Bizden De Bir Chavez Çıkar Mı? KAAN ARSLANOĞLU

05/09/2008 Cuma
Bizden De Bir Chavez Çıkar Mı? KAAN ARSLANOĞLU

Yaygın bir kanı sürer gider bu ülkede: Yeni bir Atatürk'ün gelmesi için birkaç yüz yıl beklemek lazımdır. Süreyi bin yıla kadar uzatanlara da rastlanır. Mustafa Kemal'i tipik bir solcu saymıyorsak eğer, şimdiye dek yıldızı en çok parlayan lider Ecevit'ti. Arkasındaki destek bir şeyleri değiştirmeye yetecek kadar büyük değildi ya, zaten bir şeyleri değiştirme niyeti de yoktu adamın. Parlaklığı kısa sürdü. Şimdi sol yükselişle ilgili gıpta edilen bölge Latin Amerika. Neden bir Chavez, bir Morales çıkmıyor diye tartışılıp duruyor.

Liderlerin çıkması için onları çıkaran koşulların olgunlaşması gerekiyor. Koşullar olgunlaşınca kadrolar da çoğalıyor, gelişiyor. Onların içinden parlak liderler doğuyor. Olgunun diyalektik maddeci yorumu böyle. Ne ki diyalektik maddecilik ortaya çıkan liderin belirleyiciliğini, harekete katabileceği muazzam ivmeyi yadsımıyor. Ne kadar "kitleler" ve "kadrolar" da desek, liderin önemi yine de büyük. İnsan, doğası gereği çoğu durumda örgütle, kadroyla yetinemiyor harekete geçmek için, başta karizmatik bir lider veya liderler arıyor. Bugün Türkiye'de solun toparlanması ve güçlenmesi doğrultusunda en çok üstünde tartışılan konuların başında geliyor lider eksikliği.

Şimdi ülkemizi Latin Amerika'yla, liderlerimizi Chavez ve benzerleriyle karşılaştırabiliriz. O noktada kanımca en büyük engelimiz yine nesnel koşullar. Ülkenin bölünmüş yapısı solun da, sol içindeki liderlerin de öne çıkmasını zorlaştırıyor. Kürt sorunu bölünmüşlüğümüzü sol açısından en çok yakıcı kılan nesnellik. Otuz yıldır büyük bir potansiyel etnik milliyetçilik uğruna heba ediliyor. Zarar, bir potansiyelin yok edilmesiyle kalmıyor, böyle bir etnik harekete duyulan tepkiyle Kürt olmayanların solculaşması da önleniyor.

İkinci büyük etmen de din etmeni. Latin Amerika'daki hakim Hristiyan inanışı günlük hayata ve siyasete bizdeki Müslümanlık anlayışı ölçüsünde karışmıyor. Orada din ekseninde kutuplaşma bizdeki kadar keskin değil. Dindarların çoğu belki orada da sağcı, ama solcu, sosyalist dindarların oranı da küçümsenemeyecek kadar yüksek. Laik Hristiyanlar, şeriatçı Hristiyanlar gibi bir kutuplaşma, zaten ifade ederken komik kaçıyor, hiç bulunmuyor. Bizdeki laik Müslümanlar, ateist deist laikler, sünniler, aleviler, Amerikancı şeriatçılar, Amerika karşıtı şeriatçılar gibi çok yönlü, çok boyutlu kutuplaşmalar orada ya yok ya da fazla belirleyici değil.

Liberallerin bizim sol söylemimizden anti-emperyalizmi çıkarmak istemeleri boşuna değil. Dünyadaki büyük devrimlere bakınız, Ekim devrimi dışındakilerin anti-emperyalist yönleri asıl güçlerini oluşturan yönleridir. Latin Amerika'daki sol kalkışmanın iki temel karakteri bulunuyor. Anti emperyalizm ve halkçılık. Birliği ve halkçılığı zaten anti-emperyalizmi güçlendirmeden tesis etmek olası değildir.

Milliyet'te bir haftadır bir yazı dizisi yayımlanıyor: "Sol Çıkışını Arıyor." Bir köşe yazarı da diyor ki, o dizide önerilenler gibi bir sol olsa, gider ben de oyumu sola veririm. Amerikancı köşe yazarı bunu söylemekte haklı. Çünkü o dizide sol adına, sol için demeç verenlerin çoğu sola çıkış yolu gösteriyor göstermesine de, siyasetten tümden çıkış yolunu gösteriyor. Çoğunun önerdiği sol emperyalizmle ittifak içinde bir sol. Sol halkçılık ise ekonomik ve siyasi yönden halkın toplumsal yaşama el koymasını getirecek bir halkçılık değil. Sanal özgürlükler ve oy demokrasisi halkçılığı.

Nesnel koşulların güçlüğü bir şeyin imkansızlığını getirmez yine de. Nesnel koşullara rağmen kuvvetlenmek belki daha da güçlü olmayı gerektirir. Koşulların üstesinden gelebilecek bir hareket daha da anlamlı bir hareket sayılmalıdır. Böyle bir olasılık hayal değildir. Tersinden bakarsak zor koşullar insanları daha akıllı, daha dirençli kılabilir. İşin püf noktası nesnel bölünmüşlüğü kırmakta. Bölünmüşlüğe karşı en sağlam çimento yine anti-emperyalizmdir, "popülizm"e, karşılıklı milliyetçiliğe değil, etiğe-adalete-bilime dayalı bir halkçılıktır. Böyle bir yolda ilerlendiği takdirde Chavez'den iyileri bizde de çıkacaktır. Her somut durum önceden beklendiği tipte değil, gereksinimlerin belirlediği tipte değişik liderlerini yükseltecektir.