Seyreltilmiş gericilik

10/11/2014 Pazartesi
Seyreltilmiş gericilik

Dün Ekim Devriminin 97. yılı için gerçekleştirdiğimiz Komünist Parti toplantısında CHP'yi eleştiriyordum. Mustafa Kemal'in ölüm yıldönümünde camiye koşup dua okutan kafa, demiştim, günümüzün sosyal-demokrasisidir... Herhalde bugün de gideceklerdir!

Belki de aynı sıralarda Kemal Kılıçdaroğlu, partililere imamları ziyaret etmek gerektiğini hatırlatmış. Madem ki, CHP'yi büyük bir atağa hazırlanıyor, kapı kapı imamları gezin...

Bunların Atatürk'ü camiye sokma merakları, bizzat gidip dinci gericiliğe teslim olmak içindir!

Önemli olan geçen yıl Yeni Cami'ye koştuktan sonra bu yıl parti kongresinde sol muhalefet diye ortaya çıkanların kendileri değil. Bunlar gelip geçicidir. Zira gericiliğin memlekette aslı varken, onunla uzlaşmaya hazır olduğunu ilan eden kopyaların dikili ağacı olamayacaktır. Önemli olan Türkiye'de 1960'ların ortalarından bu yana iç içe geçen sosyal-demokrasi ve kemalizmin, İkinci Cumhuriyeti kabullenmeleridir.

Memlekette çalacak kapı kalmadı mı! İmamlar da insan ve yurttaştır ve memleketin her mahallesinde bir okulları varken giderek sayısının artacağı belli olan bu kesim ihmal edilmesin... Seyreltilmiş gericilerin giderek seyrelen akıllarına bu gelebilir. “Denemesi bedava” değil, ama akacak kan damarda durmazmış. Belli ki CHP imamların içindeki solcuların oyunu arayacak.

İmamdan solcu olur. Bazen istisna olarak olur. Zekidir, namusludur, biri vesile olur, bir şimşek çakar. Çıkar gelir. Her zaman olabilir.

Ya da solun toplumsallaşmasının çıktısı olarak... Solun ideolojik bombardımanı, politik ağırlığı karşısında düzenin en muhkem mevkileri bile çatlar. İmamı, askeri, polisi, ağa çocuğu... Türkiye bunu 1960-80 aralığında yaşadı. Tesadüfen olmaz.

Rastlantı üstüne politika inşa edilmeyeceğine göre ve o yirmi yıldaki ağırlığın uzağında olduğumuza göre, Kemal bey “gericinin daha az gericisi”nden söz ediyor olmalı.

Zaten aynı konuşmada kendi kadrolarının giyim kuşamı hakkında da tavsiyede bulunması manidar. Kadınların bozuk yollarda topuklu ayakkabı giymesi sorun oluşturmaz. Bunu yapan ya ertesi sefer düzeltir, ya da o mahalleden bir daha geçmez. Sorun kemalist/sosyal-demokrasinin, Türkiye'de geleneksel olarak yaşam tarzının simgesi olan giyim başlığında memleketin ortalamasına uyum göstermeye çağırmasıdır. Kılıçdaroğlu gericilik ortamına uyum sağlamayı önermiştir.

Bizim ihtiyacımız olansa bir cephedir. Boyun eğmeyenlerin cephesi.

*          *          *

Bizim “biji serok Obama” sloganına fener tutmamıza kızanlar oldu. Bir tercihdir. Ezilenlerden yana olduğunu söyleyip de memlekette kızmak için komünistleri bulmak bir tercihtir.

Amerikanperverlik bizim bölgemizin gerçekliği değil de, meczupluk olsaydı gülüp geçerdik. Ne uğraşacağız! Oysa bu, bir dalganın simgesi. Barzani'nin askerlerini alkışlamakla yetinebilirler, Kürtlerin ulusal birliğini memnuniyetle karşılayabilirlerdi.

İşin özü değişmez ve bu da seyreltilmiş gericiliğin diğer versiyonudur. Zira Kürtlerin ulusal birliği inşaatta ölen Kürt işçinin sorununu çözmez, örter! Türklerin ulusal birliği, nasıl emperyalizmle kavga etmeyi bıraktığı günden itibaren sömürünün örtüsü haline gelmişse...

Ancak alkışlamak ve memnuniyet belirtmekle yetinmediler. Dalga geçmeliydiler. O alçaltıcı sloganın nereden türetildiği bellidir ve Apoculukla hem empati kurmakta, hem de ona meydan okumaktadır. Sakil bir slogandır ama iyi seçilmiştir.

Kürt siyasetinin Barzani kolu tepeden tırnağa Amerikancı. İkinci önemli kol olan Apoculuksa, adını aldığı siyasetçinin kişiliğinden bağımsız olarak, yani objektif olarak belirsizlikler barındırıyor. Biji serok seslenişiyle, emperyalizmle uzlaşma dalgası, Türkiye Kürtlerinin direngen damarlarına meydan okumuş, uzlaşmacı yanlarına sempatisini iletmiş bulunuyor. Hal böyleyken kalkıp bize kızılıyorsa, bu bir tercihtir!

Bizim cephemiz toplumun bütün direnç damarlarını çağırmalı, birbiriyle buluşturmalı, kardeşleştirmeli, birinin diğerine enerji aktarmasını güvence altına almalı. Bunun için farklılıkları önemsizleştirmeye gelmez. Tersine ideolojik ve siyasi mücadeleyi şiddetlendirmek, bu dönem kitle mücadelelerinin vazgeçilmezidir.

ÖNCEKİ YAZILARI

Yangın 17/07/2019 Çarşamba
Günlerin getirdiği… 10/07/2019 Çarşamba
Solculuk nedir? 26/06/2019 Çarşamba
Bir strateji kendini imha etti 19/06/2019 Çarşamba
İki parti 12/06/2019 Çarşamba
Ya bu ya da şu, ama aynı kapı… 05/06/2019 Çarşamba
24 Haziran’a bekleriz 29/05/2019 Çarşamba
Muhalefet cephesinde 22/05/2019 Çarşamba
AKP cephesinde 15/05/2019 Çarşamba