Nadir elementler neden acıtır?

29/06/2019 Cumartesi
Nadir elementler neden acıtır?

Birkaç hafta önce bu köşede ABD’nin Huawei telefonlarına getirdiği kısıtlamaları ve nedenlerini tartışmıştık. Ancak geçen haftalar içinde Çin ticaret savaşında elinin güçlü olduğu yerden öyle bir tehdit savurdu ki ABD’nin getirdiği kısıtlamalar gevşetildi veya ertelendi.

Huawei telefonlarına getirilen kısıtlamalardan sonra Çin Devlet Başkanı nadir toprak elementleri üreten bir Çinli bir firmayı ziyaret etti ve burada “Uzun Yürüyüş” çağrısında bulundu. Çin’in resmi yayın organı olan Halkın Günlüğü’nde ise “ABD ticaret savaşında Çin’in kapasitesini hafife almamalıdır” diye yazdı. Bütün bunlar nadir toprak elementlerinin ihracatının kısıtlanacağı tehdidi olarak algılandı. 

Bu tehdidin ciddiyetini anlamak için bazı verilere gereksinim var.

Periyodik cetveldeki 118 elementten 17’si nadir toprak elementi olarak tanımlanıyor, Lantanyum, Seryum, Neodimyum… Buradan ilerlersek bu yazı kimya dersine dönecek, oysa amacımız emperyalist dünyanın açmazlarını daha iyi kavramak.

Bu elementler sanayinin vitamini olarak adlandırılıyorlar. Hiçbiri tek başına kullanılmıyor, diğer metallere bir miktar katıp bir alaşım elde edildiğinde malzemenin özellikleri o kadar dramatik bir şekilde değişiyor ki bugün cep telefonlarının ekranlarından bataryasına, güçlü mıknatıslardan güdümlü füzelere, savaş uçaklarından gece görüş sistemlerine, fiber optik hatlardan rüzgâr türbinlerine kadar çok yaygın olarak kullanılıyorlar. Dolayısıyla dünyadaki bütün sanayi üretimi yapan tekeller için kritik bir sarf malzemesi haline geliyor. 

Ancak nasıl temin edilecekler? Aşağıdaki iki grafik durumu özetliyor. İlk grafik nadir toprak elementlerinin ekonomik olarak çıkarılabilir rezervlerinin dünya dağılımını gösteriyor. Görüldüğü gibi Çin dünya rezervleri açısından büyük bir zenginliğe sahip.

Ancak rezerve sahip olmak yetmiyor, bu elementlerin çıkarılması ve işlenmesinin büyük zorlukları var. İkinci grafik üretimi gösteriyor. Nadir toprak elementleri madenciliğini de Çin yapıyor ve dünyada kullanılan nadir toprak elementlerinin yakın zamana kadar yüzde 90’ı Çinli şirketler tarafından çıkartılıyordu. Diğer devletlerin önlem almasıyla bu oran ancak son birkaç yılda yüzde 80-85 aralığına indirilebildi.

Grafik 1: Grafik nadir toprak elementlerinin bilinen dünya rezervlerinde 45 milyon tonla Çin’in açık ara önde olduğunu gösteriyor.

Grafik 2: Nadir toprak metal madenciliği ve işlenmesinde Çin’de yapılan üretimin dünyanın diğer kısmındaki üretimle karşılaştırılması

ABD’nin Huawei’ye uyguladığı ambargonun bu kadar hızla gevşemesini şimdi daha iyi anlayabiliyoruz. Diğer ülkelerin tekelleri geri dönüşümle veya alternatif kaynaklarla açığı kapatmaya çalışsa da daha uzun yıllar Çin’den ihraç edilen nadir toprak elementlerine gereksinim duyacaklar. Dünya üretiminin aslında bir bütün oluşturduğunu ancak tekellerin yarattığı mülkiyetin dünyayı akılsızca parçaladığını bu köşeden defalarca vurguladık.

Şimdi burada durup olayın başka bir yönüne bakalım. 

Kapitalizmin içinde içiniz acımadan keyif alabileceğiniz bir kovuk bulamazsınız. Güzel bir spor ayakkabı alırsınız, daha iki gün koşmadan gazeteler ayakkabı yapımında elleri küçük diye çocuk işçi kullanıldığını yazar. Antep fıstığını severek mi tüketiyorsunuz? Bir süre sonra Antep’da yoksul ailelerin çoluk çocuk kilosu 5 kuruşa akşamdan sabaha kadar fıstıkların ağızlarını açtığını öğrenirsiniz.

Nadir toprak elementleri de öyle. 

Çin’de bu kadar çok üretilmesi boşuna değil, 1980’den itibaren Çin uluslararası sermayeye açılınca bu olağanüstü şekilde çevreyi kirleten ve işçi sağlığına zarar veren madenciliğe yöneldi. Bunun emekçi halka çok büyük bir bedeli olduğu söyleniyor.

Bu elementler hiçbir zaman saf olarak değil, diğer elementlerle bileşik halde bulunuyor. Özellikle radyoaktif olanlarla. Bir ton nadir toprak elementi üretmek iki bin ton toksik atığa yol açıyor. Çin’in kuzeyindeki nadir elementlerin büyük kısmının üretildiği Baotou’da her yıl 10 milyon ton zehirli atık su ortaya çıkıyor.

Kanser vakalarının, sakat doğumların defalarca arttığı bu bölgelerde dev barajlarda toplanan atık suyun yeraltı sularına ve nehirlere karışma riskinden bahsediliyor. Ayrıca zehirli metalik renkleriyle hemen işçi kentlerinin yanında açılan ve dünyanın merkezine doğru uzanan kraterler oluşmuş durumda.

Tabii ki savaş uçağı veya güdümlü füze kullanmıyorsunuz ama şimdi içiniz acımadan plazma ekran televizyonunuzu seyredin veya cep telefonunun ekranına hafif hafif dokunun.

Dünyanın sosyalizme gereksinimi var, hem de acilen. Emekçilerin canını kurtarmak için, dünya kaynaklarından tasarruf edebilmek için, üretimin toplumsal niteliğinin aptallıktan kurtarılması için…