Boğazlayın birbirinizi ki elalem keyif sürsün

02/03/2018 Cuma
Boğazlayın birbirinizi ki elalem keyif sürsün

Milliyetçilik nerede adaletsizliğe, eşitsizliğe, zorbalığa karşı bir öfke varsa, o öfkeyi başka yerlere yönlendirmeye yarar. 

Milliyetçilik yoksulların kendilerini sömüreni, hırsızı değil de kendileri gibi olanı düşman bellemesine yarar.

Sonra milliyetçilik enerji kaynaklarını ele geçirmek, yeni pazar ve yatırım alanlarına ulaşmak için birbirleriyle kıyasıya mücadeleye giren uluslararası tekellerin çıkarları için yoksul insanların tümen tümen saf tutmasına yarar.

Bir de en hazini, milliyetçilik en güçlü emperyalist ülkelerin kendi hakimiyetlerini sürdürmek için “bir ötekinden üstün olduğu”nu düşünen ulusları birbirine karşı kullanmalarına yarar.

Tersi sanılır ama dünyada milliyetçiliklerden son tahlilde en fazla yararlanan Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Milliyetçilik, başka ülkelerin milliyetçilik hakkını meşru bulmayan, en azından hakir gören tuhaf bir ideolojidir.

Hep dediğimiz gibi yurtseverlikle bir ilgisi yoktur. Yurtseverlik yüceltir, milliyetçilik süründürür.

Bunlar nereden mi çıktı?

1'inci sayısı bugün yayımlanan soL Dergi’de yer alan bir yazı dolayısıyla Aram Haçaturyan’ın Gayane Balesi’ni bir kez daha izleme ihtiyacı hissettim. Olağanüstüdür, bu eserdeki birkaç bölümü dinlemeyen neredeyse yoktur; her niyete kullanılmıştır, banka reklamlarından Hollywood filmlerine kadar…

Oysa 1941’de yazılan Gayane Balesi’nde düpedüz sınıf mücadelesi vardır. 

Vardır ama mesele şudur ki, sayısız kez icra edilen Gayane Balesi’nin internette yer alan videolarının altındaki yorumlarda sınıf mücadelesinden söz eden yoktur, milliyetçilikler birbirine sallamaktadır. 

“En görkemli Ermeni ezgisi” demiş birisi. 

Yanıt gecikmemiş: Bu Ermeni müziği değil!

Gürcüsü, Azerisi, Ermenisi birbirlerini yiyorlar, inanılır gibi değil. Haçaturyan'ın kullandığı folklorik temaları dert etmişler, o dans ve ezgilerin milliyetinin peşindeler! Türkiye’den de tartışmaya katılanlar var, kestirip atmışlar: “Böyle Ermeni dansı olmaz”. 

Haçaturyan bir Ermeni müzisyen. Tiflis’te, yani bugün Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te doğup büyüyor. Sonra Moskova’ya gidiyor, müzik eğitimine başlıyor.

Demek ki düzeltmek gerekiyor öncelikle, Aram Haçaturyan bir Sovyet sanatçısı.

Bestelerini Ermeni ya da Gürcü ya da Azeri ya da Lezgiler milliyetçilik yarıştırsın diye yapmamış. Kafkas halklarının kaynaşması için, kardeşliği için üzerine düşeni kalburüstü bir sanatçı olarak yerine getirmiş; bu kardeşliği sağlayacak biricik toplumsal düzen olan sosyalizmin o coğrafyada güçlenmesi için kültür alanında mücadele etmiş.

Şimdi eserlerine sahip çıkmak için Kafkas halklarının neredeyse birbirini boğazlayacak noktaya geldiğini görse dehşete düşerdi. Tıpkı Sovyet Azerbaycanı’nın muhteşem sesi Reşit Beybutov gibi…

Selanik bir zamanlar Yunan, Türk, Bulgar, Yahudi, Makedon, her etnik kökenden insanın yaşadığı bir kentti. Bu kentte kardeşlik işçi hareketi sayesinde pekişti, geniş bir coğrafyada devrimci hareketler Selanik’i merkez saydılar, düşman kan emici sömürücülerdi, emperyalistlerdi.

Bakû de öyleydi. Kafkaslarda işçi hareketinin merkeziydi, Sovyet döneminden itibarense halkların kardeşliğini simgeledi. Ermeniler kendilerini misafir gibi hissetmez, Azerilerle birlikte kadeh tokuştururlardı.

Haçaturyan böyle bir dünyada kardeşlik, eşitlik, özgürlük serpilsin diye beste yaptı; milliyetçiler ahmaklık tokuştursun diye değil. 

Haçaturyan öldü, ülkesi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yıkıldı. Emperyalizm geçici olarak galebe çaldı.

Verin milliyetçilik gazını silah tekelleri el ovuştursun, petrolcüler bayram etsin; verin dincilik-mezhepçilik gazını borsa spekülatörleri şenlensin.

Lakin bilin ki, bayramınıza eşlik eden Kılıç Dansı’nda (Gayane Balesi’nin en bilinen ezgisi) havaya kalkan kılıçlara hiç güvenmeyin, orada yoksulların öfkesi var.