CHP gerçekleri nasıl gizliyor?

21/12/2017 Perşembe
CHP gerçekleri nasıl gizliyor?

CHP yolsuzluklar üzerinden bastırıyor. Genel başkan yardımcısı Aykut Erdoğdu son olarak şöyle dedi: “Açlıkla boğuşan %10’un vergi yükü %21, en zenginler %20 ödüyor. Bu düzen çürümüştür. Asgari ücretli %18 KDV ödüyor. Asgari ücretli vergi öderken yönetenlerin vergi cennetlerine gitmesinin hesabını sormayacak mıyız?”

Doğru problem düzende, düzen de çürüdü ama, düzen acaba hangi düzen?

Erdoğdu’nun düzen derken AKP rejimini kast ettiği ve bunun ötesinde herhangi bir imada bile bulunmadığı açık. Demek ki AKP iktidardan düştüğünde, yerine örneğin CHP geçtiğinde sorun çözülecek.

Peki AKP nasıl iktidara geldi; sonrasında kimlere hizmet etti; asgari ücretli vergisini öderken, sefalet ücretine mahkumken, onu istihdam eden ne dümenler çevirdi; zengin denilenler kimler, nasıl bir sınıfsal kimliğe sahipler; temel toplumsal çelişki nerede ve nasıl çözülür?

CHP bu tür sorulardan kaçar. Biz yanıtlayalım:

AKP ABD tarafından iktidara getirildi. O emperyalist devlet ki Ortadoğu’yu ve Türkiye’yi yeniden şekillendirmek istiyordu. AKP sayesinde Sovyetik dönemde şekillenmiş “statüko”yu yerle bir etti. Cumhuriyeti ve laikliği yıktı.

Muhalif olarak kodlanan TÜSİAD sermayesi de AKP’ye her zaman destek verdi. Örneğin 2002’nin TÜSİAD başkanı Tuncay Özilhan 2011’de verdiği bir röportajda “AKP sayesinde ülkemiz istikrarı gördü” diyordu. Sakıp Sabancı Erdoğan’ın hapis cezasına çarptırılmasına “Yahu sen her gün Tayyip bey yetiştirebilir misin?” diye tepki veriyordu. Doğan Holding’den TÜSİAD’ın başına sıçrayan Arzuhan Yalçındağ 2009’da Obama’nın Türkiye ile çalışmak konusunda nasıl istekli olduğunu, ülkemizin de bunda büyük menfaatinin bulunduğunu ballandıra ballandıra anlatıyor ve yetmiyor Ergenekon operasyonlarını desteklediklerini açıklıyordu.

Ama esas önemlisi AKP ile TÜSİAD arasındaki akçalı ilişkilerdi şüphesiz. AKP Tüpraş’ı, silah sanayi ihalelerini ve Irak Kürdistanı’ndaki petrol işini Koç’a, enerjiyi Sabancı’ya, Petrol Ofisi’ni Aydın Doğan’a, limanları Doğuş Holding’e verirken geleneksel sermaye arasında neredeyse bir denge stratejisi izliyor ve hepsinin ağzına parmak parmak bal çalıyordu. Bu, Erdoğan’ın bir zamanlar hiç ağzından eksik etmediği “kazan kazan” stratejisiydi.

AKP 15 yılda toplam 70 milyar Dolarlık (kim bilir halkın kaç 70 milyar Dolarlık varlığını bu kadar paraya sattılar) özelleştirme ile Türkiye sermaye sınıfını tam manasıyla ihya etti.

Erdoğan 12.7.2017 tarihinde yabancı yatırımcılara “OHAL’i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz” diye seslenirken, belki de gerçek niyetlerini tarihte hiç kimsenin yapmadığı kadar açık etmiş ve yerli yabancı gözetmeksizin sermaye için nasıl özveriyle çalıştıklarını ortaya koymuş oluyordu.

AKP sayesinde ülkemiz Dolar milyarderlerinde dünya ligine dahil oldu. AKP’li yıllarda toplumun tepesinde tepinen %1’lik azınlık gelirdeki payını %17.4’den (2007) %23.4’e çıkarırken, alttaki %50’lik çoğunluğun payı aynı yıllar itibariyle %16.3’den %14.6’ya indi.

Evet Türkiye vergi sistemi son derece adaletsizdir. Toplam vergi gelirinin %70 kadarını dolaylı vergiler oluşturur ve kurumlar vergisinin toplamdaki payı yalnızca %9 kadardır. Yani vergi sisteminin kendisi burjuvazinin daha da zenginleşmesine hizmet eden bir mekanizma olarak işlev görür.

Ama sistemdeki bu çarpıklık düzendeki sınıfsal çarpıklığın sonucu ve burjuvazi ile iktidarın birbirlerini nasıl koruyup kolladıklarının kanıtı değil midir?

CHP bütün bunları görmez. CHP’nin görevi, kapitalist üretim ilişkilerinin sonucu olarak ortaya çıkan ekonomik ve toplumsal sorunların sorumlusunun hükümetteki parti olduğu yanılsamasını yaratmaktan ibarettir. O da muhalefet yapmayı denediği zaman.

Oysa AKP yalnızca Türkiye kapitalizminin dönemsel gereksinimlerini karşılamak üzere hayata geçirilmiş bir projedir. Bu durum AKP’ye karşı verilecek mücadelenin sosyoekonomik formasyon bağlamına yerleştirilmesi gerektiğinin kanıtıdır.

CHP’nin gerçekleri çarpıtmak konusundaki tutumu şekilde eleştirilerine patron sınıfını hiçbir biçimde dahil etmemesinden bellidir. AKP suçludur, ama O’nun hizmet ettiği, birlikte çalıştığı sermaye sınıfı en küçük lafı bile hak etmeyecek derecede pür-i paktır.

Neden böyledir? Çünkü CHP bir düzen partisidir. Düzen partisi demek, sermaye sınıfıyla ve emperyalist merkezlerle arayı ne olursa olsun bozmamak ve ömrünü kapitalist sistemin devamı için vermek demektir. CHP bir düzen partisi olduğu için yolsuzluklar konusunda AKP’ye yüklenir, ama yolsuzlukları uzun süre görmezden gelmiş ve şimdi Türkiye üzerindeki yeni bir operasyonun fırsatına çevirmek için kullanmakta olan ABD’ye tek laf etmez.

Oysa sözü edilen sorunların çözümü için gerçekten de düzeni, yani kapitalist sömürü düzenini yıkmak ve yerine sosyalizmi kurmak gerekir.

Söz konusu edilen düzense, gelin böyle tartışalım.