Türkiye kapitalizme sığmaz

27/04/2017 Perşembe
Türkiye kapitalizme sığmaz

Sığdırmaya, hatta AKP’ye yamamaya çalışıyorlar.

YSK bile “şaibeli” referandumu henüz onaylamamışken, ortalık projeden, müdahaleden, iddiadan geçilmiyor.

2019’da başkanlık için Erdoğan’ın karşısında Gül aday olacakmış.

CHP’ye göre en iyi cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu imiş. Dikkat ediniz. Bunu dillendiren grup başkanvekili Engin Altay, CHP’nin referandum sürecindeki “tek adam rejimi” söylemini de tekzip etmiş oluyor.

HDP’ye göre AKPM’nin AKP’yi gözaltına alan kararı Türkiye’nin demokrasiden uzaklaşmasının sonucuymuş ve dolayısıyla bir an önce yeniden “çözüm” masası kurulmalıymış.

Ne oluyor: Düzen aktörleri el birliğiyle, bariz hukuksuzluk, hile içeren referandumu meşrulaştırıyorlar. Onlara göre iş bitmiş, bir şekilde “evet” onaylanmıştır ve artık yeni konjonktürün kurallarına göre davranmak gerekir.

Buna da “gerçekçilik” diyorlar. Gerçekçilik, yeni düzende rol kapmak anlamına geliyor.

Doğaldır. Çünkü düzen muhalefetidir. Düzen muhalefeti, kapitalist üretim ilişkilerini veri aldığı, kapitalist sömürü düzeninin değiştirilemeyeceğini kabul ettiği için; görevi, demokrasiyi geliştirmek, 2019 seçimlerinde Erdoğan’ın yerine daha makul birisini geçirmek olarak belirler.

Ancak bu stratejiden ve bu stratejiyle uyumlu taktiklerden hiçbir sonuç alınamaz. Kanıtı, çok partili döneme geçildiğinden beri Türkiye’nin daha da geriye düşmüş olmasıdır. Bütün bunlar olsa olsa, bir şeylerin hemen değişmesini isteyen, üzerlerindeki baskıdan bunalmış emekçi kitlelerde umut kırıklığı yaratır: Yine başarılamadı diye.

Ancak başaramayan yalnızca düzen muhalefeti değildir. Aynı durum egemen sınıf ve onun siyasi temsilcisi için de geçerlidir.

AKP neyi başarabildi? Dış borçla memleketi baştan başa betonla kaplamak dışında ne yapabildi?

İşsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği devam ediyor; tarım ve sanayinin hali perişan; buğday ithal ediyoruz, daha ne olsun; Türkiye sıcak para girişi olmadan yoluna devam edemeyecek durumda; Kürt sorununda hiçbirisinin aklında herhangi bir öneri yok.

Yapısal çözümsüzlük somut gelişmelerde her gün sırıtıyor: AKP Şengal’e PKK’yi yok etmek üzere hava saldırısı düzenledi ama ertesi gün de ABD komutanları bombalanan mevzilere inerek istersen bir kere daha dene mesajı verdiler.

Bu düzen mevcut sorunlarımızın hiç birisini çözemiyor, çözemeyecek.

Nedeni hepsinin kapitalist üretim ilişkileri tarafından üst belirleniyor olmasıdır. Türkiye’nin borçlarını azaltması, bunun için tarım ve sanayiye yatarım yapması, bunun için kamucu, planlı bir ekonomiye yönelmesi gerekiyor. Ancak böyle yapıldığında gelir eşitsizliği ortadan kalkacak, Doğu kalkınacak, eşitlik zemininde birlikte yaşama olanağı yakalanacak, Kürtler böylece Barzani’den, AB ve ABD’den beklenti içinde olmaktan vazgeçecekler.

Çözüm sosyalizm.

Buna işaret etmeyen her hareket, toplumda birikmekte olan enerjinin yok edilmesine yönelik açık siyasi manipülasyondur.

Kim yaparsa yapsın.

Son söz bu bağlamda laiklikten, kamuculuktan, bağımsızlıktan yana olan insanlara, geçim derdi çeken emekçilere, CHP’ye oy verenlere olsun:

Ülkemizde büyük bir toplumsal enerji mevcut ve o enerjinin kaynağı üretenler, emeğiyle geçinenler, biziz. Ancak mücadele etme azmi ortaya koyamadığımız taktirde kendimizi harap etmiş olacağız.

Karar vermek gerekiyor: Şikayet etmekle, söylenmekle, CHP’nin Kılıçdaroğlu’nun yerine daha iyi bir başkan bulması gerektiği, Akşener’in merkezi nasıl dolduracağı geyikleriyle mi zaman tüketeceğiz, memleketimizin “çözüm” masalarında emperyalistlere meze yapılmasına göz mü yumacağız; yoksa mücadele mi edeceğiz.

Defalarca kanıtlandığı üzere: CHP’nin görevi AKP’ye destek olmaktır. HDP’nin görevi egemen sınıflarla, büyük güçlerle federasyon pazarlığı yapmaktır. Bunların karakteri budur, görevlerini yapıyorlar. Daha başkasını beklemek boştur.

Biz ise düzenin kalbini hedef alıyoruz. Sömürüye karşı çıkıyoruz. Bunun için şimdi başkanlığa karşı komitelerde örgütleniyoruz. Gelin birlikte çalışalım.