Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

TEKEL Direnişi Hesap Bozuyor

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:04

TEKEL işçilerinin direnişi 37. gününe girdi. Dün de 100 TEKEL işçisi açlık grevine başladı.

İşçi direnişlerinde günler geçtikçe yaşanan ivme kaybı, Ankara TEKEL direnişinde yaşanmıyor. Açlık grevine başlandığı gün, “ölmek var, dönmek yok” sloganı daha da güçlü atılıyor.

TEKEL işçisi, ekmeği, geleceği ve çocukları için başladığı mücadeleye artık onuru için de devam ediyor. Tam 37 gündür Ankara'nın göbeğinden seslerini tüm ülkeye duyurup, dosta düşmana önemli dersler vererek mücadelelerini sürdürüyorlar.

Söze, analize gerek var mı?

Onca hesap kitap, sendikal dengeler, önceki direnişlerle düşünüp deneyimlerini konuşturanlar, AKP hükümetinin direnişi boğma taktikleri, ülkenin daha kritik ve acil gündemleri... Hepsi anlamını yitirdi.

Direniş, TEKEL işçilerine yan gözle bakan herkesin hesaplarını altüst etti.

TEKEL işçilerinin çaktığı kıvılcım, yüz bin işçiyi 17 Ocak Pazar günü Ankara'ya toplayabildi. Türkiye son yılların en büyük işçi eylemine tanıklık etti. Medyanın tüm manipülasyonlarına ve hükümetin bir süredir direnişi yok sayma çabalarına inat, emekçiler AKP politikalarına tepkilerini net bir şekilde ortaya koydular.

Mitingdeki kalabalığı, eylemin düzenleyicisi olan Türk-İş yönetimi de beklemiyordu. Yalnızca mitingin kapanışı için şarkıcı Alişan'ın seçilmesi bile, Türk-İş yönetiminin mitingin tansiyonunu düşük tutmayı hedeflediğini gösteriyordu.

TEKEL işçisi buna da izin vermedi.

Miting akşamı Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın “Ben, toplumsal muhalefetin genişlemesinden, büyümesinden, bir cephe haline gelip sokaklara çıkmasından memnun değilim” demesi de, “muhalefet sokağa çıkar da bunun içerisinde hanım kardeşlerimiz, gençler, onların yavruları çıkar ve bunlar üzerinden iktidar yıpratılmaya çalışıyorsa ben bir siyasetçi olarak bundan çekinirim” diyerek endişelerini dile getirmesi de, TEKEL direnişi açısından mitingde amacın hasıl olduğunu gösteriyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve hükümetin diğer bakanları, direnen işçilere yönelik hoyrat tavır ve açıklamalarını bir kenara bırakmışlardı. Ancak Arınç'ın açıklamaları daha ötesine işaret ediyor. AKP hükümeti, direnişin ve tetiklediği işçi eylemliliklerinin sendikal alandaki yandaş unsurlar tarafından sönümlendirilemeyeceğini gördü. Uzun süredir, direnişi kendi gündemleri açısından uykuya yatıran AKP hükümetinden artık yeni bir hamle beklenmelidir.

Nitekim, uzun bir aradan sonra Tek Gıda-İş ile hükümet temsilcileri dün bir araya geldiler.

Söz konusu hamle elbette, tek başına TEKEL direnişini bitirmeye dönük “kapsayıcı” adımlar ya da yeni rüşvet tekliflerinden ibaret olmayacaktır.

“Kiralık işçi” düzenlemesinin yeniden Meclis'e getirilmesi, sağlık örgütlerinin iş bırakma eylemiyle protesto ettikleri Tam Gün Yasa teklifinin Meclis'te görüşülmeye devam etmesi, yeni bir Sendikalar Kanunu tasarısının tedavüle sokulup Meclise sunulması, mitingin hemen sonrasındaki iki günde gerçekleştirildi.

AKP emeğe saldırı gündeminde cepheyi genişletmeyi denemektedir. Hükümetin 100 bin işçinin toplandığı mitinge rağmen buna yeltenmesi, işçi hareketindeki kıpırdanmanın TEKEL direnişinin sönümlenmesiyle sona ereceği hesabı yapmasına bağlanabilir.

Sendikalar ve emek örgütleri de, parçalı yapıları ve etkisiz eylem pratikleri ile bugüne kadar AKP'nin işini kolaylaştırdılar.

Ancak, AKP hükümetinin tüm bu hesapları elinde patlayabilir.

Çünkü TEKEL direnişiyle, sigortalı sigortasız her sektörden işçiler, sağlık ve eğitim emekçileri, diğer kamu çalışanları ve işsizlerin mücadele birliğinin oluşmasına uygun bir zemin oluştu. 17 Ocak Mitingi bu zemin üzerinden yükselip, tüm aksi hesaplara rağmen, görkemli bir işçi buluşmasına dönüşmüştür.

1 Mayıslarda dahi gerçekleştirilemeyen bu birliğin sağlanması için TEKEL işçileri üstlerine düşeni fazlasıyla yaptılar.

Şimdi top, emekten yana tüm kesimlerdedir.

Sendikalar, meslek örgütleri AKP hükümetinin saldırılarına karşı parçalı, yalıtık ve kendi alanlarında verdikleri mücadele ile karşı koyamayacaklarını görmeli, TEKEL işçisinin gösterdiği yoldan ilerlemelidir. TEKEL işçisinin açtığı meşruiyet kanalları, sonuna kadar değerlendirilmelidir.

İşe, TEKEL işçisinin direnişine hep birlikte omuz vererek başlanmalıdır.

Yoksa, 37 gündür direnen TEKEL işçisi sormaz mı?

Şimdi değilse ne zaman?

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları