AKP neden düşmüyor?

23/03/2016 Çarşamba
AKP neden düşmüyor?

AKP, Haziran direnişi ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları gibi büyük badirelerden, çevresini çok iyi tahkim ettiği için, sağ çıkabildi.

Bugünlere gelebilmesini, bürokrasi, ihale düzeni, eğitim, din, yargı ve kolluk gücünü, etkili biçimde kullanabilmesine borçlu. Uluslararası Şeffaflık Örgütünün 2015 yılı yolsuzluk algısı endeksine bakılırsa, AKP’nin karnesi düzelmeye başladı. Bu durumda AKP’nin düşürülebilmesi için biraz daha fazla omuz vermemiz gerektiği ortaya çıkıyor.

Yukarıda sıralananlara kısaca değinelim:

Bürokrasi, iktidarların hem beyni hem de eli ve ayağıdır. Çünkü kamu olanaklarını, siyasi iradenin belirlediği ilkeler doğrultusunda planlamak ve dağıtmak işini bürokrasi yapar. Dağıtım sürecindeki kaçakları, kendilerine tanınan fırsatların muhalefete kaptırılması anlamı taşıdığı için, iktidarlar hiç istemez.

AKP bu nedenle kariyer, liyakat, uzmanlık, yeterlilik gibi ilkeleri boş verip önceliği, kendisine bağımlı ve kapıkullarından oluşan kamu görevlileri ordusu oluşturmaya verdi. Bugün AKP İktidarı “Devlet” ile özdeş sayılıyorsa, bunda kamu bürokrasisi üzerinde kurduğu egemenliğin payı büyüktür.

Kamunun sahip olduğu zenginlikler, ihale yasalarında belirlenen kurallara uyularak dağıtılır.

 AKP, kamu ihale yasasının kurallarını yüzlerce kez değiştirdi. Yasa esnetildi, birçok konu kapsam dışına çıkarıldı; idarenin inisyatif gücü artırıldı; kuralsızlaştırıldı. Bu sayede milyarlarca lira tutarındaki ihaleleri nokta atışıyla dağıtabiliyor. Dağıtımdan pay alanlar, İktidardan beklentileri sürdükçe desteklerini elbette çekmeyeceklerdir.

Sponsorlarının güçlü olması AKP’ye güç sağlıyor.

Tutarları birkaç bin lirayı aşmadığı için, ihale bile sayılmayacak yöntemlerle her yıl, yüz bini aşkın tedarikçiden mal ve hizmet satın alınıyor. Bürokratlar geniş bir yetkiye sahip ve yolsuzlukların ortaya çıkarılabilmesi neredeyse olanaksız. Bu olgu, AKP’nin toplumsal yaşamın en ücra noktalarına değin nüfuz edebilmesini sağlıyor.

Eğitime gelelim.

Çocuk, yaşken eğiliyor. AKP, okul öncesinden, üniversiteye değin her kademedeki eğitimi imam hatipleştirdi. Zorunlu din dersleri bir yana, artık okullarda halka açık cuma namazları organize edilmeye başlandı.

Diyanet de kendisine düşeni yapıyor; bütün üniversitelere cami yapma sözü verdi. Üniversite hocalarının ise hızla dönüştürüldüğünü görüyoruz. İçlerinde, Ülkenin cahiller sayesinde ayakta kaldığını söyleyenler bile çıkmaya başladı. Cahillerin beyinleri; “daha berrak” oluyormuş.

Diyanet İşleri Başkanlığı Yasası 2010 yılında değiştirildi ve önemli yetkilerle donatıldı. Kendi deyişleriyle, “caminin dışına çıktılar.” Bütçe ve bütçe dışı tanınan olanaklar her yıl katlanarak büyütülüyor.

Çok daha önemlisi, AKP’nin bir memuru olan Başkanına bırakın Türkiye’yi, uluslararası alanda da din otoritesi unvanı kazandırmaya çalışıyorlar.

Yargıç güvencesi gibi bir kavram kalmadı. Onlar artık AKP bürokratı.

Kolluk gücünden söz etmeye bile gerek yok; herkes çok iyi tanıyor.

Bütün bu yukarıda sıralananlar, AKP’nin ayakta durabilmesine yetiyor. İkna, baskı, din, eğitim ve korkunun bileşiminden oluşan hegemonya kırılmadıkça da AKP’nin düşürülebilmesine olanak yok.

Ya da dış dinamikler/güçler, kullanışlılığını yitirdiği için, kendi çıkarlarını gözetecek yeni bir seçenek oluşturup düşürecekler.

***

Uluslararası Şeffaflık Örgütünün bulgularına gelelim:

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 1995 yılından bu yana her yıl yolsuzluk algı endeksi yayımlıyor. Örgüt, çeşitli kuruluşlarca (paydaşlarca) hazırlanan çeşitli göstergeleri değerlendirip ülkeleri puan sırasına diziyor. Bu ölçümlemeye 85 ülke ile başlanmış; 2011’de 182 ülkeye kadar çıkmıştı, 2015’de 168 ülke katıldı.

Yolsuzluk algısı endeksi ile yolsuzluklar değil, halkın algılaması ölçüldüğü için siyasal iktidarlara halkın verdiği puan olarak da bir anlamı var. Hükümetin karnesi desek yanlış olmaz.

Örgütün 2015 bulgularını 2014 ile karşılaştırdığımızda AKP’nin halk nezdinde itibarının arttığı görülüyor.

Rapor bulgularına göre 2015 yılında katılanların %55’i son iki yılda yolsuzlukların arttığını; %41’i gelecek iki yıl içinde daha da artacağını düşünüyor. Bu elbette kötü bir performans ama 2014 yılı oranlarıyla karşılaştırdığımızda notların yükseldiğini görüyoruz. Geçtiğimiz iki yıl içinde yolsuzluk arttı diyenler %67’den %55’e; gelecek iki yılda daha da artacak diyenlerin oranı ise %54’den %41’e düşmüş. Hükümetin yolsuzlukla mücadeledeki çabasının etkili olduğu görüşünde olanlar 2014 yılında %45 iken, bu oran %56’ya yükselmiş.