500 bine ulaşmak

11/04/2011 Pazartesi
500 bine ulaşmak

Türkiye Komünist Partisi 500 bin kişi arıyor. AKP'nin iktidardan uzaklaştırılması için birçok kişi tarafından son şans olarak görülen bir seçime, AKP'nin halkımızı tahrip gücü konusunda başından beri oldukça net bir tavır almış olan bir partinin "öznel" bir siyasi hedefle girmeyi tercih etmesi şaşırtmış olabilir.

Oysa asıl şaşırtıcı olan, 12 Haziran günü, yaşanan onca hüsrana karşın, AKP'nin hükümet olmayabileceğine inanmak isteyenlerin bunun mümkün olduğunu seçim öncesinde kanıtlamak, cümle aleme göstermek için hiçbir şey yapmamasıdır. Son birkaç ay içerisinde "sözün bittiği" en az on olay yaşanmıştır Türkiye'de. Tavır almak için, karşı koymak için bırakın komünist olmayı, devrimci olmanın bile hiç gerekmediği bu olaylarların her biri, 12 Haziran'da hükümet olmaya talip, kendinde o gücü gören bir parti tarafından siyasal iktidarın meşruiyetini sarsmak için pekala değerlendirilebilirdi. Değerlendirmiyorsa, bir iddiası yok demektir!

Bu olayların hemen her birinde "500 bin boyun eğmeyen" için kolları sıvayan TKP, 12 Haziran günü hükümeti devralma iddiasındaki CHP'den daha fazla tepki üretmiş, daha fazla kişiyi harekete geçirmiştir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Amerikan modeline benzetilmeye çalışılan siyaset sahnesindeki ikiliden biri olarak pek benimsediği Tayyip'le ağız dalaşı dışında, enerjisinin önemli bir bölümünü hükümetin meşruiyetini sorgulayan partidaşlarını susturmaya ayırmaktadır. Bu partinin yönetimine alınan ya da bugün kesinleşecek listelerde yer verilen "sol" unsurlarınsa ağzını bıçak açmamaktadır. Kulaklara fısıldananlar bizim de işiteceğimiz mesafededir: Kılıçdaroğlu'nu güç duruma düşürmememiz gerekiyor Gürsel Tekin'in eline yeni kozlar verilmemeli Sayın Genel Başkan sizin varlığınızı çok önemsiyor…

Oysa, daha önce de vurguladığımız gibi, CHP AKP'nin meşruiyetini sorgulayacağına, ona Türkiye'de siyasal iktidarın meşruiyet kaynaklarını değiştirmede yardımcı olmakla meşguldür. Bir okurumuz, meşruiyetin toplumsal algıda olumlu referanslara dayandığını hatırlatmıştı, iki hafta önce! İşte tam da buna işaret etmiş oluyoruz: Türkiye'de düne kadar olumsuzlanan ya da öyle olduğu sanılan referanslar yeniden yapılandırılan siyasi alanın temel onay kriterleri haline gelmektedir. Tekrar hatırlatalım: Piyasa tanrısı, Amerikancılık, gericilik ve cemaatler...

Toplumun en az yarısı bunu kabullenmeyip sorgulayanlardan oluşsa da, diğer yüzde 50'nin borusu ötmektedir.

Türkiye Komünist Partisi piyasanın, Amerikancılığın ve gericiliğin meşruiyet katsayısını düşürüp, onlara yeniden negatif anlamlar yüklemeden hiçbir şeyin değişmeyeceğini ileri sürmektedir. AKP'yi, onu güçlendiren referanslara bel bağlayarak geriletseniz ne olur ki!

Türkiye'de piyasa ile, Amerikancılıkla, gericilikle açıktan bir karşı karşıya gelişi göze alacak, siyasetini de bu temellere oturtacak bir tek komünistler kalmıştır.

Bu nedenle komünistler kendi meşruiyetlerini artırmak için 500 bin kişi ararken, aynı zamanda piyasanın, Amerikancılığın, gericiliğin meşruiyet alanını daraltmanın hesabını yapmaktadırlar.

"Ben piyasanın, Amerikancılığın, gericiliğin meşruiyetini belli oranlarda kabullenmeye hazırım, yeter ki şu AKP'den kurtulalım" diyenlerle yollarımız ayrılıyor. Onları 13 Haziran günü yaşayacakları "yıkım" ve "utanç"la baş başa bırakmaktan başkası gelmiyor elimizden. Sandığa bile korkuyla giden, "acaba daha da kötüsünden sakınabilir miyim" kaygısıyla oy kullanacak olanlara sonrasında 500 bin ilaç olur mu bilemiyorum. Belki de tamamen kaybediyoruz onları...

Türkiye Komünist Partisi'yse, 500 binle buluşamazsa, asla yıkılmaz, "neyi eksik yaptık" sorusunu öne çıkartır, daha büyük bir enerjiyle kolları sıvar. Utanç ise bir komünist için "ben elimden geleni yapmadım" duygusuna içkin olabilir yalnızca!

Ancak, iyi olmaz. Ülke için iyi olmaz, halkımız için iyi olmaz.

Bu nedenle bu iki ay çok iyi değerlendirilmeli, boyun eğmeme bir bulaşıcı virüs gibi hızla yaygınlaşmalı.

500 bin, 500 bin kişidir. Ve toplumsal bir olgu olmakla birlikte, 500 bin adet somut "birey"den meydana gelmektedir.

1 Mayıs 2010'da Hak-İş'li bir sendikacının "bütün seçmeninizi buraya mı taşıdınız" sorusuyla hayret ettiği TKP, çıtayı yükseltmek, yüz yüze temas ettiği, dostlarının ötesine geçen bir siyasi etkiye sahip olmak durumundadır. Bu bağlamda, 500 bine kâh kendisi yuhlayan Vali yardımcısının yarattığı kızgınlıkla, kâh bir bildirisinde yer verdiği bir cümleyle, kâh bir eyleminde öne çıkardığı sloganla ulaşacak. Ama aslan payı, tek tek temas edilen, boyun eğmemenin heyecanına ortak edilen ve hızla çoğalan "tanış"larda olacak.

O halde…

Bugün 500 bin için ne yaptın?