Efes Gecesi’nden 15 Temmuz’a kölelik düzeni

15/07/2017 Cumartesi
Efes Gecesi’nden 15 Temmuz’a kölelik düzeni

Geçen hafta Afrodisias antik kenti UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne eklendi. Türkiye arkeolojik miras açısından çok zengin, Sagalassos, Magnesia, Efes … Bu antik kentlerin her tabakası geçmişe, eski toplumsal yapılara doğru bir yolculuk anlamına geliyor. Ancak Ege’deki bir antik kentte arkeologların tekrar gün yüzüne çıkardığı ve ayağa diktiği, ziyaretçilerin dikkatini çeken yapıların hemen çoğu Roma dönemine aittir. Rehberler hayranlıkla anlattıkları bu zenginliklerin altında çok ağır ve vahşi bir köle emeği sömürüsü olduğunu ziyaretçilerden gizlerler.

Roma’nın doğudaki başkenti olan ve 250 bin nüfusa sahip Efes’te 60 bin civarı köle olduğu tahmin ediliyor. Yamaç evlerinde oturanlar gibi zengin bir aile ortalama 200 civarı köleye sahipti. Efes Roma İmparatorluğu’nun başlıca köle pazarlarından biriydi.

Köleler; büyük toprak sahiplerinin tarlalarında, madenlerde, gemilerde, işliklerde meta üretiminde, evlerde hizmetçi olarak ve fuhuş sektöründe yaygın olarak kullanılıyordu. Hemen bütün toplumsal zenginliklerin yaratıcısı durumundaydılar ve buna karşılık insandan sayılmıyorlardı.

Roma düzeninin devamı için sürekli köle gerekiyordu. Köle sağlayan başlıca kaynak Roma ordusunun fethettiği kentlerde insanlarının köleleştirilmesiydi. Sadece Büyük (!) Sezar döneminde bir milyon kişinin bu yolla köleleştirildiği biliniyor. O dönemin dünya nüfusu için bunun çok büyük bir rakam olduğunu söylemeye gerek yok.

Köle kadınların çocukları da köle oluyordu ve bu yüzden kadın köleler giderek değerli hale gelmişti.

Ayrıca Roma devleti korsanlara göz yumuyordu, çünkü korsanların kaçırdığı kişilerin köle pazarında satılmasına gereksinim vardı.

Büyük bir zenginliğin üretildiği ve paylaşıldığı bu iğrenç düzende egemenler arasında çelişkiler de eksik olmuyordu. MÖ. 88‘de Efes’te  sadece bir gecede 80 bin İtalyan kökenli Efesli öldürüldü.

Buna karşılık esas toplumsal çelişki temel sınıflar, köle sahipleri ve köleler arasındaydı. Mezopotamya’dan Roma’ya büyük köle ayaklanmaları yaşandı. Sicilya ayaklanmaları ve Bergama çevresinde başlayan ayaklanmalar yıllarca sürdü. En etkili olanı İtalya’yı üç yıl boyunca kasıp kavuran MÖ. 74-71 yılarındaki Spartaküs ayaklanmasıydı. Her ele geçirilen bölgede köleleri özgürleştirerek ve mücadeleye katarak ilerlediler.

 Küçük ya da büyük bütün köle ayaklanmaları düzeni sarsmakla birlikte hep yenilgiyle sonuçlandı.

Neden başarılı olamadılar?

Sadece kendilerini kurtarmaya çalışıyorlardı, toplumsal bir kurtuluş programları yoktu. Siyasi iktidarı değil, Roma’dan kaçmayı hedefliyorlardı. Bir öncü örgütleri hiç olmadı, ayaklanmalar kendiliğinden başlıyordu. Diğer emekçi sınıfları yanlarına çekecek ideolojik/siyasi mekanizmalara da sahip değillerdi. Roma’nın eyaletlerine dağılmış ve aralarında bir bağlantı bulunan bir örgütlenme de yoktu.

***

15 Temmuz başarısız darbe girişimi ve bugün dinle bulaşık resmi bir bayram olarak topluma dayatılan yıldönümü, egemenlerin kendi içlerindeki tepişmenin ve çıkar kavgalarının ürünüdür.

Tabi ki işçi sınıfı siyaseti ne olup bittiğini anlamak, iktidardan indirmek istediği egemenlerin zayıf yanlarını analiz etmek zorunda.

Onun ötesinde bizimle ilgisi yok bu “bayram”ın.

Bugün dünyada 3 milyar ücretli çalışan, 300 milyon civarı işsiz bulunuyor. Aileleri, emeklileri ile ücretli köleler dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyor.

Bunun 300 milyonu çocuk işçi.

Mahvedilen ülkelerinden yolda boğulmayı göze alarak ve ucuz emek gücü olarak Avrupa’ya taşınan milyonlarca insan köle ticareti yapan bir korsanlık faaliyetinin konusu değil mi?

Romalıların köleleri insan yerine koymayışları bize iğrenç geliyor. Ya işyerinde örgütlenmek istediği için işten atılmanın, hakkını arayan işçilere polisin saldırmasının günümüz insanına normal gelmesi. Her yıl on binlerce işçinin iş kazalarında ölmesi ve yerlerine yenilerinin tedarik edilmesinin yadırgatıcı olmaması. Ya bir cumhurbaşkanının ücretli köle sahiplerine, “OHAL grevleri durdurmak için fırsat oldu” demesinin bir rahatsızlığa yol açmaması.

Ücretli kölelik düzeninde yaşıyoruz.

Ancak hem bir toplumsal kurtuluş programımız ve öncü siyasi örgütlerimiz var, hem dünyanın her yerinde birbirimizle ilişkiliyiz.

Ücretli kölelik düzenini egemenlerin kafasına yıktığımızda göreceksiniz bayramı!