Bir direniş böyle bitti

08/11/2017 Çarşamba
Bir direniş böyle bitti

Bir sabah uyandığımızda, Zonguldak TTK’da çalışan gece vardiyasındaki işçilerin, ocaklardan çıkmadıklarını duyduk. Mecliste görüşülmeye başlanan torba yasa tasarısının, TTK ve TKİ’nin sahalarının özelleştirilmesini öngören 58’inci maddesine karşı eylem başlatmışlardı.

Bu tür olayları bizler çoktandır unutmuştuk. Genç kuşaklar yaşamadı bile.

Direnişleri 21 saat sürdü. Genel Maden İş Sendikası yetkilileri de durumu bizlerle birlikte öğrenmişti. Derhal devreye girdiler. Şube başkanı, gazetecilere; “kavgamız işimizin, aşımızın, ekmeğimizin kavgasıdır. Başka kavga yok” diyerek kötü bir niyetleri olmadığına vurgu yaptı. Hemen arkasından da “maden işçisi biliyorsunuz çok uysaldır. Ama belli bir şekle soktuktan sonra durdurmakta insanlar sıkıntı çekebilir. Bizler bile sıkıntı çekebiliriz.” sözleriyle durumun tehlikesine dikkat çekti.

Sendikanın genel başkan yardımcısı da işçilere şöyle seslendi; “bizim çözemediğimiz sorunu sizler gördünüz ve kendi aranızda almış olduğunuz bir kararla başlattığınız eylemi sendikamızın öncülüğünde bitirdiğiniz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum.

Bizim zamanımızda eylemler, sendikaların öncülüğünde başlardı. Zaman değişti. Şimdilerde, İşçiler başlatıyor, sendikaların öncülüğünde bitiriliyor.

Türk-İş Başkanı da Ankara’dan koşturup geldi ve TTK sahalarının, kapsamdan çıkarılacağına söz aldığının müjdesini verdi.

İnsanın “İşte sendikacılık budur, Başkan bir sözüyle AKP’yi dize getirdi” diyesi geliyor. Acele etmeyin. Çünkü küçük bir sorun var: 58’inci madde yalnızca TTK sahalarını kapsamıyor ki; TKİ’nin sahaları ne olacak?

Neyse, Başkanın derdi, sorun çözmek. Ötesiyle ilgilenmediğini şu sözlerle açıkladı zaten; “özelleşmeyle ilgili bir tedirginliğimiz ve kaygımız yok

Bizim var!.. Madenlerde çalışanların kaygısı bizlerden çok fazla üstelik.

Madenler, çok tehlikeli işyeri sınıfında yer alıyor. İleri teknoloji kullanılmıyorsa; işçiler eğitimli ve deneyimli değilse, yüzlerce işçi bir anda yeraltında boğuluyor, yanıyor. Cinayete kurban gidiyorlar.

Para babalarının hiç derdi değil. İnsanların beyinlerini boş inançlarla doldurdular, herkes ölümüne kadere inanıyor. Nasıl olsa çok fazla işsiz var, yenilerini bulmak da kolay. Bir biçimde cezalardan da kurtulabiliyorlar. Neden dert etsinler?

Devletin elindeki maden sahalarını parçalara bölüp özelleştirecekler. Sektöre, derme çatma yüzlerce maden işletmesi girecek. Güvenlikten yoksun işyerlerinde onbinlerce kayıtsız, kuralsız, düşük ücretlerle işçi çalıştırılacak.

Holdinglerin işlettiği madenlerde ne kadar iş sağlığı ve güvenliğine yatırım yapıldığını görüyoruz. Piyasada öylesine rekabet var ki; derme çatma işletmelerin iş güvenliğine yatırım yapmaya hiç mecali yok.

Devlet, kuralsızlıkları görmezden geliyor. Dahası, bir türlü bitmeyen yargı süreçlerinde suçlar ve suçlular unutulup gidiyor.

Türkiye Taşkömürü Kurumuna yıllardır yatırım yapılmadı, işçi alınmadı. Emeklilik vb. nedenlerle sayıları giderek azalıyor, 2014 yılında 4 bin dolayında işçi alma sözü vermişler ama sözlerini yerine getirmiyorlar; 4 işçinin yapacağı işi iki kişiye yaptırdıkları söyleniyor.

Bari doğru dürüst denetleseler. Onu da yapmıyorlar. Öylesine ki; Çalışma Bakanlığı Teftiş Kurulunun raporlarında, denetimleri sırasında, kayıtlarda olmayan, yasa dışı çalışan alt yüklenicilerle karşılaştıklarını yazıyorlar. Dikkat edin: kayıt dışı olan işçi değil, işletmenin kendisi...

Maden ocaklarında yasa dışı rödovans çok yaygın kullanılıyor. Ruhsatı alan, sahayı parçalara bölüp her parçasını yasadışı yollarla başkalarına kiralıyor. Torba yasaya konulan 58’nci madde ile bu uygulama da yasal sayılacak. 

Maden işletmeciliğinden para kazanmak kolay değil. Derme çatma işletmelerde ne yaparsanız yapın piyasanın aradığı ucuzluğu yakalayamazsınız. Üstelik bir de dışalım baskısı var. Arkalarında devlet olmasa hiçbiri yaşayamaz.

Üretilen kömürün büyük bir bölümünü devlet satın alıyor. Bunların bir bölümü Sosyal Yardım Fonları vb. gibi örgütlenmeler aracılığıyla yardım diye dağıtılıyor.

Devletin parasını ödediği kadar kömür alıp almadığını bilmek olanaksız. Sayıştay’ın, TKİ 2012 yılı Raporunda, kontrol edildiğinin kuşkulu olduğu yazıyor. Aynı raporda lavvar verimliliğinin %43 olduğu da yazıyor. Yani Devlet, 100 kilo diye aldığı kömürün 57 kilosunu çöpe atmış.

Zonguldak’ta işçilerin direnişi bütün bu sorunların ortaya dökülmesini ve tartışılmasını sağlayacaktı. Dikkatler madenlerde yoğunlaşacaktı.

Ne yazık ki kısa sürdü.