CHP "evet" için çalışıyor

16/08/2010 Pazartesi
CHP "evet" için çalışıyor

CHP'nin ne yaptığı bizi ilgilendirmiyor mu?

Bir düzen partisi olarak, Türkiye'nin önemli bir partisi olarak CHP'nin yaptıkları elbette bizi ilgilendiriyor. Kastım bu değil…

CHP referandum sürecinde ne yapıyor?

Bu bizi fazlasıyla ilgilendiriyor. Çünkü, Türkiye solunun ağırlıklı kesimi "hayır" çalışması yapıyor, CHP yönetiminin de karar verdiği doğrultuda oy kullanılması için örgütlü güçlerini harekete geçiriyorlar. TKP'nin "hayır"ı emekçi sınıflar açısından gerekçelendiren bildiri ve gazeteleri daha şimdiden yüz binlerce kişiye ulaştı.

"İşte MHP ve CHP ile aynı safta buluştunuz" türünden sataşmalar, buna verilen "BBP ve Saadet'le ortaklaştınız" yanıtları cılkı çıkmış bir siyaset kültürünün sola bulaştırdığı çiğliklerdir.

Referandumun merkezi, hatta biricik öznesi AKP'dir onunla aynı safa düşüp düşmemek önemlidir.

Dolayısıyla referandumda "hayır"cılar arasında değişik kesimlerin olması doğaldır, oldukça farklı hesaplarla herkes AKP'nin anayasa değişikliğinin sandığa takılması istenmektedir.

Ancak ortada şöyle bir ilginçlik vardır TKP'nin, diğer sol hareketlerin "hayır"ı gerekçelendirirken ileri sürdüğü bütünlüklü argümanları CHP seçmeninin önemli bir bölümü onaylamaktadır.

Bu argümanlar arasında AKP'ye dönük hiçbir düzen partisinin yanından geçemeyeceği, köklü ve radikalliğini sınıfsal bir yaklaşımdan alan bir reddiye vardır CHP'nin tabanında bu noktaya gelenlerin sayısı hiç de az değildir.

Bu argümanlar arasında AKP'nin 12 Eylül Anayasası'nın "emek düşmanı" özüne hiç dokunmadığı, tersine bunu daha da pekiştirmek istediği vardır orta sınıflardan aşağılara doğru gidildikçe, kendilerini CHP'li olarak gören emekçilerin bu konuda kesinleşmiş bir kanaata sahip olduğu görülmektedir.

Bu argümanlar arasında AKP'nin "mutlak otorite" arayışı içinde olmasının AKP'nin ötesine geçen bir büyük operasyonun başarısıyla ilgili olduğu tezi vardır CHP'lilerin önemli bölümü bu düşüncededir.

Bu argümanlar arasında 12 Eylül faşizminin ürünü olan Anayasa'nın tamamen değişmesinin mutlak bir toplumsal gereksinim olduğu düşüncesi vardır CHP'li seçmenler içinde 12 Eylül Anayasası'nın muhafazasını isteyen pek az insan bulunmaktadır.

Bu argümanlar arasında Kürtlere eşitliğinin sağlanmasının bu ülkede birliğin, kardeşliğin, barışın tek kalıcı yolu olduğu iddiası vardır çok sayıda CHP'linin yılların alışkanlığı, milliyetçi önyargılar ve tepkisel bir tutum nedeniyle ısınamadığı işte budur.

Ancak genel olarak CHP tabanının referanduma ilişkin "solun argümanları"nı benimseyebildiği, o argümanları kullandığı görülmektedir. Bu iyi bir gelişmedir.

İşin gerçeği, referandum konusunda CHP bir şey yapmamaktadır.

CHP tabanından CHP'nin kurumsal yapısına, yönetimine doğru geçildikçe, AKP'nin ekmeğine yağ süren ilginç bir görüntü verildiği ortadadır. Erdoğan ortaya bir laf atmakta, Kılıçdaroğlu onu yanıtlamakta, her gün laf lafı açmakta, iki siyasetçi arasında kalitesizlik yarışı sürüp gitmektedir.

Bu yarışı Tayyip'in kazanacağı kesindir.

Bir düzen partisi olarak CHP'nin yapacağı bu kadar olabilir.

CHP bir düzen partisi olarak "hayır"ı gerekçelendiremiyor olabilir.

Partide Kılıçdaroğlu'nun sırtına yüklenmiş ve onun liderliğini kısa kesecek bir referandum başarısızlığını arzulayan birden fazla odak olabilir.

Danışmanları "Erdoğan kitleleri böyle etkiliyor, sen de aynı tarzı benimsemelisin" diye Kılıçdaroğlu'nu gaza getirmiş olabilir.

Burada bizi ilgilendiren, CHP'nin bu propaganda biçiminin "evet" olasılığını güçlendirmesidir. AKP'ye "hayır"ı kemirmesi için fırsat vermesidir.

Bu bizi ilgilendiriyor.

Referandumda mesele özünde "AKP'nin elinin kuvvetlenmesine izin verilip verilmeyeceği"dir. AKP'ye ilişkin berrak bir kavrayışı olanlar içinde bu partinin ne mal olduğunu bilenler "hayır" diyecek, malı götürenler ya da bunu hayal edenler "evet" diyecek.

Ancak bu propaganda tarzıyla toplum Erdoğan'la Kılıçdaroğlu arasında bir tercihe doğru yöneltilmekte, Kılıçdaroğlu da "korkmayın aramızda fazla fark yok"u kanıtlmak için elinden geleni yapmaktadır. Böyle bir ortamda Erdoğan'ın fazla uğraşmasına gerek kalmamaktadır.

CHP seçmenlerinden konuştuğum, denk geldiğim hemen herkes bu tablodan rahatsızdır, etkili bir "hayır" çalışması yapılmadığından şikayet etmektedir.

Etkili ve tutarlı bir "hayır" çalışmasını sol yapacaktır, bu bellidir.

Sol kendi argümanlarını mümkün olan en geniş kesime taşımalı ve başkalarının da bu argümanların taşıyıcısı olması için araçlar geliştirmelidir.

CHP Genel Merkezi ise "boy pos" tartışmasıyla "evet"çilerin işini kolaylaştıracağına, örneğin "seçim güvenliği" konusunda ciddi girişimlerde bulunabilir.

Onur Öymen "7 milyon yeni seçmen nereden çıktı" diye sormuş… Devlet partisi CHP bu sorunun yanıtını veremeyecek, araştıramayacak, devletin has kadrolarından Onur Öymen YSK'ya dilekçe vermekten başka bir şey yapamayacaksa Kılıçdaroğlu Erdoğan'la neyin yarışına girmiş durumda?

CHP tabanı bu yarışın, Anayasa değişikliğinin arkasındaki gerçekleri ve daha önemlisi AKP gerçeğini perdelemesine izin vermemesi için solun "hayır"ına sahip çıkmalıdır.