Adnan, Turgut, Süleyman... Ve Tayyip

15/12/2013 Pazar
Adnan, Turgut, Süleyman... Ve Tayyip

Hemen söze girerken belirteyim, idam cezasının insanlık kültüründen tamamen çıkarılmasını düşünenlerdenim. Dolayısıyla Adnan Menderes’in asılmasına “oh olsun, hak etmiş” duygusuyla yaklaşmıyorum. Bu duygu, ilkellikten başka bir şey olamaz.

Peki, Menderes devrilmeyi hak etti mi?

Bu soruya verilen cevap sizin dünya görüşününüzü ve emek-sermaye kavgasında nerede durduğunuzu gösterir.

Mursi için de aynı soru gündeme getirilebilir. Devrilmeyi hak etti mi?

Bir bakış açısı, Menderes’in askeri darbeyle devrildiğini söyler. Yanlış değildir. Öte yandan, Menderes ve DP iktidarına karşı yaygın bir toplumsal tepkinin ortaya çıktığı, gençlik hareketinin hükümete karşı radikalleştiği de doğrudur.

Darbe bu tepkiyi kullanmış da olabilir, bu tepkiden korkmuş da…

Bakış açınıza bağlı!

Ancak Adnan Menderes hükümeti, 1950’lerin sonunda meşruiyetini yitirmiş bir hükümetti. Meşruiyetini yitiren hükümetler karşısında halkın bir dizi seçeneği vardır. Tarih bu seçeneklerin değerlendirildiği büyük atılımlarla yazılmıştır.

“Seçilmiş başbakana dokunamazsınız” düsturu, liberallerin ve daha da önemlisi devrimci demokrat olduğunu ida eden kimi liberal solcuların büyük yalanıdır. “Seçilmiş başbakan” halka dokunuyorsa ne olacak?

Seçilmiş sözcüğü de, başbakan sözcüğü de “kutsal” değildir. Seçim mekanizmasının dünyada ve hele Türkiye’de nasıl işlediğine dair “nehir roman” da yazılabilir, milyon sayfalık “iddianame” de!

Evet, siyaset bazı unsurlardan mutlak olarak arınmalı. İdam, işkence… “Kim kime” sorusunun sorulamayacağı, sorulmaması gereken olgular. Yalanı, ikiyüzlülüğü, yolsuzluğu ve rüşveti de kanıksanır olmaktan çıkarmak gerek. Bunlar tamam.

Lakin bir noktadan sonra taraflara bakmalı. Her şeyi “siyaset standartları”na bağlarsanız, bu dünya değişmez, hatta geriye gider.

DP hükümeti her tür melaneti temsil ediyordu. Amerikancılıksa Amerikancılık. Gericilikse gericilik. Piyasacılıksa piyasacılık. Bunları da bir tür “görüş” olarak kabullenip, “herkesin bir düşüncesi vardır” mı diyeceğiz? Birileri eşitlik fikrini, özgürlüğü gayrimeşru ilan etmeye çalışıyor, bizse emperyalizmi, sömürüyü, yobazlığı!

“Haksızlığa uğradı” ne demek? Kim hak dağıtıyor bu dünyada?

Dün Haziran Direnişi sırasında Erdoğan istifa ediverseydi, “seçilmiş Başbakan’a darbe yapıldı” mı denecekti?

Biliyorum, bunu diyecek “sol”cular var(dı). Yarın da olacak. Şaşırmışlar.

Herhalde AKP tarafından “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” olarak ismi değiştirilen Yassıada’ya uğramayı ihmal etmezler.

Bizdense Adnan Menderes’e, Turgut Özal’a, Süleyman Demirel’e zırnık çalışmaz!