Pembe taksideki din

15/02/2016 Pazartesi
Pembe taksideki din

Sivas’ta, direksiyonuna kadar her şeyi pembe, sürücüsü de kadın olan bir taksi kadınlara ve “aile”lere hizmet vermek üzere trafiğe çıkmış.

Amaç kadına yönelik şiddeti azaltmakmış.

Aileyi nasıl ayırt edecekler acaba ? Evlilik cüzdanı kontrolü mü yapılacak ? Olmayan çiftler ret mi edilecek ?

Maazallah, arka koltukta adaba mugayır davranış sergileyenler için taksiciye ne gibi yetki ve salahiyetler verilecek ?

Pembe taksi vakıası, AKP’nin toplumda yarattığı dinselleşmenin tabandaki yansımasının göstergesidir. Başka örnekleri de mevcut. İstanbul’da haremlik selamlık kreşler, takkeli, türbanlı minicik çocuklar.

Kadına yönelik şiddetin nedenini, toplumsal yaşamda kadının görünür olmasına, erkekle aynı ortamı paylaşmasına bağlamak tam bir saçmalıktır.

Kadınla erkeğin iç içe yaşadığı bir süreçte toplumsallaştık. İnsanlığın 3 milyon yılı aşan uzun komünal yolculuğunda toplum yapısı dayanışmacı, paylaşım eşit ve koordinasyon yetkisi çoğunlukla kadının elindeydi. Soy kadına göre belirleniyordu.

Ortaya ne zaman artı ürün, sınıf, yönetim ve eşitsiz toplumun ideolojik ve siyasi hakimiyet mekanizması olarak din çıktı, işte o zaman kadının konumu arka plana itildi, cinselliğe sınır getirildi.

Cinselliğin kontrolü toplumun kontrolüdür. Cinsellik kadın davranışı üzerinden kontrol edilir.

Kadına yönelik şiddeti toplumsallaştıran kurum dindir. Kutsal kitaplarda erkeğin kadının efendisi, kadının erkeğin tarlası olduğu yazar, kadına örtünmesi emredilir. Kadını dövmek, yatağa almamak erkeğin hakkıdır.  Havva Adem’in kaburgasından yaratılmıştır.

Dinde kadın toplumun ahlakını bozacak cinsel bir nesnedir. Cennetten kovulmanın nedeni Havva’nın yasak meyveyi yemesi, kandırıp Adem’e  de yedirmesi, yani cinsel yasağın ihlalidir.

Kutsal kitaplarda cinsellik suçtur, faili kadındır. Buna karşılık Kuran’da cariyelik, parayla cinsel ilişki, çok eşlilik, hepsi erkek için serbesttir.

Kadına cinsellik yasaktır, o nedenle görünürlüğü sınırlanmalıdır.

Kadınla erkeğin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde birbirlerinden ayrı ortamlara konulması, ilk yetişkinlik döneminde sevgililik ilişkisine izin verilmemesi, cinselliği deneyimlemenin engellenmesi, kadının salt şehvet unsuru olarak görülmesi, erkeğin bedensel arzularının şiddetle karışık biçimde tezahür etmesine zemin sağlar.

Belirlenmiş normlara göre davranmayan, örtünmeyen, “ortalık yerde ulu orta gezinen” kadın, tacizi, istismarı hak etmiş suçludur.

Bu nedenle pembe taksiler kadına yönelik şiddeti, tacizi engellemez.

Tersine. Kadın ile erkek arasındaki kaç göçün, “kadını korumak” gerekçesiyle bu şekilde olağanlaştırılması, kadının kutsal kitapta ve egemen muhafazakar ideolojide tanımlanmış geri konumunu toplumsal bir norm halinde yüceltmeye hizmet eder.

Bu uygulamalar yaygınlaştıkça kadın pembe dışında taksiye binemez, otobüste kendisi için ayrılmış yerden başka koltuğa oturamaz, giderek evinin dışına çıkamaz hale gelir.

Aksini deneyen kadın, kendisine gösterilen “iltimas”ın değerini bilmeyen, toplumun hoşgörü sınırlarını ihlal eden suçlu olarak görülüp, her tür erkek ve din egemen şiddetle cezalandırılır.

Kadını çocuk yaşta evlendirmek de, aynı “koruma” mantığının sonucunda verilen aynı türden cezadır.

Bütün bunlardan amaç hayatın dine göre yaşanmasıdır.

AKP’nin, İslam’ın, topluma ve kadına giydirmeye çalıştığı bu deli gömleğine her noktada karşı çıkmak, bütün sivil itaatsizlik biçimlerini geliştirip, organize etmek ve tabi ki laiklik mücadelesini siyasal olarak örgütlemek gerekiyor.

Kadına yönelik şiddeti, istismarı, tacizi, tecavüzü engellemenin tek yolu kadın erkek ilişkilerini doğumdan itibaren olağan kanallarla geliştirmek, serbestleştirmek, cinslerin toplumsal yaşamı birlikte üretmelerine, paylaşmalarına olanak tanıyacak bir düzeni kurmaktır.

Kadına yönelik şiddeti yaratan, cinsler arasındaki ilişkileri günah sayan yasaklardır.