Halkın Dostu, Marat

06/06/2015 Cumartesi
Halkın Dostu, Marat

Burjuvazi; tarihin kritik dönemlerinde devrime önderlik eden ve kendilerine zarar veren devrimcilere karşı kinini hiç unutmaz. Bu kin gütme tarih yazımına ve biyografilere yansır. Jean Paul Marat’nın ne şarlatanlığı, ne deliliği, ne de kan içiciliği kalmıştır.

Sınıf kini o kadar büyüktür ki karşı devrimin galebe çaldığı 1794 Termidor’undan sonra gömüldüğü yerden alındığı ve kemiklerinin lağıma atıldığı söylenir. 

Bu unutturma ve karalama ile giden karşı devrimci tarih yazımına karşı 2012’de Clifford D. Conner’in yazdığı biyografi * müthiş olmuş ve Marat’yı yeniden cephanemize eklemiş.

Fransız Devrimi; Kral’a karşı aristokrasinin, burjuvazinin değişik kesimlerinin, köylülerin ve işçilerin birleşmesiyle başlayan, sonrasında bütün sınıfların birbirine karşı savaştığı tarihin en ilginç ve güzel laboratuvarlarından biridir. Devrimin daha en başında, sonraki yüzyıllarda devam edecek ve hala bugün güncel olan ikilem belirmiştir: İnsanlar yasa önünde mi eşit olacaklar, yoksa mülkiyette mi? 

Marat bu temel soruda, mülkiyette eşitlik olmadan yasa önünde eşitliğin olmayacağını savunmuş ve bu onu Paris işçilerinin ve tüm Fransız yoksullarının savunucusu yapmıştır. Ancak bu kadar kin toplamasının nedeni Marat’ın sadece devrimci ideolojiyi yayan bir figür değil, siyasi bir önder olmasıdır.

Marat devrimin geldiği hiçbir aşamayı kabul etmemiş, her durumda oluşan sınıflar arasındaki dengeye saldırmıştır. Her seferinde en kritik halkayı görmesini sağlayan bir siyasi zekası vardır. Karşı devrimin hamlelerini öngörüp karşı hamleleri örgütlemiştir. Bu haliyle 125 yıl öncesinden Ekim Devrimi kokar Marat.

Fransız Devrimi’ne eşlik eden her üç meclisin de (Ulusal Meclis, Yasal Meclis ve Konvensiyon) tutuklanması için karar çıkardığı yegane insandır. En sonuncusundaki Jirondenler’e karşı taktik teslim olmayı saymazsak hiçbirinde ele geçirilememiştir. Paris emekçilerine dayanan örgütlülük, her seferinde ortadan kaybolmasını, ama “Halkın Dostu” gazetesinin basılmaya devam edilmesini sağlamıştır. Hatta bir seferinde Marat’yı tutuklamak üzere gazete bürosuna toplu tüfekli bir askeri birlik dayandığında, halkı ayaklanmaya davet eden çanın çalınmasıyla tehdit edilerek Marat’ya kaçacak zaman sağlanmıştır.

Marat 1792’de Konvensiyon’a seçildiğinde kimse yanında oturmak istemiyordu, Jirondenler’in Marat’ya saldırıları karşısında Jakobenler suskundular. Ancak kısa bir süre sonra Konvensiyon’un gündemini belirleyen ve Jakobenler’e önderlik eden Marat oldu. 1793 

Devriminde ve Jirondenler’in tasfiyesinde çok kritik bir rol oynadı.

Karşı devrimin buna yanıtı alçakça planlanmış bir suikasttı. 

Şekil: Jean Paul Marat (1743-1793)

Bu konunun sırası mıydı diye sorulabilir. Bu yazı Sol Portal’da gözüktüğünde bir haftadır memleketten uzak olacağım, bu yüzden yazıyı geçen hafta yazıp hazırladım. Böyle bir ülkede güncel yazı için bir hafta çok uzun bir süre. 

Ama sizce konu güncel değil mi? Devrimin çıkarları açısından bu kadar yalpalama ve kararsızlık varken bu ülkede Marat’nın anısı hep güncel kalacak.

Varsın kemiklerimizi lağıma atsınlar, yeter ki yaşam eşitlik ve özgürlük mücadelesinin kararlı hizmetkârı olduğumuza tanıklık etsin.

* Conner C. D., Jean Paul Marat, Tribune of the French Revolution, Plutopress, 2012.