Taşeron işçisine kadro için olağanüstü hal KHK'sı iş başında

20/12/2017 Çarşamba
Taşeron işçisine kadro için olağanüstü hal KHK'sı iş başında

“Devlet, sürekliliği olan hizmetlerini kendi personeli eliyle yapmak zorundadır. Yıllık ihalelerle yenilenen hizmet alımı sözleşmelerine dayanarak yapılması yasalara aykırıdır.”

Biz bunları söylerken AKP kulaklarını tıkamış, taşeron işçi sayısını daha da artırmakla uğraşıyordu. İktidara geldiği tarihte 380 bin dolayındaydı, bugün 900 bine dayandığı anlaşılıyor.

Ancak son on gün içinde bir şeylerin değiştiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı, Başbakan, onun yardımcısı ve iki bakan, yılın bitmesine 20 gün kala, ağız birliği etmişçesine, üstelik Mecliste Bütçe Yasası görüşülürken, taşeron yönteminden vazgeçmek için yasa tasarısı hazırladıklarını duyurdular. Dediklerine göre, 2017’nin sonuna kadar yasayı çıkaracaklar, üç aylık geçiş süreci sonunda taşeron işçileri kadroya geçirilmiş, taşeronlar ise kamudan tasfiye edilmiş olacak.

Yasa, bu yılın sonuna yetiştirilemez. Diyelim ki başardılar, bu kez de başka sorunlar ortaya çıkacak; taşeronlarla 2018 yılı sözleşmeleri yapıldı, tazminat ödenmeden yıl içinde sonlandırılabilme olanağı yok.

Bu kadar acele etmelerinin bir nedeni olmalı. Sözleşme sürelerinin bitmesini bekleyip yeni yılda ihale açmasalar, tazminat sorunuyla karşılaşılmayacaktı. Demek ki içlerinden, taşeronlara milyonlarca lira tazminat ödemek geçiyor… Beğenmediyseniz, daha iyisini siz bulun!

Dün de yasanın 2017 yıl sonuna yetiştirilemeyeceğini bahane edip taşeron işçilerinin kadroya geçirilmesi için OHAL Kararnamesi çıkaracaklarını söylemeye başladılar.

Oysa OHAL Kararnameleri ile hükümetlere; “Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, olağanüstü halin amacı ve nedeniyle sınırlı” konuları düzenlemesi için yetki veriliyor; Meclisi devre dışı bıraksınlar diye değil.

AKP bu kurala hiç uymadı. KHK’ları ile grev ertelemeleri; Varlık Fonuna kaynak; ihale yasasından bağışıklık; kamu bankalarının takipteki alacaklarının varlık yönetim şirketlerine satılması; devlete dolar üzerinden borçlananlara 3.53 TL üzerinden sabitlenmiş kurla ödeme kolaylığı; ön ödemeli konut satışlarında cayma hakkının zorlaştırılması gibi olağanüstü hal ile hiç ilgisi kurulamayacak düzenlemeler yaptı.

AKP zaten Anayasaya aykırılığı hiç dert edinmiyor. Anımsayalım: Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı olduğu dönemde, olağanüstü hali anayasaya aykırı davranabilmek için ilan ettiklerini söylemişti.

Anayasa Mahkemesi de tercihini AKP iktidarından yana kullanıyor. Bu nedenle de sorun çıkmıyor.

Anayasanın 148’inci maddesinde, olağanüstü hallerde çıkarılan KHK’ların Anayasaya aykırılıklarının öne sürülemeyeceği kuralına yer veriliyor. Mahkeme bu kurala sığınıp, içinde ne yazdığı beni ilgilendirmez, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, OHAL ile ilgili demişse öyle olmadığını tartışmak beni aşar diyor ve KHK’leri denetlemiyor... 

Bu yorumla Anayasa bile değiştirilir, kimse ses çıkaramaz.

Oysa Anayasa Mahkemesi 1991 yılında benzer bir konuda aldığı kararda; sırf Bakanlar Kurulu öyle dedi diye OHAL Kararnamesi olarak kabul edilmesi doğru değildir. İlgisi kurulamıyorsa yargısal denetim yapılmalı, aykırılık görülüyorsa iptal edilmelidir denilmişti.

Taşeronla ilgili düzenlemelerin, bir iki gün içinde çıkarılacağı anlaşılan olağanüstü hal kararnamelerinden birine konulacağı anlaşılıyor. Ne düşündüklerini kimse bilmiyor. Ne Binali Yıldırım ne ilgili bakan ya da bakanlardan bilgi alabiliyoruz. Spekülasyonlara inanmayın, bekleyin diyorlar yalnızca.

Çıkarılacak KHK’nın, öncekilere göre çok daha kapsamlı olacağı sözleri dolaşıyor ortalıkta. Bir buçuk yıldır FETÖ ile mücadele adı altında yapmadıkları olumsuzluk, kötülük kalmadı. Üstelik giderek de boyutlanıyor.

Taşeron işçilerin kadro sorunlarının OHAL Kararnamesine konulacak düzenlemelerle çözümlenmesi hiç hayra alamet değil. Gelecek tepkilerin etkisini azaltmayı düşünüyor olabilirler.