Bölünmek neden kötü?

19/08/2010 Perşembe
Bölünmek neden kötü?

"Bölünmeye karşısınız çünkü Türkler için hak gördüğünüzü Kürtler için uygun bulmuyorsunuz."

"Bölünmeye karşısınız çünkü 'Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğü' fikri sizin de beyninizi yıkamış."

"Bölünmeye karşısınız çünkü bütün muhafazakarlar gibi kontrol edemediğiniz, başkalarının inisiyatif aldığı gelişmelerden dehşetle ürküyorsunuz."

"Bölünmeye karşısınız çünkü Kürtleri küçümsüyor, onların kendi ayakları üzerinde durabileceklerine inanmıyorsunuz."

Böyle gidiyor…

Bunların her biri için söylenecek çok şey var, yeri geldiğinde söylenebilir de… Türkler ne demek, Türkiye Cumhuriyeti neye karşılık geliyor…

Ama önce bölünmeye, ayrışmaya neden karşı olduğumuzu kendi yaklaşımımızla ortaya koyalım.

Bölünme kötü, çünkü daha büyük idari birimler o ülke vatandaşları için daha büyük kaynakları seferber edebilir, planlı bir ekonomi için daha uygun koşullar sağlayabilir, daha dirençli ve daha bağımsız olabilir, toplumun maddi koşullarının iyileştirilmesi ve entelektüel gelişimi için daha büyük bir hız yakalayabilir. Bunlar için elbette devrimci bir iktidar gerekir ama bölünme böyle bir iktidar için tarihsel koşulları da ortadan kaldırmaktadır.

Bölünme kötü, çünkü bölünme ulusal sorunun çözümü anlamına gelmemekte, yeni bölünme başlıklarıyla etnik gerilimleri körüklemektedir. Kürtleri eksiltme işleminden sonra bugün "Türk" olgusunun içinde değerlendirilen unsurların "etnik uyanışın" cazibesine kapılmaları büyük olasılıktır. Benzer bir gelişmenin bizzat "Kürtler" içinde de yaşanacağı söylenebilir.

Bölünme kötü, çünkü bölünmeyi olanaklı kılan uluslararası dinamiklere hakim olan güç ya da güçler bölünme sonrasındaki parça ve parçacıkların da hakimidir. Burada bir siyaset kuralından söz ediyoruz ama kurallarla ilgilenmiyorsak, Yugoslavya'ya, Baltık Cumhuriyetleri'ne göz atabiliriz.

Bölünme kötü, çünkü bölünme için uygulanan kuvvet bölünme sonrasında çatışmaları daha farklı bir düzeye sıçratacak negatif enerjiyi de biriktirir. Yeni devletlerin ortaya çıkışı değişik dönemlerde değişik çatışma türlerinin ürünü olmuştur. Sömürgeciliğe karşı savaşların yaygınlaştığı tarihsel kesitlerde, sömürgeci ideoloji de büyük bir darbe almış, emperyalist ülkelerde toplum bağımsızlık isteyen Anadolu insanına, Hindistan halklarına, Afganistan yoksuluna ya da sömürgeciliğin son örneklerinden Portekiz'in Angolası'na, Mozambiği'ne anlayışla yaklaşarak kendi yayılmacı devletini büyük ölçüde yalnız bırakmıştır. Yıllar sonra, bambaşka koşullarda Çekoslavakya'nın parçalanması "barış" içinde gerçekleşmiş ama bir karşı-devrimin ürünü olmuş, sırtını ona dayamıştır. Yugoslavya'da ise gerçek bir boğazlaşma sürerken, parçalanmacı hamlelere "meşruiyet" emperyalist Avrupa, ABD, NATO ve Avrupa'nın hain "solu" tarafından sağlanmıştır. Bölünmeler bayram değil, kanlı düğün havasındadır. Bizde bir bölünmenin, halklarımızın karşılıklı rızasına dayanması çok değişik nedenlerle olanaksızdır. Bölünme bir fiili durum değil de bir anlaşmanın ürünü olacaksa, bu "düşman"lar arası bir anlaşmadır, Türkiye Cumhuriyeti devletiyle Kürtlerin temsilcileri arasında…

Bölünme kötü, çünkü emperyalizm yaklaşık 20 yıldır "bölücü" bir strateji uyguluyor ve bu stratejiyi terk etmeye niyetli gözükmüyor. Evet, bugün bölünmeleri dört gözle bekleyen, arzulayan, tetikleyen, denetleyen emperyalist odaklardır. Emperyalizmin inisiyatifinde yaşanan gelişmelerin özgürlük, barış ve kardeşlik getirmesi ise olanaksızdır.

Bölünme kötü, çünkü günümüzün sermaye birikim modelleri, hiç kuşkusuz emekçilerin tarihsel kazanım ve çıkarlarına ağır darbeler indirerek, dünyadaki idari birimlerin önemli bölümünün parçalanmasını öngörüyor. Emperyalist merkezlerdeki başat ulus devletlerin kendilerini tahkim edip güçlendirmesi bir yana, kapitalizm karar mekanizmalarını "toplumsal onay" derdinden büyük ölçüde arındırması açısından siyasal, piyasanın yaşamın tüm yapısına engelsiz bir biçimde yerleşmesi açısından ekonomik boyutları olan bir "yerelleşme" dönemi yaşıyor. Bugünkü idari birimlerin bölünmesi bu yerelleşme sürecine hizmet ediyor ve uluslararası tekeller açısından eşsiz fırsatlar yaratıyor.

Bölünme kötü, çünkü Türkiye'nin demografik yapısı da, işçi sınıfının kompozisyonu da bir bölünmenin rasyonel temellere oturmasına izin vermeyecek karmaşıklıkta. "Etle tırnak" muhabbetinden sıkılındığını biliyorum, ne demek istendiği açık...

Bölünme kötü, çünkü dönemin uluslararası koşulları, bölgesel dengeler "Kürt kopuşu"nun ilerici, devrimci bir içeriğe taşınmasını engelliyor. Kürt önderliğini bir kenara koyalım, bölgede ABD askeri, siyasal, ekonomik varlığını pekiştirmiş, gerici ideolojiler 1980'ler ve 90'ların tersine çok kapsamlı bir atak yapmış, Kürtlerin daha küçük bölmesini temsil eden Irak Kürtleri "ayrılma" konusunda büyük aşama kaydetmiş ve bu ayrılmayı Amerikancı bir temele dayandırmışlardır.

Bölünme kötü, çünkü Kürtlerden arınmış bir Türkiye'nin kendini karanlıktan çıkarabilme olanağı yok. Kürt uyanışının bu ülkeye kattığı değerleri görmezden gelmek aptallıktır bu bir Kürt milliyetçiliğinin yolunu az çok tahmin ediyoruz, öngörüyoruz ama Kürt ayrışmasıyla "kişiliksizliği"nden sıyrılacak bir Türk milliyetçiliği Anadolu'nun sonudur, Kürt ayrışmasıyla iyice silikleşecek bir milliyetçiliğin küllerindense liberal-dinci sentezinin bugünden sağlam ipuçları olan faşizmi çıkar, bu da iki… Üç, Kürt işçisiyle bir mücadele ortaklığını, kader birliğini geliştiremeyen bir işçi sınıfının "Kürtler kendini kurtardı, şimdi sıra bende" demesi için hiçbir neden bulunmamaktadır.

Bölünme kötü, çünkü bizim coğrafyamızın gerçeklerinden olan cemaatçi ideoloji küçülen parçalarda daha rahat serpilip gelişiyor. Evet, gericilik aşiret yapısına, güçlü ve geniş ailelere, toplumsallaşmanın baskın olamadığı örgütlenme biçimlerine daha kolay yerleşiyor, sermaye hareketleriyle küçük birimlerde daha çabuk senkronize oluyor.

Bölünme kötü, çünkü emperyalizmin bölgesel operasyonları için, özellikle İran ve Suriye için de bir zemin oluşturuyor ya da onları da içine alacak bir altüst oluşu gerektiriyor. "İran'da molla iktidarı, Suriye'de ne yapacağı belli olmayan, pragmatik Esad rejimi hüküm sürüyor, onlar için mi tasalanacağız" akıl yürütmesini bönlük olarak nitelememizi gerektirecek kadar veri sunuyor emperyalist pratik bizlere.

Bölünme kötü, çünkü Kürtlerin sınıfsal açıdan en ileri unsurları Türkiye Cumhuriyeti'nin batısında ya da Avrupa'da yaşıyor. İleri doğru hamleler gelişkin toplumsal temellere gereksinir. Örnek olsun, Kuzey Kürtlerini Irak Kürtlerinden daha önemli kılan, yalnızca sayıları değil, daha ileri sosyo-ekonomik koşullarla temas halinde olmalarıdır.

Ana hatlarıyla böyle…

"Bölünme kötü diyorsun ama Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı'ndan ne haber" diye soranlara bundan böyle "haberim yok" demek isterim "bölünmenin kötü olduğunu gerekçelendirmişsin, demek bu gerekçeler olmasa bölünmeden yana olacaksın" diyen milliyetçilereyse yanıtım "hadi oradan ırkçı faşistler" olacaktır.