Din siyasettir!

09/08/2017 Çarşamba
Din siyasettir!

Din, kul üretme özelliği nedeniyle, egemenlerin kullanabilmesine elverişli, etkili bir siyaset aracıdır.

Bu sözlerle hiçbir düşünceye, inanca saygısızlık ettiğimi düşünmüyorum. Öyle bir amacım da yok.

Saygısızlık arayanlar, önce inançları pazara sürenlere baksın. Yetmezse, herkese dinini öğreteceğim diyenlere; her yıl milyarlarca lira tutarındaki kamu kaynağını bu amaca harcayıp heba edenlere baksın.

Pazara çıkarılmış inançlar kirlenir; kutsallığını yitirir.

Din, ahlaklı olmayı öğütler diye kimse avunmasın. Ahlaksızlık öğütleyen bir öğreti gösterebilir misiniz?

Barışçıl da olamaz. Öyle olsaydı 3-5 yaşındaki çocuk beyinlerine, cihat; şehit; günah; cehennem; ceza; korku, gibi kavramların boca edilmesi gerekmez, dünyaları zindana çevrilmezdi.

Mezhepler, tarikatlar neden var? Ve neden siyasette etki alanlarını genişletmek için kıyasıya mücadele veriyorlar? Neden; “gerçek İslam bizimki” deyip, birbirlerini kırıyorlar?

Emperyalist odakların, bu coğrafyada yaşananları “haçla hilalin savaşı” olduğu aldatmacasına inanacak insanlara gereksinmesi var. Ülkenin savaşa sürülmesi gerekirse, toplum hazır olmalı.

Haçla hilalin savaşı sözleri Diyanet Sen başkanına ait, 29 Mart 2017’de aynen şunları söyledi;

Bugün yaşanılanlar Haç ile Hilal'in savaşıdır. Bugün yaşanılanlar; var olmanızla, yok olmamız arasındaki ince çizgidir. Bugün atacağımız adımlarla hakkı tutup kaldırmak adına sorumluluk üstleneceğiz. Kendi vatanımıza, İslam’ın son kalesine sahip çıkmak adına, taşın altına bedenimizi koyma hassasiyeti ile çalışacağız.

Sendikalar, tabanlarını bu tür inançlarla uysallaştırdıkça patronlar rahatlıyor; kendilerini güvencede hissediyorlar.

İslam’da sendikaların gerekmediğini, işverenlerin verdiğiyle yetinilmesi gerektiğini söyleyen ilahiyat profesörleri var, biliyor musunuz?

Hayrettin Karaman, “İslam Işığında Günümüzün Meseleleri” adlı kitabının Sendikalar bahsinde şunları yazmış;

“İslâm devletinde hak aramak, adâlet sağlamak için teşekkül kurmaya gerek yoktur. Eğer devlet vazifesini yapmıyorsa -veya devlete yardımcı olmak üzere- işçi ve esnaf teşekkülleri kurulabilir; ancak bu teşekküller politikanın aleti olamaz, gayelerinin dışına çıkamazlar.”

Kitabın “işçinin hakları” bölümünde ise şunları okuyorsunuz;

"Ücret emek sahibini yaşatacak bir gelir olmalıdır" düşüncesini olduğu gibi uygulamak bir takım mahzurlar doğurur: Evvelâ bu, "emeğe göre ücret" prensibine aykırıdır ve ücret adâletini zedeler. Sâniyen, teşebbüslerin ayakta kalması ve verimli olmasına ters düşebilir. Bu sebeple İslâm, işverene, adâletle ve zamanında işçiye ücretini vermesini emretmekle yetinmiş, bu ücret -husûsî durumları bakımından- bazı işçilerin geçimini karşılamıyorsa bunun için, "sosyal adâlet" bahsinde ele alacağımız başka tedbirler getirmiştir.

Ne büyük hizmet değil mi?

Bilimi, inançların süzgecinden geçirerek sınamaya kalkıyorlar. Evrim kuramını, kutsal metinlerle bağdaşmıyor diye müfredattan çıkardılar. Oysa, İran’da ilkokul 5. Sınıf öğrencilerine öğretiliyor. Ülkemizdeyse neredeyse üniversitelerde bile yasaklayacaklar. Okumuşsunuzdur; kalp damar cerrahının hakemli bir dergiye gönderdiği makale, “evrim teorisi ve evrimsel argüman çok fazla kullanılmış” gibi bir gerekçe gösterilerek yayımlanmadı.

Suudilerle aynı duruma düşürüldük.

Daha binlerce örnek verilebilir: Geçenlerde Milli Eğitim Komisyonu üyesi bir milletvekilinin; “cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmek faydasız” dediğini okuduk.

Diyanet İşleri Başkanı da, 25 Nisan 2016 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığında din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenleriyle yapılan bir toplantıda şunları söylemişti;

…..kâinatın bilgisi ile kâinatın ayetlerini birbirinden ayıramazsınız. Bilginin tasnif edilmesi dinin kendisine aykırıdır. Böyle yaptığımız zaman dini hayattan koparıyoruz. Hadis ne kadar dini bir ilimse matematik o kadar dini bir ilimdir. Çünkü matematik olmazsa, Allah'ın kâinata koyduğu sünnetleri ve kanunları öğrenemezsiniz.

Aynen bunları söyledi, inanmayan MEB’in web sitesine bakabilir.

Anayasada “laik” yazıyor ama toplumsal kuralların, inançlarla ve hadislerle biçimlendirilmeye çalışıldığı bir sürece girdik. Bunu ancak, çeşitli cemaat ve tarikatların desteğiyle ve ortaklığıyla başarabileceklerini biliyorlar ve gereğini yapıyorlar.

Çok tehlikeli!... FETÖ ile yolları ayrılınca neler olduğunu gördük.