Bazı şeyler unutulmaz

26/12/2018 Çarşamba
Bazı şeyler unutulmaz

Beyaz Saray web sitesinde açılan kampanyada yüz bin imza hedefleniyormuş. Herhalde, zaten İngilizce bir metne imza atacakların Türkiyeli olması gerekmiyor. Ayrıca ABD askerini kurtarıcı olarak gören bir içeriğin sol olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla olayı üstümüze alınmamamız için en az iki gerekçeyi yazdım bile. 

Dünyada ABD’yi kurtarıcı sayanlar yüz binin çok üstünde bir havuz oluşturuyor olmalı. Bu havuzdan kaç imza çıkarsa sonuç bizdeki Amerikan muhipleri için tatminkâr sayılır, onu da meraklısına bırakayım.

Meselenin bize bulaştırılmasının sorumlusu kendini ne zannettiğini anlamadığım azılı bir sol düşmanının yakın zamana kadar sosyalist bir gazetede, Evrensel’de yazıyor olmasından kaynaklanıyor. Bu şahsın bir şeye bulaşması, solu da beraberinde bulaştırması olarak yorumlanıyor ve algılanıyor. 

Var böyle tipler. Örneğin Ufuk Uras’ın ne alakası var ki solla? Eskiden bir sol partinin, ÖDP’nin sözcülüğünü yapmış, hatta gençliğinde Marksizmden etkilenmiş olabilir. Neredeyse yirmi yıl geçmiş, ama ne zaman ağzını açsa, “solculuk bu mu, değil mi” diye bir ilgi gıdıklanıyor Ufuk Uras üstünden. Veya Nabi Yağcı… Eski TBKP genel sekreterinin, neye bulaşırsa bulaşsın, solu etkilemesi için bir neden çok zamandır kalmadı. Şaka değil, öncesinde sosyal demokrattan fazlası var mıydı, oralara girmeyelim, ama en az 1990’ların başlarından beri adam solcu falan değil. Murat Belge, Ömer Laçiner… Birikimcilik neydi diye tartışmaya gerek yok, bunlar arada basbayağı AKP’ci oldular…

Şimdi örneğin bu saydığım isimler ve benzerleri kalkıp sol bir gazetede köşe yazmış Fehim Işık’ın kampanyasına imza koysalar, Türkiye’de solculuk Amerikancılıkla karışmış mı olacak? Solculuk bir Amerikancının oraya buraya çekiştireceği oyun hamuru mudur!

Tartışmayalım demiyorum. Tam tersine, emperyalizme korunma dilekçesi verenlerin ipliğini pazara çıkaralım. 

Ama rahat olalım. Bu coğrafyada antiemperyalizmi ırkçılıkla yan yana koymak, Batı sömürgeciliğinin ve emperyalizmin “özgürlük ve demokrasi ihracı” yolundaki ideolojisinin öteki yüzüdür. Bu saçmalığı “insan hakları savunucusu” Eren Keskin değil, solu temsiliyeti çok daha inandırıcı biri de ortaya atsa, solculuğa halel gelmez. 

Türkiye’de sol birden fazla kere tasfiye edilmeye uğraşılmıştır ve bu uğraşlar belli ölçülerde başarıya da ulaşmış olabilir. Örneğin devrimciler karalanabilmiş, dış mihrak veya din düşmanlığı gibi bildik tezler kamuoyunun aklını çelebilmiştir. Ama solun kimlik kartını silip yeniden yazmak fanteziden öteye geçememiştir. 

Türkiye’de sol modernleşmenin, aydınlanmanın çocuğudur ve bunu unutturup yakasına halk diye rozet takılan cemaatlerden başlatılan bir soy ağacı çizilememiştir. İlk günlerden beri işçi sınıfının bizde mevcut olmadığı, daha sonralarıysa işçi sınıfının çok değiştiği anlatılmış, sınıfsız bir sol türetilmek istenmiş, tutmamıştır. Sol bağımsızlıkçıdır ve Kurtuluş Savaşını bir iç savaşa indirgeyip keşke olmasaydı diye yaklaşmak, emperyalist sever dinciler ve liberallere ait bir tez olarak sadece çöptür. Solun aydınlanmacılığını ve bağımsızlıkçılığını milliyetçiliğe bağlamak da denenmiştir. Ara sıra etkili olsalar da, sonunda hep duvara toslamışlardır.

Bizim bir duvarımız vardır ve solun kimlik kartını karalama defteri sananlar hep o duvara çarparlar. Saydıklarım bizim ülkemizde solculuğun karakteristik özellikleridir. Bizden öncekilerin mücadele ederek kazandırdığı bu özellikler nesneldir. Kapitalizmin gelişmesiyle dağılan, işgal edilen, kadim halkları birbirine düşürülen ama bu kuşatmanın aşıldığı bir ülkede, işçi sınıfının kurtuluş programının zemini tarihsel bir nesnelliğe oturur. Ne mutlu ki, bizde bu tarihselliğe ve nesnelliğe oturan devrimci mücadele, en ağır darbeleri aldıktan sonra bile sahipsiz kalmamış, düştüğü yerden çıkartılmıştır. 

Yüz bin değil yüz milyon imza da toplasalar, bir değil bin solcu eskisini de bir araya getirseler, emperyalist yandaşlığını solculuk diye yutturamazlar. Bazı şeyleri unutturamazlar. 6.Filoyu, CIA beslemesi darbecileri, AB’ci ve özelleştirmeci dincileri ve solun bunların karşısına dikilmek olduğunu kimse unutturamaz. 

Kürtlere de unutturamazlar. Kürt emekçilerinin nesnelliği ve tarihselliği, yaşadıkları acıların, gericiliğe ve emperyalizme bağlanan bir köprünün inşasında kullanılmasına izin vermez. Solculuğun kimlik kartı anadilimize göre değişmiyor çünkü. Toslayacakları duvar, ortak duvarımız batıdan doğuya bütün ülkeyi kapsıyor.

ÖNCEKİ YAZILARI

Tercih yapmadan yaşanır mı? 24/04/2019 Çarşamba
Empati ve adalet 10/04/2019 Çarşamba
Bahar tuzağı 03/04/2019 Çarşamba
Kuyunun dibinden 27/03/2019 Çarşamba
Çok alametler belirdi… 20/03/2019 Çarşamba
Kafalar karışık 13/03/2019 Çarşamba
Gerçek (…) bu değil 06/03/2019 Çarşamba
CHP kimin sorunu? 27/02/2019 Çarşamba
Alt tarafı… 20/02/2019 Çarşamba
Bu çöküş başka… 13/02/2019 Çarşamba