Malpraktis (hekim hataları) Sorunu

02/04/2007 Pazartesi
Malpraktis (hekim hataları) Sorunu

ABD Sağlık Sistemi - II

AKP hükümetinin Türkiye sağlık sistemine ithal etmeye çalıştığı malpraktis sistemi, ABD orijinlidir. Bu sistem, hekim hatalarından zarar gören hastaların maddi olarak tazmin edilmesini ve hekimlerin bu tip hatalar için kendilerini sigorta ettirmelerine dayanmaktadır. Ancak, uygulamada, malpraktis sistemi hasta haklarını koruma örtüsü altında hekim - hasta ilişkisini bir hasım ilişkisine dönüştürmüştür. ABD'de piyasacı sağlık sisteminin vazgeçilmez bir yan ürünü olan malpraktis sorunu hastalara ve hekimlere zarar vermektedir. Bu nedenle iyi anlaşılması gereken bir konudur.

ABD'de yıllardır süregelen sağlık alanındaki piyasa sisteminin yarattığı hekim prototipi yüzünden toplumun hekimlere karşı güveni oldukça azalmıştır. Hekimlerin hizmet ettikleri insanların sağlık sorunları yerine kişisel çıkarlarını ön planda tuttukları görüşü yaygınlık kazanmıştır. Hekimlik mesleğinde ciddi bir değer erozyonu vardır. Hasta hakları serbest piyasanın prizmasında doğrultu değiştirerek "tüketici hakları"na dönüşmüş durumdadır. Hastalar becerikli hukuk şirketlerinin elinde hekimlerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Hatalı bir tıbbi uygulama sonucu zarar gören hastalara ödenen "malpraktis" (hekim hatası) tazminatları 1994-2002 yılları arasında sıçrama yaparak, 2003'te en yüksek tazminat 3.9 milyon dolara ulaşmıştır. Bir araştırmada, hastanelerin yüzde 45'inin malpraktis tazminatlarındaki artış nedeniyle hekimlerinin bir kısmını kaybettikleri (mesleği bırakan hekimler nedeniyle) saptanmıştır. Hekimlerin malpraktise karşı yaptırdıkları meslek sigortası harcamaları 2005 yılında yüzde 37 oranında artmıştır. 2003 yılında Bush yönetimince senatoya teklif edilen, malpraktis cezai ödemelerine bir üst sınır (250 bin dolar) getiren yasa teklifi ret edilmiştir. Malpraktis sistemi olarak adlandırılan garip kurumsal yapı, ABD sağlık sisteminin önemli bir parçasıdır. Bu sistemin iki amacı vardır, tıbbi hatalar yüzünden zarar gören hastaları maddi olarak telafi etmek ve hekim ile diğer sağlık çalışanlarının ihmalleri yüzünden hastalara zarar vermelerini önlemek. Harward çalışması, tıbbi ihmal yüzünden zarar gören hastaların yalnızca yüzde 2'sinin malpraktis sistemi tarafından finansal olarak telafi edildiğini göstermiştir. Bu çalışma ile malpraktis sisteminin birinci amacına ulaşmadığı ortaya konulmuştur. Öte yandan tıbbi ihmal olan yüzde 98 olgunun sistem tarafından dikkate alınmadığı göz önünde bulundurulursa ikinci amacın da gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.

Malpraktis sisteminin amaçlarına ulaşamaması bir yana sağlık ortamına pek çok zarar vermektedir. Bir çalışmada bir milyon hastane yatışında, 37 bin hastada tedavi sırasında tıbbi zarar oluştuğu, bunların 10 bin 212'sinin tıbbi ihmal yüzünden meydana geldiği gösterilmiştir. 10 bin 212 tıbbi ihmale uğrayan hastanın 204'ü malpraktis için yargı yoluna başvurmuş ve 102'si maddi telafi elde etmiştir. Sonuç olarak 10 bin 212 hastanın 102'si (yüzde 1) bu sistem aracılığıyla telafi edilirken, yüzde 99'u telafi edilmemiştir. 100 malpraktis başvurusundan yalnızca 17'sine hak verilmiş, yüzde 83'ünde tıbbi ihmal saptanmamıştır. Bu rakamlar tıbbi ihmalden zarar gören hastaların yüzde 99'unun malpraktis sisteminden yararlanmadığı ve malpraktis suçlamasıyla dava edilen hekimlerin yüzde 83'ünün bir tıbbi ihmali olmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Sistem çalışmamakta, aksine zarar vermektedir.

Malpraktis sistemi hekimi tıbbi hatasından ötürü büyük miktarlarda para ödeyerek cezalandırmaya dayanır. Bu yüzden hekimler büyük primler ödeyerek malpraktis sigortası yaptırmaktadır. Bir çalışmada bu sigorta primleri ile biriken paranın yüzde 50'sinin hastalara ödenen telafi paraları için yeterli olduğu, diğer yarısının avukatlara, mahkeme masraflarına ve sigorta şirketlerine gittiği gösterilmiştir. Bu nedenle sistem aslında akılcı değildir.

Yoksul/dar gelirli insanlara malpraktis tazminatı olarak çok küçük miktarlarda paralar ödenmektedir. Zaten gelirleri düşük olan bu kişilerin tıbbi ihmal nedeniyle kaybettikleri kazançlarının da düşük olduğu hesaplanarak ödeme yapılmaktadır. Avukatların ücretleri kazandıkları malpraktis telafi ücretinden belli oran olarak belirlenmektedir. Bu nedenle yoksul ve dar gelirli insanların malpraktis davaları avukatlar için cazip değildir. Sonuç olarak, dar gelirli kişilerin varsıl kişilere kıyasla malpraktisle tazmin edilme ihtimali çok daha düşüktür.

ABD'de malpraktis sistemi aracılığıyla hekimler ve hastalar birbirlerine karşı adeta savunma ve saldırma tedbirleriyle donanmış hasım ilişkisi içindedir.