Donbass ve savaş rüzgarları

03/09/2018 Pazartesi
Donbass ve savaş rüzgarları

Ukraynalı neo-faşistler Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC) lideri Zaharçenko’nun bombalı terör eyleminde katledilmesinin ardından Kiev sokaklarında şampanyaların patlatıldığı bir ziyafet verdi.

Bu arada DHC ordusu basın sözcüsü Daniil Bezsonov aralarında yüksek rütbeli subayların da olduğu çok sayıda Amerikalı ve Kanadalı askerin güneyde Donbass’ın Ukrayna hükümeti tarafından kontrol edilen bölgesine ulaştığını bildirdi.

Trump Ukrayna’ya daha “ölümcül” silahlar satmaya hazır olduklarını açıkladı…

Zaharçenko cinayetinin yaşandığı gün Ukrayna devlet başkanı Poroşenko ABD’de McCain’in cenazesine katılıyor ve arada da Amerikan yöneticileri ile özel görüşmelerde Donbass’ın “işgalden” kurtarılması planlarını konuşuyordu.

Savaş makinası var gücüyle çalışıyor ve Donbass’ta yaşanacak büyük bir trajediyi bugünden haber veriyor.

Ukrayna hükümeti altında imzası bulunan, ateşkesi, siyasi affı ve Donbass’ta adem-i merkeziyetçi bir yapının kurulması için gerekli anayasal değişiklikleri içeren 2014-2015 Minsk anlaşmalarını hükümsüz kılmak için elinden geleni zaten yapıyor.

Ama özellikle bugünlerde Suriye’nin İdlib planları üzerine batıda fırtına koparılmışken ve ABD’nin Suriye ve müttefiklerinin zaferini öylece izlemeyeceğini gösterdiği bir anda Ukrayna hükümetinin saldırganlığının tırmanmış olması tesadüf olmasa gerek.

Bu saldırganlık karşısında dört yıldır savaş koşullarında yaşayan, Ukrayna devleti ve devletin desteklediği neo-faşist grupların saldırılarıyla çok sayıda kayıp veren, ağır bir yıkıma uğramış olan bölge kendini koruyabilecek mi tartışmalı…

2014’te Ukrayna’da yaşanan sivil-faşist darbenin ardından neredeyse tamamen Rusça konuşulan, nüfusun dikkate değer bölümünün etnik Ruslardan oluştuğu, tarihsel olarak Donbass olarak bilinen ülkenin doğu bölgesinde anti-faşist bir kalkışma yaşanmıştı. “Halk milislerinin” öncülüğünde mücadele sürerken bölge halkının onayıyla bağımsızlık kararı alınmış ve Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri ilan edilmişti.

Bugün hem Donetsk hem de Lugansk’ta bir yandan savaş devam ederken hayatı normale döndürmek ve kendi ayakları üzerinde durmak için çabalayan yönetimler var.

Kırım’dan farklı olarak Rusya’nın bölgede süren savaşa desteği dolaylı oldu. Bağımsızlık ilan eden cumhuriyetleri resmen tanımadı. Halk milislerine verdiği askeri desteği resmen kabul etmedi. Minsk anlaşmalarının mimarlarından biri olarak kendi nüfuzunu merkeze koyduğu bir yeniden entegrasyon planını destekledi.

Ukrayna’ya dönüş konusunda hiç de istekli olmayan bölge halkının arasında bölgenin Rusya’ya iltihakını arzulayanlar var. Bunda kısmen halkın aidiyet duygusunun Sovyet mirası üzerinden şekillenmesinin rolü var.*

Sovyetler Birliği yıllarında kömür, demir-çelik, metalürji, kimya ve petrokimya endüstrisinin gelişimiyle kalkınan ve bir işçi havzasına dönüşen bölgede bugün kontrolü elinde tutan yerel güçlerin anti-faşist, halkçı ve kamucu yönelimi bu mirasa yaslanıyor.

Öte yandan Sovyet sonrası dönemde kapitalizmle tanışan bölge yalnızca eşitlikçi yapısını hızla kaybedip içinden büyük kamu işletmelerine el koyan oligarklar çıkarmakla kalmayıp (bunlardan biri de 2014’de devrilen Ukrayna devlet başkanı Yanukoviç) burjuva ideolojilerinin de etkisi altına girmişti.

Bu nedenle bölgedeki siyasi hareketler sol ögeler barındırsa da ideolojik bir karmaşa ve sınıf aidiyetinde belirsizlik ile karakterize oluyor.

Katledilen Donetsk Halk Cumhuriyeti lideri Zaharçenko bir  yandan “kendimizi Sovyetler Birliği’nin parçası addediyoruz” diyor, diğer yandan her fırsatta sıkı Ortodoks inancını dile getiriyordu.**

Yine de temelde koşulların zorlamasıyla bölgenin iktisaden kendine yetebilmesi, işçilerin maaşlarının ödenebilmesi, kamu hizmetlerinin işleyebilmesi için planlı ve toplumcu bir ekonomi politikası yürürlüğe konmuş gözüküyor.

Bölgenin Ukrayna’nın geri kalanından tecrit edilme süreci geçen yıl Mart ayında neo-faşist grupların sınırdaki nakliye yollarına uyguladıkları blokajın Ukrayna hükümeti tarafından resmileştirilmesiyle zirveye varmıştı. Bu politikaya karşılık olarak Donetsk ve Lugansk yönetimleri büyük sanayi işletmelerini kamulaştırma kararı aldı. Bu kararla birlikte bölge yönetimleri halka beş kuruş faydası olmayan sömürücü oligarkları büyük oranda sırtından atmış oldu.

Ukrayna ve Rusya arasında, vahşi kapitalizmin yıllardır hükmünü icra ettiği bir coğrafyada böyle bir durumun ortaya çıkması şaşırtıcı olabilir. Bu politikalara dönük halk desteği, evet, hareketin önderliğinin siyasi yönelimi, evet, bunlar etkili. Ancak Rusya’nın onayı olmadan kamulaştırma kararının alınması zordu.

İşin içinde yine sermaye çıkarları ve pazarlık var.

Ukrayna parlamentosunda dolaysız sermaye çıkarlarını temsil eden “Muhalefet Bloku” adlı oluşumla Rusya arasında yürüyen pazarlıktan söz ediyorum. Grup ağırlıklı olarak Ukrayna’nın Rusya’yla ilişkilerinin bozulmasından zarara uğrayan Ukraynalı büyük patronlardan oluşuyor. Aralarında Donbass endüstrisinin önemli bölümünü geçen yıla kadar elinde tutan Rinat Ahmetov gibi Donbass’lı oligarklar da var. Grubun temel faaliyeti Ukrayna parlamentosunda Rusya’yla barış ve Donbass’ın barışçıl yoldan yeniden entegrasyonu için lobicilik yapmak.

Minsk görüşmelerinde de grubun Ukrayna ve Rusya arasındaki rabıta noktası olduğu söyleniyor.

Bugün gelinen noktada işlerin çok patronların istediği yönde gittiği söylenemez.

Rusya’nın Donbass’taki kamulaştırmalara yaktığı yeşil ışığın Ukrayna-Donbass-Rusya hattında büyük nüfuza kavuşmuş Donbass kökenli patronları arabuluculuğu bırakıp daha doğrudan Rusya’ya hizmet etmeye ikna edememesiyle alakalı olduğu anlaşılıyor.

Ayrıca bölgede bu patronların iktisadi çıkarlarını aşan emperyalist hesaplar var. Bu nedenle de ABD hesabına çalışan Ukrayna hükümeti’ni Minsk’e sadık kalmaya ikna edememiş oldular.

Neticede Donbass’ta mücadele eden yurtseverler katledilirken bölge halkı adım adım büyük bir uluslararası kapışmanın mezesi haline geldi.

Sovyetlere özlem duyan ancak şu an için kendi geleceğini belirlemek konusunda eli kolu bağlı görünen Donbass bize önemli bir tarihi dersi bir kez daha hatırlatıyor: İşçilerin iktidarı ne pahasına olursa olsun korunmalı, yenilmesine izin verilmemeli...


* Bölgedeki güncel durum ve toplumsal yapıyı anlamak için Ceyda Karan’ın kapsamlı ve bilgilendirici yazı dizisine bakılabilir.

** House of Cards ve Americans dizilerinde rol almış Rus asıllı oyuncu Peter Von Berg’in bu yıl çektiği belgeselde bahsettiğim ideolojik karmaşa hemen göze çarpıyor. 

*** Patronlarla birlikte tabii ki önemli endüstriyel ürünlerden mahrum kalan Ukrayna ekonomisi de zarar gördü. Bölge yönetimleri başta Rusya olmak üzere ürünlerini çevreye ihraç edebilmek için birtakım dolambaçlı yollar icat etmek durumunda kaldı.

 

 

 

 

ÖNCEKİ YAZILARI