Seçim mühendisliği

24/04/2018 Salı
Seçim mühendisliği

Mühendislere ve mühendisliğe saygım sonsuz. 

Çeşitli yönlerinin yanı sıra, mühendislik olmadan modernleşme de aydınlanma da olmazdı. Ben konunun dağ tepe dinlemeyip her köye elektrik ulaştıran direklerinden çok etkilenmişimdir. “Hay Allah ne kadar da kalabalıklar” demeden her çocuğa okul, her bebeğe aşı götürülmesine hayran kalmışımdır. 

İnsanlığın uzaya çıkmanın faydalarını bugüne kadar çok hissedebildiğini zannetmiyorum; yıldızlar savaşı gibi akla zarar işleri insanlığın manyaklık çağına havale edip, mutlaka var olan bu faydaların gerçekleştirilebileceği zamanlar da gelecek…

Hmm… Son örneğe dikkat… Demek ki, tekniğin, teknolojinin, mühendisliğin aydınlatıcı gücü kendinde saklı değil. Ultra modern bir gelişme kendi başına neden göz kamaştırıcı olsun, eğer bir başka halkı bilmem kaç yüz kilometre öteden vurmak için kullanılıyorsa? Demek ki, teknik, teknoloji, mühendislik, en azından kullanım açısından basbayağı sınıfsal ve politik olaylar…

Doğru, devrimci, halkçı bir siyasetin aracı, silahı, eli kolu olarak işlev üstlenen “mühendislik” hakikaten göz kamaştırıcıdır. Trafikte veya doğumda ölümü nasıl sıfırlayacağımızın, kanseri nasıl yeneceğimizin peşine düşen bir bilimsel uğraş, ne muazzam bir mücadeledir.

*          *          *

Öte yandan mühendisler demeyeyim de, “mühendis kafalılar” yaptıkları işi önemsemenin ve değer vermenin siyasete ve başka alanlara hükmetmek anlamına geldiğini zannedebiliyorlar. Örneğin zaman içinde iktisat bunların eliyle “politik iktisat” olmaktan uzaklaştı ve matematik kullanımından çıkıp matematiğin bir alt disiplinine dönüştürüldü. İktisadın matematik kullanımı çok bilinmezin açığa kavuşturulmasına yardımcı olur, kuşkusuz. Ama “hangi sınıf için?” sorusunu dışta bırakan bir iktisatta sorun vardır. 

Hangi sınıf için? Yani “hangi siyasal içerik”?

Mühendis kafalılar yalnızca kendilerini içerikten yana yoksullaştırmakla kalmazlar. Hangi siyaset, hangi içerik sorularının üstüne, tekniğin mistifikasyonu yoluyla bir örtü sererler. 

*          *          *

Seçimlerde ne yapılması gerektiği gündemi üzerinden, zamanında (politik) iktisadın başına örülen çorabın bir benzeri, şimdi doğrudan politikanın başına geçirilmektedir. 

Nasıl bir ittifak ve nasıl bir aday soruları, bugünkü ortaya konuş biçimiyle, kesinlikle bir uzmanlık sorusudur. Siyaset mühendisleri göreve çağrılır ve A partisinin B partisiyle ittifakının oyları ne kadar çoğaltacağını, yine bu ittifakın bu partilerin üye ve taraftarlarını karşılıklı ne kadar küstürüp uzaklaştıracağını, seçime katılma oranlarını arttıracağını mı düşüreceğini mi hesaplamaları istenir. 

Aslında kimsenin böyle bir şey istemesi gerekmez. Siyasetin sorunları ve soruları böyle bir zeminde tanımlandığında siyasetçinin işi bitmekte, meydan mühendislere kalmaktadır.

Dikkat; bu mühendisler halkın en geniş kitlelerine belli bir mesajın hangi araçla, nasıl bir mekanizmayla ulaştırılmasının daha etkin olacağını araştırmamaktadırlar. İçerik ortadan kalkmış, tekniğin egemenliği mutlaklaşmıştır.

Somut olarak CHP (veya bir başkası) hangi partilerle birlikte göründüğünde oyu nasıl etkilenir? Bu biraradalığın fazlasının zararlı olma ihtimali var mıdır? Örneğin CHP sağcılaştığını ne kadar açıkça ilan ederse, solu kendisinden uzaklaştırır? Bu uzaklaşma sağcı seçmenlerin yakınlaşmasıyla telafi edilebilmekte midir, edilememekte midir?

Bu merak uyandırıcı ve yanıtını elde etmek için araştırma yapılması gereken sorular, siyasetin içeriğini kovmaya başladıysa konu büsbütün anlamsızlaşır. “Pardon bunu neden araştıracaktık?”

*          *          *

Burada karşı ses devreye girsin ve bana desin ki, “Aydemir demagoji yapma, elbette AKP’yi iktidardan indirmek için! AKP’yi iktidardan indirmek de memleket için, halk için elzem. Kimse bunu unutmuş falan değil!” 

Üzgünüm ama AKP’yi AKP’lilerin iktidardan indirmesi de memleket ve halk için yararlı bir formül olabilir mi? Erdoğan’ın yerine Gül geçerse bu bir ilerlemedir demek için, aklını peynir ekmekle yemiş olmak veya siyasetin “içeriğini” mühendisliğe teslim etmiş olmak gerekir…

Kimse kusura bakmasın!

Kimse kusura bakmasın; çünkü aslında tekniğin egemenliğine girdiğinde bir sosyal konu yalnızca teknik hale gelmiyor. Bugünün dünyasında iktisatta tekniğin egemenliği merkezi planlamanın mükemmelleştirilmesine hizmet edecek değil ya! İçeriksizleştirilmiş teknik var olan durumun sürdürülmesine hizmet eder. 

Bugünün dünyasında siyasetin tekniğin egemenliğine teslim edilmesi, AKP rejiminin sürdürülmesine hizmet eder. Erdoğanlı veya Erdoğansız. Hatta AKP’li veya AKP’siz. 

*          *          *

Siyasetin ne olduğunun halka unutturulması, toplumun siyasetin içeriğine yabancılaşmasından başka anlama gelmez. 

Oysa siyaset önce dünya görüşüdür. İdeolojidir. Örneğin eşitlikten yana olup olmadığınız sorusunun yanıtı her tür tekniği önceler. İnsanın bireysel yararının nasıl bir kümelenmeden geçtiğine verilen eğilip bükülmez bir yanıttır, siyaset. Örneğin işçiler kendi başlarına bir kuru kalabalıktır ve yalnızca ortak çıkarlarının farkına varıp örgütlendiklerinde kolektif ve bireysel yararlarına doğru yol alırlar. Hangi sınıftan yana olduğunuz, hangi sınıfın haklı hangisinin haksız olduğu sorularının teknik yanıtları yoktur. Teknik bu soruları örtmüş olur.

Gerçek soruları örten mühendisler var olan düzenin hizmetine girmişlerdir ve artık herhangi bir biçimde saygıyı hak etmez olmuşlardır. 

Siyaset yoksa, halkın kurtuluşu için siyaset hiç yoktur. Mevcut düzenin sürdürülmesi siyaset üstü bir ilke haline gelmiştir.

*          *          *

Oysa halk hesap yapmaz ve yapmamalıdır. “Halk” çocuğuna tecavüz edildiğinde, kadına sokak yasaklandığında, bilim akademiden kovulduğunda, gençler ölmeye ve öldürmeye yollandığında, ölüm sabah akşam kutsandığında… isyan edeyim mi etmeyeyim mi diye zarar-kazanç analizleri yapmaz ve yapmamalıdır.

Halk isyan etmelidir.

Burjuva mühendisleri ne yaparlarsa yapsınlar, ortalığa saçılan bu hesap kitap manyaklığının dışında bir siyaset var. Birileri halkın isyanını, emekçinin iradesini temsil edecek ve örgütleyecek. Bu mücadele kazandığı zaman bugünkü saçma tahtından indirilen ve mühendis kafalılıktan özgürleşen mühendislik yeniden saygıyı hak edecek. Kanseri yok etmenin, kimseyi aç açık bırakmamanın, ülkeyi bağımsızlaştırmanın, yani dünyayı değiştirmenin teknikleri için mücadeleye katılanlara nasıl saygı duyulmaz?

Seçimde ne mi yapacağız? Eşitlik, adalet, özgürlük, laiklik, bağımsızlık için siyaset, kısaca emekçi halkın kurtuluşunu yakınlaştırmak için siyaset yapacağız. Teknik mi dediniz? İşte bunun tekniğini bulacağız.

 

 

ÖNCEKİ YAZILARI

Bir strateji kendini imha etti 19/06/2019 Çarşamba
İki parti 12/06/2019 Çarşamba
Ya bu ya da şu, ama aynı kapı… 05/06/2019 Çarşamba
24 Haziran’a bekleriz 29/05/2019 Çarşamba
Muhalefet cephesinde 22/05/2019 Çarşamba
AKP cephesinde 15/05/2019 Çarşamba
Bir dönüm noktası 08/05/2019 Çarşamba
Tercih yapmadan yaşanır mı? 24/04/2019 Çarşamba
Empati ve adalet 10/04/2019 Çarşamba
Bahar tuzağı 03/04/2019 Çarşamba