Merhaba

04/05/2013 Cumartesi
Merhaba

Fırat Tanış'ın "Merhaba" başlıklı yazısı 4 Mayıs Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Aynen aktarıyorum:

Ünlü Gürcü yönetmen Varlam Nikolatze, güzide şehirlerimizden birine, dünyanın parasına malolmuş bir tiyatro binasının açılışını onurlandırmak için çağırılır. Hocanın icabetine hürmeten binanın mimarı da poşeti açılmamış, gıcır gıcır tiyatro binası gezisinde hocaya eşlik eder elbette. Başlar ballandıra ballandıra anlatmaya. Fuayesi şöyle, kulisi böyle derken, sıra salon ve sahneye gelir. Hoca salon tarafından girer sahneye mimar ve saz arkadaşlarıyla beraber. Işıklar açılır ve gıcır gıcır sahne tüm ihtişamıyla ortaya çıkar. Fakat o da ne? Sahnenin orta-önünde ahır kapısından küçük, mezar kapağından irice bir şeyin durmakta olduğunu görür hoca. Önce provası devam eden bir oyunun kurulu dekor parçası, diye düşünür. Sonra henüz salonun ne oyuna ne de provaya açılmadığını hatırlar. Fonda koltuk döşemelerinin bilmem ne cinsi kumaşlarını anlattığı tiradının eşliğinde -mimar efendinin- sözünü de kesmemeye dikkat ederek Rustik nezaketiyle Varlam Hoca, yavaş yavaş bu ne olduğunu tam olarak anlayamadığı tahtanın kimliğini tam olarak tesbit edebilmek için sahneye doğru ilerler. Sahneye yaklaşınca bu kapının sağlamca zemine sabitlendiğini ve üzerinde bir kapak olduğunu fark eder. Artık sonunda dayanamaz ve keserekten mimarın sözünü sorar: “Pardon.... Sözünüzü kesiyorum ama... Bu ne kapağıdır?” Mimar, belki de son ana sakladığı büyük sürprizini, açıklamak için sahneye atılır ve kapının kulbundan tutup açar. “Hocam buyurun” der. Merakla sahneye çıkan Varlam Nikolatze, kapağın altında genişçe bir oda, odada gayet zevksiz döşeli bir koltuk, bir masa, masanın üstünde bir okuma lambası görür. “Bu nedir” diye sorar ister istemez. Mimar heyecanla cevaplar: “Suflör kabini efendim.” Cevap üstüne Varlam Nikolatze, mimara döner ve dili döndüğü kadar Türkçe ile: “Efendim siz 18. yüzyıldan beri tiyatroya gitmediniz mi” diye sorar.

Bir de bizzat tanık olduğum bir olay var:

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin salona bakan alınlığına dikkatlice bakarsanız, ismini şimdi hatırlayamamdığım biri adına yazılmış bir “mezarlık plaketi” görürsünüz. Plaket, sahneye hidrolik sistem ilk kurulduğu zamanlarda -ki sonra çalıştığını ya da çalıştırıldığını hiç görmedim- bu yeni kurulu sistemin nasıl çalıştığını yandan deneyen bir teknik sorumlunun, sahne çukurunda bundan habersiz olan mesai arkadaşı için yazılmıştır.

Ne kadar ilginç.

Dramatik Yazarlık Bölümü’nü açıyoruz. Haftaya detaylı anlatıyorum.

ÖNCEKİ YAZILARI

Dün, bugün 01/06/2013 Cumartesi
Bay Lider 25/05/2013 Cumartesi
Yaz gelir 18/05/2013 Cumartesi
Aşura 11/05/2013 Cumartesi
Merhaba 04/05/2013 Cumartesi
Aptal Peygamber 27/04/2013 Cumartesi
Çarli'nin kelekleri 20/04/2013 Cumartesi
Anadilim 'Anlam'dır 13/04/2013 Cumartesi
Delü 06/04/2013 Cumartesi
Üç 30/03/2013 Cumartesi