Açılıma “yalan”la destek!

27/10/2009 Salı
Açılıma “yalan”la destek!

Şu ana kadar “açılım”ın ABD marifeti olduğunu kabul etmeyen görmedim. Hükümete yakın bütün kalemler altını çize çize “bu işin arkasında ABD var” diyorlar, sürece karşı konulamayacağına işaret ederek... PKK ve DTP çevrelerinden yapılan karmaşık açıklamaları süzdüğünüzde yine aynı olguyla karşılaşıyorsunuz. Eğer “destek” moduna geçildiyse, “ABD Kürt gerçeğini kabullendi, bölgede barış istiyor” yok “eleştiri” gerekiyorsa, “ABD PKK’yi ortadan kaldırmaya çalışıyor” şablonu devreye sokuluyor. Ama her durumda ABD’li bir şeyler var.

Soldan, sağdan söylenen bu: Açılım gücünü ABD’den alıyor.

Bir tek ABD “bana ait değil” demekte!

Öyle ya, açılımın başarısı için düşük profil sergilemesi gerektiğini öğrendi. Amerikan bayraklarıyla demokrasi havariliği Tiflis’te, Erbil’de, Sofya’da, Tiran’da, Üsküp’te oluyor da İstanbul’da, Diyarbakır’da olmuyor... Kirletilmiş ve karanlığa demir atmış memleketimizin güzel tarafı...
Anlayacağınız ABD’nin kimsenin inkar edemediği varlığı açılımın hem gücü hem de zayıf noktası.

Gücü çünkü inandırıcılığı artıyor, “gerçek”lik kazanıyor... “ABD bile istiyor” bayağı etkileyici bir laf, “bile” sözcüğüne derin anlamlar yükleyebiliyorsunuz.

Öte yandan, bütün çabalara karşın, ABD toplumda dinci cepheden müslümanları katleden, sosyal demokrat cephesinden Türkiye’yi dincileştiren, milliyetçisi cepheden ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren bir güç olarak değerlendiriliyor...

Liberallerin toplumda hâlâ özel bir ağırlığı yok, solda ise kafalar bayağı karışık.

Açılım ve ABD arasındaki ilişkiyi rasyonalize etmek ya da önemsizleştirmek bir kez daha kafası karışanlara düşüyor.

Neymiş, ABD açılımı destekliyor, hatta Kürt sorunu çözmek istiyormuş çünkü...

Çünkü ABD bölgeyi terk ediyormuş, arkasında “barış” bırakmak istermiş.

Satır aralarında “emperyalizm” olgusunun artık o kadar da baskın olmadığı bile söylenmekte...

“ABD’nin bölgeyi terk ettiği” büyük bir yalan, soldan kesinlikle uzak durması gereken bir yalan. ABD, Bush döneminde neredeyse imkansızı zorladı, büyük bir dirençle karşılaştı ve imkansızı denemekten vazgeçti. Ama ABD açısından bardağın dolu kısmı var, Bush’un çılgınlık gibi gözüken politikaları sayesinde ABD’nin bölgedeki ağırlığı inanılmaz ölçülerde arttı. Şimdi bu ağırlıktan yararlanarak yeni bir bölge tasarımını masaya koydular. Obama’nın farklı tarzına bu nedenle gereksinim duyuyorlar.

Irak’tan asker çekecek olması, ABD’nin bırakın bölgeyi, Irak’ı terk ettiği anlamına gelir mi? Üsler, uşaklar, ajanlar, büyük tekeller, paralı askerler ne için? ABD işbirlikçileri ne için? Ve Türkiye ne için?

Daha önemlisi, emperyalizm bir bölgeyi savaşsız terk eder mi hiç? Afganistan ve Irak’taki direniş, tarihsel değer taşıyor ama ABD’nin tası tarağı toplayıp bu diyarlardan çekilmesine yol açacak şiddet ve doğrultuya sahip değil.

ABD emperyalizmi bölgeyi terk edemez, çünkü onu dışarı çıkaracak bir güç henüz yok. Ne diğer emperyalist odaklar, ne Rusya gibi aktörler bu noktada değiller. ABD’nin bölgeyi Türk ve Kürt dostlarına devretmekte olduğuna ilişkin düşünceye ise gülüp geçmek gerek.

İddianın öbür yarısına, ABD’nin arkasında “barış” ve “istikrar” bırakmak istediği düşüncesine gelince...

Piyasa dalkavuklarının yeni icadı bu: Piyasa kötü mötü ama nihayetinde yatırım ister, alışveriş ister, sükunet ister...

Silah tekelleri ne olacak diye sormuyorum. Kapitalizmin “istikrar” ve “barış” peşinde olması, sermaye birikim süreçlerine, rekabet-tekelleşme diyalektiğine, kriz çözüm pratiklerine, sömürü mekanizmalarının mantığına, kısacası sermayeyle ilgili her şeye ters.

Amerikan barışı yatırımların korunmasıdır, tekellerin ve onların pazarlarının korunmasıdır, enerji yollarının korunmasıdır elbette ama bütün bunlar kendi başına bölgenin istikrarsızlaşması ve savaşın eli kulağında olması demektir.

ABD’nin bölgeden çekilmekte olduğu ve gider ayak buralara huzur getirmeye çalıştığı iddiası üzerine hangi “devrimci” sos serpiştirilirse serpiştirilsin (örneğin “Kürt direnişi ABD’yi hizaya getirdi” gibi), ABD projelerini topluma pazarlamak için uydurulmuş bir yalandır.

Kimse sol adına bu yalana ortak olmamalıdır.