karnımız tok olduğuna göre) Türkiye’nin geleceği açısından önemsiz olduğunu da asla söyleyemem. ABD’nin uzun bir süredir Türk ordusunun burnunu sürtmekte olduğu gerçeğini inkar edemem.

Bunların nedenine geleceğim.

Bununla birlikte TSK ya da onun bir birimiyle AKP arasında stratejik uzlaşmazlıklardan kaynaklanan bir hesaplaşma olduğu iddiasını fazla ciddiye almam.

Efsanelerden gerçekten uzak durmakta yarar var.

ABD’den koptu denilen Özel Kuvvetler Komutanlığı ile ABD’nin benzer birimleri arasındaki yakın işbirliğine ilişkin verilerin hiçbiri gizli değil.

Özel Kuvvetler, NATO bünyesinde çok önemli misyonlar üstlenmiş durumda.

Özel Kuvvetlerin kolordu düzeyine çıkarılması yalnızca Kürt savaşındaki gereksinimlerin değil aynı zamanda NATO’nun terörle mücadele konseptinin ürünü. Dahası, “toplum mühendisliği” girişimlerinde ciddi fiyaskolara imza atan bir kurumun “en bağımsız” olduğu ileri sürülen birimini on binlerce personelle doldurmak, bir karakteri varsa eğer o birimin, bunu güçlendirmek değil, deforme etmektir.

Peki bu durumda ne oluyor?

Ülkenin “gizli” bilgilerine el konuyor iddiasının bir inandırıcılığı olabilir mi? Bu ancak “başbakanlık gitti, çankaya bizde, çankaya bitti yargı bizde...” fantazisinin “her şey boş, Özel Kuvvetler hoş” noktasına gelmesidir.

Türkiye’nin derinliklerinde “bağımsızlıkçı” bir çekirdek yok, Türkiye’yi ABD projelerinden koruyacak bir hazırlık filan hiç yok.

ABD politika ya da taleplerine ayak direyenler, isteksizler var. AKP’den fazlasıyla hoşnutsuz olan unsurlar var.

Bunların etkisizleştirilmesi, daha kolay ikna olmaya hazır hale getirilmesi gerekiyor.

Ancak konu somut başlıklara indirgendiğinde yeni efsanelerle karşılaşılıyor. Örneğin TSK üzerindeki baskının Afganistan’a asker taleplerinin karşılanmaması ile ilgili olduğu iddiası... ABD’nin şu aşamada Türkiye’nin Afganistan’da çatışmalara dahil olmamasında özel çıkarları olduğunu söylüyoruz, zaten şu anda “asker yollamak isteyen AKP, buna direnen TSK” tasviri gerçeklerle bağdaşmıyor. Benzer bir biçimde Kıbrıs’ta Türkiye’nin varlığına en büyük desteği veren ABD’nin TSK’ya Kıbrıs odaklı bir operasyon yapmakta olduğu iddiasını da çok önemsememek gerek.

Yeni bir Türkiye yaratmaya çalışıyorlar buna “Türkiye” denebilirse eğer ve burada bırakın TSK gibi büyük kurumları, hemen bütün toplumsal aktörler sarsıntı geçirecek. Sarsıntı yalnızca yeniden yapılanmaya maruz kalmalarından değil, 70 milyonluk ülkede bu çaptaki bir dönüşüm sorunsuz olamayacağı için...

İşte bu bağlamda TSK’yı bir kutup başı olarak kurmanın ve göstermenin sonsuz faydasını görüyorlar. Halkın en güvendiği kurum, aynı zamanda ABD’nin en iyi tanıdığı ve güvendiği kurumdur. ABD yalnız dün değil, bugün de TSK’nın bütün zayıf noktalarını ve sicilindeki suç dosyalarını bilir. Savaş hazırlıklarını, savaş felsefesini, birliklerinin hareket yeteneğini... Kritik teknolojilerinin kodlarını...

AKP’nin karşı kutbu olarak TSK görüldüğü sürece gerçek bir direncin ortaya çıkmayacağı düşüncesi bugün Beyaz Saray’ın bizim hükümete de fısıldadığı güvencesidir. Amerikan karşıtlığının kalesi olduğu için değil, Amerikan karşıtlığının en zayıf noktası olduğundan Özel Kuvvetlerin kışlasına dayanılmıştır.

Gerilime lütfen bir de bu açıdan bakınız.

Baykuş Bakışı'nda, ülke ve dünyadaki gelişmelere hızlı tepki vermeye, günün hangi saatinde olursa olsun okurla buluşmaya çalışacağız. Ümidim odur ki, 2010'da bu buluşmalar daha fazla iyimserlik taşıyacak. Hepinize aydınlık ve başarı dolu bir yeni yıl sevgili soL'cular.