Büyük Ortadoğu’da Gülen-Asker İttifakı

23/02/2009 Pazartesi
Büyük Ortadoğu’da Gülen-Asker İttifakı

Tekrar vurgulamak durumundayım, Türkiye'de olup bitenler ciddiye alınmalı!

AKP hükümetinin Afrika merakına, Abdullah Gül'ün işi gücü bırakıp Kenya ve Tanzanya'yı ziyaret etmesine "memlekette onca dert varken, olacak iş mi" gibi bir tepki vermeyi, "herhalde safariye katılacaktı" türünden cıvıklıklar yapmayı memleketimizin güzide ana muhalefetine bırakalım. Yıl 2009 ve CHP seçimlere "yolsuzluk" dosyalarına bel bağlayarak giriyor! AKP'nin ve giderek toplumun bunu "herkes yolsuzluk yapıyor" yanıtıyla karşılayacağını hesaplamadan.

Hesaplasa ne olur ki? Ellerinde AKP'ninkinden farklı bir ekonomi programı yok, yerel yönetimlerdeki "yıldız" Kılıçdaroğlu belediyelerde ihale, özelleştirme ve krediyle borçlanma sistematiğini aynen savunuyor ama bir koşulla: Her şey kuralına göre yapılacak.

Böyle bir partinin dış politikada farklı bir şey söylemesini geçtik, hükümeti zaman zaman sıkıştırması bile olanaksız. Ne halleri var ne de böyle bir arayışları.

Siyasi iktidarın hemen her adımını yakın takip altına almak, bunları belli bir bütünlük içinde değerlendirmek ve bu adımlara yanıt vermek solun omuzlarında. Elbette devrimci bir stratejinin parçası olarak, elbette öncelikleri iyi belirleyerek...

Biliyorum, bazı başlıklar yakıcı sorunlarla boğuşulan bir Türkiye'de sol için dahi ilgi çekici olmuyor. Ama unutulmamalı, bugün AKP zihniyetine emekçi sınıfların işini, aşını, ekmeğini ilgilendiren konularda aşırı saldırgan bir tutum takınmak konusunda güç veren, biraz da bunların sessiz sedasız gerçekleştirdikleri açılımlardır.

Yıllarca solun bazı konularla ilgilenmesi için, o konunun Kürt sorunu ile bağlantısının kurulması neredeyse zorunluluk haline gelmişti. Bu alışkanlıktan kurtulamayanların herhangi bir şeyle ilgilenecek hali de kalmadı. Ama bu sefer bağlantıyı ben kurayım: Erdoğan Diyarbakır'a neden gittiyse, Gül de Kenya ve Tanzanya'ya o nedenle gitti.

Emperyalistler Türkiye'yi silah zoruyla küçültemezler, durup dururken direnç yaratırlar demiştik. Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiyesini "muhteşem" kılmak istiyorlar diye uyarmıştık. Biz itidalli değerlendirmeler yapmaya çalışsak da, onlar tıpayı açtılar, sağdan soldan Yeni Osmanlı projeksiyonları yapılıyor. Türkiye'yi büyüme yolunda bitirecekler.

Evet, Erdoğan Diyarbakır'a neden ısrarla gittiyse, Gül de Kenya'ya bu nedenle gitti. Aynı projenin değişik ayaklarını örüyorlar.

Afrika ABD'nin gözünü diktiği alanlardan biridir. Barak Obama'da karar kılınmasının nedenlerinden biri, ABD'nin Afrika önceliğidir. Isınma turlarıyla geçen bir dönem geride kalmıştır, şimdi gaza basılacaktır.

Fethullah Gülen okulları yıllardır her yere ama özellikle ABD'nin önceliği olan yerlere yoğunlaşır. TSK aynı alanlara bulaşır, asker yollar, danışman yollar, subay eğitir. Patron sınıfı, silah ya da askeri araç üretenler dahil, bu alanlara yönelir. Hâlâ devletin elinde kalmış olmasını stratejik açılımların önemli bir aracı olmasına bağlayabileceğimiz Türk Hava Yolları da, ekonomik açıdan verimli olup olmamasına bakmaksızın, bu alanlara sefer koyar.

Asker Fethullah'ın etkisinden şikayet eder ama farklı nedenlerle de olsa, aynı yola baş koymuştur. Nerede Fethullah Gülen okulları yoğunlaştıysa, orada TSK da mevcuttur. Dikkatli bir göz, iki kuvvetin zaman zaman açık işbirliğine girdiğini de fark eder.

Bu geride bırakılan uzunca bir dönemin gerçeğidir.

Şimdi ABD Türkiye'ye Büyük Ortadoğu'da "vites yükselt" demiştir. Erdoğan seçim olmasa da Diyarbakır'da şov yapacaktı, Abdullah Gül ise Kenya'da aslan değil, misyon avına çıkmıştır.

Türkiye'yi büyütmek, Osmanlı'nın sınırlarını zorlayacak alanlara taşırmak iddiasını açıkça dile getiren, bu sayede "milliyetçi" direnci zayıflatmak, hatta onu yanına çekmek isteyen AKP zihniyeti Fethullah Gülen okulları olmadan yapamaz, binlerce yabancı ülke subayını eğiten TSK olmadan yapamaz, Afrika ülkelerine zırhlı araç satan özel sektör olmadan yapamaz. Bunların hepsi el ele, kol kola... Türkiye Cumhuriyeti'ni Osmanlı'ya büyütürken tasfiye etmek için işbirliği yapmakta.

Sivil kışlada demokrasi kültürü: Gül tarafından açılan okulda disiplin kuralları askeri okullardan daha ağır! soL'un bugünkü manşeti...

İşte bu tabloda Gülen'in Gül tarafından yeni bir tanesi açılan ve bir kışladan farksız Kenya okullarında yalnızca ya da temel olarak "islamcı" yetiştirildiğini sananlar fena halde aldanıyorlar. Amerikalılar salak mı! Bu okullarda düpedüz piyasacı ve işbirlikçi kadrolar yetişiyor, Kenya bunlara teslim edilecek. Tercihan islamcı ya da muhafazakar hıristiyan yapılacaklar ama ille de ipleri ellerinde tutacaklar.

Tıpkı, İstanbul'da, Diyarbakır'da, Erbil'de olduğu gibi...

[email protected]