Galileo ve işçi sınıfı

14/02/2015 Cumartesi
Galileo ve işçi sınıfı

Tamam, hemen itiraz etmeyin, ben de biliyorum, Galileo’nun işçi sınıfı ile alakası olmadığını.

Ama önce boykot…

Birleşik Haziran Hareketi’nin öncülüğünde “Bilimsel ve Laik Eğitim için” dün gerçekleşen uyarı boykotu bir çok yerde tuttu. AKP hükümetinin uyguladığı baskıya rağmen her yerde duyuldu, gündem oldu ve yerini buldu.

Emek veren herkesin eline sağlık.

Ne olursa olsun yakın Türkiye tarihinde boykot bir dönüm noktası sayılır.

Düşünün bir kez, önüne dört senede bir sandık konulan ve her seferinde aldatılan bir halk kendi geleceğini iradesi altına almak için bir adım attı.

Bir birini tanımayan ve Türkiye’nin dört bir yerine dağılmış insanlar ortak bir eylemi ortak sloganlarla ve aynı duygularla gerçekleştirdi.

Kendi örgütlü gücünden başkasına güvenmemek için bir adım.

Türkiye’nin egemen sınıfına mensup olsaydım, bundan korkardım gerçekten.

İlkeleri olan bir halk hareketi …

İlkeler nereden geliyor, ortada bir program yok, farklı anlayışlar var, çekiştirenler var.

Bakın, Haziran Meclisleri köylerde değil, başlıca kentlerde kuruldu.

Katılımcılarına bakın; öğretmenler, sağlık emekçileri, mühendisler, işçiler, kamu emekçileri, geleceğin emek gücünü oluşturacak öğrenciler …Yani işçi sınıfımızın bileşenleri.

Bir halk hareketi ne kadar işçi sınıfı siyasetine yaklaşırsa o kadar ilkeli olur, ne kadar sermayeye doğru yönelirse o kadar aklı dağılır.

Ne kadar işçi sınıfına yaklaşırsa o kadar emperyalizme karşı direnci artar, o kadar kapitalizmden kurtulma duygusu güçlenir, o kadar dinci gericiliğin özgürlüğü boğduğunu kavrar.

Yolumuz uzun olsa da başlangıç umut veriyor.

Eh şimdi Galileo’ya gelebiliriz.

Galileo teleskopunu gökyüzüne çevirince, bütün bir Ortaçağ boyunca feodal düzeni korumak için anlatılanın yalan olduğunu hemen gördü.

Dünya evrenin merkezi değildi, aksine güneşin etrafında dolaşıyordu ve diğer gezegenlerden çok da farklı değildi. Üstelikte uzayda güneşe benzeyen sayısız yıldız parlıyordu. Uzay cisimleri ise pürüzsüz birer cam küre değillerdi, lekeleri vardı.

Bu hınzır adam oturup, muhakkak yazarken çok eğlenmiştir, “İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog”u yazdı. Ortaçağ dogmalarını teker teker çürütüp yeni bir çağın düşünce biçimini açıkladı.

Ondan 400 yıl sonra teleskopumuzu alıp bakıyoruz, iki büyük dünya sisteminin arasında sendeleyen dünyaya.

Dünya sermaye sınıfının etrafında mı dönüyor, yoksa işçi sınıfının etrafında mı?

Sermaye sınıfının etrafında döndüğü iddia edilen dünyaya baktığımız zaman hemen lekeleri fark ediyoruz.

Olağanüstü kasaplığı, dünya savaşlarında milyonlarca gencin katledilişini, insanların üzerine nükleer silahların atılışını, milyonlarca çocuk işçiyi, karanlıkla beyni doldurulanları, bize araba ve ev satacağız diye yaşanmaz hale getirdikleri kentleri, sattıkları televizyonların ve tabletlerin arasında yalnızlık içinde geçen hayatlarımızı …

Oysa işçi sınıfı bir güneştir dünyanın etrafında dönmesi gereken.

Aydınlık, eşit, özgür, barışçıl, anlamlı, bütün, eğlenceli ve kolektif bir yaşam …

Dün Birleşik Haziran Hareketi teleskopunu koltuğunun altına alıp çıktı yola güneşe doğru.

Yolu açık olsun.