Hürmüz Boğazı saldırılarının faili kim?

22/06/2019 Cumartesi
Hürmüz Boğazı saldırılarının faili kim?

1898 yılında Küba halkının İspanyol sömürgeciliğine karşı dalgalar halinde gelen başkaldırısı çok gelişkin bir noktaya gelmiş ve bağımsızlığa çok yaklaşılmıştı. İç savaş esnasında ABD’lileri tahliye etmek için gelen ABD savaş gemisi USS Maine Havana Körfezi’nde büyük bir patlama ile sarsıldı ve hızlıca battı. Çoğu Afrika kökenli 168 ABD askeri yaşamını kaybederken Avrupa kökenli olanlar nedense gemide değillerdi!

ABD hemen İspanya’ya sonu başından belli bir savaş açtı. Belki de emperyalist paylaşım savaşlarının ilki olarak kabul edilecek bu savaş İspanyolların yenilgisi, Küba, Filipinler, Porto Riko gibi ülkelerin ABD hegemonyası altına girmesi ile sonlandı.

ABD halkı Vietnam’da savaşa ABD’nin daha fazla dâhil olmasına şiddetle karşı çıkıyordu. 2 Ağustos 1964’te Tonkin Körfezi olayı yaşandı, güya Vietnam savaş gemileri Amerikan destroyerlerine ateş açmıştı. Basının alevlediği infial ile Kongre Vietnam’a daha fazla asker gönderilmesini onayladı. Yıllar sonra olaya karışan Vietnam’a ait bir savaş gemisi olmadığı ortaya çıktı.

Bu tarihsel olaylar unutulmuş olabilir, ama ABD’nin Irak saldırısına kamuoyu desteği oluşturmak için söylediği yalanlar ve uydurulmuş kanıtlar belli bir yaşın üstündekiler tarafından çok iyi hatırlanıyor. Irak’ta nasıl kimyasal silahların depolandığı, bunların uzun menzilli füzeler aracılığı ile nasıl binlerce kilometre ötede etkili olacağı propaganda edildi. Zamanın ABD’li Genelkurmay Başkanı televizyonda Irak’ta saptanmış kitle imha silahları üzerine fotoğraflar gösterdi, yeminler etti. Yaratılan bu atmosferde ABD’nin sayısız Iraklıyı katletmesinin yolu açıldı.

Şimdi ABD hızla İran’ı kuşatıyor ve benzer yalanlar eşliğinde Körfez’e asker yığıyor. Geçenlerde bu köşede bu konuyu ele almıştık.  Aslında Çin’in önemli bir müttefikini etkisiz hale getirmek, Çin’in enerji kaynaklarına ulaşmasını engellemek, petrolün dolar dışı para birimleriyle ticaretini durdurmak, dolayısıyla emperyalist dünyada hızla gerileyen ABD hegemonyasını korumak için İran’ın kuşatıldığını biliyoruz. Bu askeri tehdidin İran’daki gerici rejime müdahale gibi bir motivasyonu hiç olmadı. Olsaydı Suudi Arabistan gibi çağdışı bir devlete sınır çizilirdi.

Şunu unutmayalım, dünya petrol ticaretinin beşte biri kadarı Hürmüz Boğazı’ndan yapılıyor. Sadece İran değil, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin de petrolünü taşıyan tankerler Hürmüz’den okyanusa açılıyor.

Son bir iki ayda giderek sıklaşarak petrol üretimi ve taşınmasına dönük saldırılar oldu. Her birinde ABD dozu artarak ve sahte kanıtlar ileri sürerek İran’ı suçladı. Oysa son saldırı tam da Japonya Başbakanı İran’ı ziyaret ederken Japonya’ya petrol taşıyan tankerlere yapıldı. İran kendisine saldırılması durumunda Hürmüz Boğazı’nı kapatacak şekilde müdahale edeceğini söylüyor, fakat şu anda tehdit altındayken en son başvuracağı şey bir kışkırtma.

ABD geçen hafta İran’ı suçladıktan sonra Ortadoğu’ya bin asker daha gönderme kararı aldı. Ancak ABD’nin İran’a yapacağı kapsamlı bir müdahale bin değil, yüz binlerce askeri gerektiriyor ve ABD’nin bu kadar emekçiyi silah altına alıp bir ülkeyi işgale ikna edebileceği çok şüpheli gözüküyor. Burunlarının dibindeki Venezuela’ya bile ortamı hazırladıkları halde müdahale edemediler.

Ve iki gün önce ABD nükleer silahları savaşta kullanmanın güzellemesini yaptı, sonra hemen bu açıklama silindi. Dünyadaki bütün emekçi halklar bu tehdidi ciddiye almak zorundalar.

Emperyalist dünya topluca derin bir çürümenin doruğunda bulunuyor. ABD kendi tarihinin olağanüstü bir alçaklığa işaret etmesinin yanı sıra emperyalist rekabette sarsılan hegemonyasını korumak için her türlü cinayeti göze almış gözüküyor.

Ancak eskiden emekçi halklar ABD’nin yalanlarından bir şekilde etkilenirlerdi. Şimdi ise hemen herkes ABD’nin yalan söylediğini ve Hürmüz Boğazı’nda kışkırtıcının kendisi olduğunu fark ediyor. Ancak ilkesizlik, örgütsüzlük, adalete inanmama, bütün bunlar harekete geçmeyi engelliyor.

Brecht ünlü şiirinde “Halkın ekmeğidir adalet” diyordu.

İnsanın insanı sömürüsüne, gericiliğe, yalanlara ve emperyalizme karşı olmak…

İlkeli olmak emekçi halkın ekmeğidir bugün.