Seçim, İlke, Kongre

28/01/2009 Çarşamba
Seçim, İlke, Kongre

Haftaya kongremiz var. İyi şeyler yapacağımız bir kongre. Umutlu, iddialı... Umut ve iddia üstüne yazmak isterdim ben de bugün. Ama araya giren bir şeyler var. Pek de zevkli olmayan konular açıkçası...

Belki de kendim arandım. Ben değil miydim geçen hafta yazıyı getirip seçim politikaları, ilkeler gibi noktalara dayayan?

Düzeni mahkûm edip özelleştirmelere, piyasacılığa karşı çıkmak... Bunları yazılı olarak kayıt ve taahhüt altına almaktan başka ne yapılabilir? O da para etmiyor ve solun ortak açıklamasının imzacılarından, kazanma olasılığı çeşitli yerlerde zaten olan bir parti kapitalizm, liberalizm, piyasa eleştirilerinin etrafından ıslık çalarak dolanmayı tercih edebiliyor.

"Tabii ki kapitalizme karşıyız." Herhalde başkalarının, örneğin AKP'nin kapitalizmine... "Öyle olmaz" desek. Anlatsak sömürünün, piyasanın öyle tasnif edilemeyeceğini, iyisinin kötüsünün olmayacağını, kalkınma ajansları hikâyesinin tastamam piyasacılık olduğunu... "Metinde emperyalizm karşıtlığı mı geçiyor? Aaaa, AB de mi emperyalistti?"

Yerel seçimlere dönük politika için başka şeylerin yanı sıra CHP'yi de düzen partisi olarak ilan ve reddeden solda, Karayalçın karşısında akan suların duracağını tahmin edebiliyordum, doğrusu. Gerçekten de Gökçek'in karşısında, kazanma olasılığını hiç olmazsa gündeme sokan bir isim olduğunda, daha soldaki kesimlerin işinin zorlaşması anlaşılır bir durumdur. Sorarlar tabii ki: "Hani AKP'ye karşıydınız? Burada kazanacak aday çıkartmışız işte daha ne istiyorsunuz?"

Böyle durumlarda sol oturup ne yapacağını somut olarak düşünmek durumundadır. İlkeleriniz bellidir ve somut tıkanıklığı nasıl aşacağınıza bakarsınız. Tıkanıklığın, ilke istisnası icat edip CHP'yle çözülme olasılığı ise, doğal olarak, yoktur. Ancak düşünmeye oturmakla imza föyünü yastık yapıp kulağının üstüne yatmak arasında bir ayrım olmalıdır. Gelişmeler ise, uyku halinin bin kere tercih edilebileceğini göstermektedir. İsterseniz bir göz atın:

"25 Ocak Pazar günü Tuzluçayır Beyaz Köşk düğün salonunda CHP'nin Ankara Büyük Şehir Belediyesi başkan adayı Murat Karayalçın ve Mamak belediye başkan adayı Veli Gündüz Şahin'in katılımı ile bir halk toplantısı gerçekleştirildi. Mamak Halkevleri, Disk Genel-İş Ankara 2 no.lu şube ve Mamak Barınma Hakkı Bürosu tarafından düzenlenen toplantıya 2500 kadar Mamaklı katılırken, katılımcıların bir kısmı salona sığmadı. Coşkulu bir havada geçen toplantıda kendi sorunları konusunda yapılan konuşmalara halkın ilgisi ve tepkisi yoğundu."

Meğer 1993'e kadar başkentte "halkçı bir belediye" varmış, ve alıntı yaptığım yazıda, yukarıdaki pasajın hemen altındaki ara başlıktan anladığımız kadarıyla halkçı belediyecilik sermayenin değil halkın çıkarlarını esas alırmış... Bir varmış bir yokmuş...

Bir seçenek de, Murat Karayalçın'ın o günden bu zamana kendini çok yetiştirip halkçılaştırmış olmasıdır... Neresinden tutarsanız tutun. Şaka gibi...

Geçen yazıda ve az yukarıda sözünü ettiğim geniş kapsamlı yerel seçim konulu ortak açıklamanın başlığı "Biz Varız" idi. Bu metnin deleni çok oldu. Benim seçtiğim örnek deliğin göstere göstere açıldığı bir durum olma özelliğini taşımaktadır. Bu yüzden haber ve örnek gösterilme değerine sahiptir. Başka bir kastım ise, inanın, yoktur.

Alenileşmiş başka örnekler oldukça değinilmesinde yarar var. Benim rast geldiğim bir diğerinin ise, "Biz Varız" ile ilgisi olmamıştır.

Yer Kırşehir aday Yıldırım Kaya parti CHP. Eski sendikacı, bir sol geleneğin tanınmış siması ve ("parti olmayan" diye geçse de) bir sol partinin kurucusu ve dahi Barış Meclisi sözcüsü olan Kaya'nın daha önceki açıklamalarından binlerce kişiyle birlikte CHP saflarına katıldığını öğrenmişti sol kamuoyu. Sol kamuoyu henüz bu eski solcuya pes mi diyeceği, yoksa yeni partisinin esnekliğini mi kutlayacağı konusunda ortak bir karara varamamıştı ki, Yıldırım arkadaştan son bir açıklama geldi:

"Değerli arkadaşlarım,
Solun ortak adayını yaratmak için 30 Mart 2008 tarihinden bu yana sizlerin desteğiyle yürüttüğümüz çalışmanın, CHP adı altında adaylık sürecini başlatmıştık. CHP Merkez yönetimi CHP üyesi olan başka bir arkadaşın adaylığına karar verdi.
Ben doğduğum, büyüdüğüm öğretmenlik yaptığım, siyaset yaptığım kente Kırşehir'e layık olduğu siyasetin en iyisini yapabilmek için yola çıktım. Her zaman hissettirdiğiniz büyük destekle bu topraklara sahip çıkabileceğimize, AKP politikalarına mahkum etmeyeceğimize inandım. Kırşehir ve siyaset için söylenecek çok söz, gidilecek çok yol var...
Ben bu yolda beni yalnız bırakmayan, Kırşehirli dostlarıma ve Türkiye'nin dört bir yanından yüreği Kırşehir için atan dostlarıma bir kez daha teşekkür ediyorum. Birlikteliğimiz sürdükçe 'Halk için, Halkla Birlikte' olmaya devam edeceğim."

Ne demeli? "Solun ortak adayının yaratılması" ile "halk"ın arasına girenlere lanet okumalı. Ah şu Baykal zihniyeti yok mu! Zaten orta yere ön seçim sandığı koymaya da yanaşmadı ki...

Şu "solun ortak adayı" yazılı teneke rozetlerin hangi tezgâhta satıldığını 2007 yazından beri merak eder dururum. Ama şimdi sırası değil.

Şimdi biraz işimiz var. Dedim ya, haftaya kongremiz var. Yeni bir dönem açmakla ilgiliyiz. Kapitalizmin büyük kriz mevsiminde yaratıcılık ve cüreti tepe noktasına nasıl çıkartacağımıza bakmalıyız. Gençleşeceğiz sonra... Kimsenin, kendimizin bile, kısa süre öncesine kadar tahmin bile etmediğimiz ölçüde gençleştireceğiz TKP'mizi.

Eskimiş sol, kartlaşmış CHP'nin etrafında döne döne, sadece kimi değerlerden uzaklaşmış olmuyor aslında. Daha da yaşlanıyor.

Gelin biz işimize bakalım.

ÖNCEKİ YAZILARI

Bayram değil seyran değil 21/08/2019 Çarşamba
Güvenli bölge, bataklık bölge 14/08/2019 Çarşamba
Bizim Cüneyt 07/08/2019 Çarşamba
Organize suç olarak ırkçılık 31/07/2019 Çarşamba
Yangın 17/07/2019 Çarşamba
Günlerin getirdiği… 10/07/2019 Çarşamba
Solculuk nedir? 26/06/2019 Çarşamba
Bir strateji kendini imha etti 19/06/2019 Çarşamba
İki parti 12/06/2019 Çarşamba