Aurora coğrafyasını arıyor!

19/08/2017 Cumartesi
Aurora coğrafyasını arıyor!

Kore’de sular iyice ısındıktan sonra ABD emperyalizmi bir kez daha geri adım attı. Hatta bu adımı biraz daha zayıflamış, küçük bir ülke tarafından tehdit edilmiş ve hassas noktaları açığa çıkmış olarak attı.

Emperyalist güçler, yeni uçak gemilerini devreye sokarken, bunların ancak 2020’de kullanıma hazır olacağını söylüyorlar. Sanki savaşmak için 2020 sonrasını belirlemiş gibiler!

Emperyalistler, dünya emekçi halklarının başına belayı nasıl öreceklerini planlaya dursunlar, biz bir kez daha işçi sınıfının bu dalgayı nasıl karşılayacağına bakalım.

Aşağıda geçen hafta çektiğim fotoğrafta, şakayla karışık gelmiş geçmiş bütün dünya tarihinin en etkili top atışını yaptığı söylenen Aurora görülüyor.

1917 7 Kasım’ında Neva’nın buzlu sularını yararak Petrograd’ın Kışlık Sarayı’nda toplanan hükümete ilk top atışını yapan, işçi sınıfı ayaklanmasının işaret fişeği ve yüzyılın karakterinin değişmesinde rol oynayan Aurora bütün heybetiyle duruyor.

Ama sorun şu:

İçinde bulunduğumuz emperyalist hegemonya krizinde, savaştan önce veya esnasında “Aurora” tekrar hangi coğrafyada belirecek? Başka bir deyişle hangi ülkede tüm dünya emekçilerine karşı açılmış savaş, burjuvaziye karşı bir iç savaşa çevrilecek?

Rusya’da mı?

Rusya’nın bugün öncelikli bir devrim coğrafyası olmadığını söyleyebiliriz. Genç Rus burjuvazisinin yaydığı ve birçok tarihsel veriyle desteklenmiş milliyetçiliği işçi sınıfını büyük ölçüde esir almış gözüküyor.

Bir kere  karşı taraf, yani ABD ve AB emperyalizmi çok kirli, saldırgan, adaletsiz ve kanlı bir geçmişe sahip. Eski bir Sovyet Cumhuriyeti’nin halkı olarak  belleklerinde bu acı saldırganlığın izlerini taşıyorlar. Bütün sınıf düşmanlığına ve yağmacılığına, örtülü hırslarına rağmen Rus burjuvazisinin salgıladığı yurtseverlik tutuyor. Bu, Sovyet kazanımlarını da içi boşaltılarak kapsayan büyük bir devlet olma geleneği ile örtüşüyor.

Ayrıca karşı-devrim sonrası yağma döneminin sonlandığını ve uzun vadeli strateji üretebilen ve Putin’de cisimleşmiş bir devlet aygıtı olduğunu fark ediyoruz.

Bu aygıt işçi sınıfını kapsamak için işçilerin bir kısmından orta sınıf oluşturacak sosyal devlet politikalarını üretebilmiş. Ayrıca unutmayalım, sosyalizm öylesine mükemmel bir yaşam tarzı yaratmış, öylesine rafine bir kent kültürü inşa etmişti ki, işçi sınıfı hâlâ bundan yararlanmayı sürdürüyor.

Ağır ve yorucu işlerde genellikle yabancı işçilerin çalıştırılması ve Ruslarda bir yabancı düşmanlığının yüzeye çıkıyor oluşu bu tabloya eklenmeli.

Bu durumda öncelikle Aurora başka yerleri ziyaret edecek!

Sizce Putin’in tabaklara, bardaklara basılmış fotoğraflarının hediyelik eşya olarak satıldığı bir Rusya mı buna aday, yoksa Başkanlarının tweetlerinin tuvalet kağıdına basıldığı bir ABD mi?

Donbass’ta, Lugansk’ta, Kırım’da, Suriye’de Rus burjuvazisinin başta haklı gelen ama yayılmacı hırsların gizlenemediği askeri faaliyetlerinin arkasına emekçi halkın da kapsandığı Rusya’da mı?

Yoksa Amerikan İç Savaşı’ndan kalma figürler etrafında halkın hızla sağcılar, solcular diye taraflaştığı ve ölümlü çatışmaların yaşandığı ABD’de mi? ABD denince Meksika’dan Şili’ye “arka bahçesiyle” birlikte düşünmekte yarar var.

Ya da özellikle Akdeniz ülkelerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşayan ve hızla yoksullaşan işçi sınıfının arayış içinde olduğu AB’de mi?

Ancak şunu hatırlamalıyız, Ekim Devrimi ve Aurora’nın rolü tesadüf değildi, Bolşeviklerin işçi sınıfı içinde sürdürdükleri ısrarlı, tutarlı ve sürekli bir çalışmanın ürünüydü.

Zaman daralırken ve devrim coğrafyası yer değiştirirken hızla sınıfın içinde mevzi kazanmak ne kadar önemli hale geldi!