Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Aşkın Süzük

AKP Tipi Sendikacılık

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:57 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:57

Geçtiğimiz hafta Türkiye, işçileri konuştu. Kamu işçileri, toplu sözleşme sürecindeki tıkanma nedeniyle bir saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Bu eylemden birkaç gün önce Başbakan Tayyip Erdoğan'ın işçileri ve sendikaları aşağılayan konuşması ile iplerin koptuğu düşünüldü. Eylemlerin devam edeceği beklentisi oluştu.

Eylemin üzerinden henüz saatler geçmişken Türk-İş, masaya getirdiği taleplerin çok altında bir anlaşmaya imza attı.

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'nın da bulunduğu ortak açıklamada, gazetecilerin soruları “süreci” anlayamadıklarını gösteriyordu. “Türk-İş taleplerinin çok altında bir anlaşmaya imza atacaktı da, bu eylemler niye yapıldı” sorusuna yanıt aradılar. Türk-İş Başkanından aldıkları yanıt, “sözleşme sürecinde eninde sonunda anlaşılır” oldu.

Türk-İş'in tarihinde, benzer birçok imzaya tanık olundu. Sürpriz değil. Ancak anlaşmanın, eylemin teri kurumadan, hızlıca imzalanması bir kenara not edilmelidir. Bakan Yazıcı'nın “anlaşmayla işçi eylemlerini istismar etmeye çalışanların hevesleri kursaklarında kalmıştır” yollu sözleri de dikkat çekicidir.

AKP işçi eylemlerinin meşruluğunun, hükümeti nice komplodan daha çok yıpratacağının farkındadır. Bu noktada, hükümet partisinin becerisi ise emekçiye eşi benzeri görülmemiş şekilde saldırırken, sendikal alanı kolayca maniple edebilmesidir.

Geçen hafta üzerinde çok durulmayan ve sendikalarca suskunlukla karşılanan iki önemli gelişme bu beceriyi açıkça ortaya koyuyor.

AKP'nin Çankaya'daki temsilcisi Abdullah Gül, “kiralik işçi” ve “modern kölelik yasası” olarak gündeme gelen yasayı veto ederken, başka bir dizi düzenlemeyi ise onayladı.

Türk-İş Gül'e teşekkür ederken, DİSK vetodan memnuniyetini dile getirdi. Ancak geceyarısı düzenlemeleri içerisinde Gül'ün onayladığı değişiklikler yenilir yutulur cinsten değildi.

İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) kaynakları geçen hafta itibariyle, sermayenin ve hükümetin kullanımına açıldı. Sendikaların kriz sürecinde hükümete “işsizlik fonuna dokunmayın” uyarısı havada kaldı. Bırakın dokunmayı, fon kevgire döndü.

İSF'nin nema gelirleri önümüzdeki 3 yılda bütçeye açılacak. İşsizin parası, seçim öncesi harcamalarında hükümeti rahatlatmak için kullanılacak.

Hükümetin açıkladığı Teşvik ve İstihdam Paketinde, patronların ödedikleri sigorta priminden bazı koşullarda muaf tutulacakları açıklanmıştı. Patronlar, Nisan 2009`dan sonra mevcut işçilerine ek olarak 31 Aralık 2009'a kadar yeni işçi alırsa, bunların sigorta primlerinin onlara düşen hissesi 6 ay süre ile bundan böyle İSF'den karşılanacak. İşe yeni alınan kadın işçiler ile 18-29 yaş arasındaki genç işçilerin yine patronlara ait sigorta primleri 5 yıl boyunca fondan ödenecek.

Kısacası, fon sermayeye de tahsis edilmiş oldu. Kriz sürecinde işçisini kapı önüne koyup, yerine daha düşük ücretle genç işçi alan patron ödüllendirildi.

Diğer gelişme ise basında fazla yer bulmayan, işçi ve işveren konfederasyonları ile hükümet temsilcilerinden oluşan Üçlü Danışma Kurulu'nun son toplantısının gündemlerinden biriydi.

Üçlü Danışma Kurulu'nda Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, sendikaların toplu sözleşme yetkisinin belirlenmesinde Çalışma Bakanlığı'na ait sendika üye sayıları ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin de kullanılmaya başlanacağını duyurmuş.

Sendikalar Kanunu'na göre, bir sendikanın örgütlü olduğu işkolunda toplu iş sözleşmesi imzalayabilmesi için, o işkolunda kayıtlı bulunan işçi sayısının yüzde 10'unu örgütlemiş olması gerekiyor.

Bakanlığa bildirilen rakamların sendikaların gerçek üye sayılarının çok üzerinde olduğunu herkes biliyor. Halen işleyen prosedür, “karşılıklı anlayışa” dayanıyor. Aynı zamanda, sendikaları tehdit altında tutmak için kullanılıyor.

AKP işçi eylemlerinin yapıldığı, arka arkaya işçi düşmanı düzenlemelere imza attığı bir dönemde sendikalar üzerinde demoklesin kılıcını bir kez daha sallıyor. Hükümet bu değişiklikte ısrar ederse, bazı sendikaların yetkisi düşecek. Bu sendikaların içerisinde, işkolu barajının sarı sendikacılık güçlenir (!) gerekçesiyle kalkmasını istemeyen Türk-İş konfederasyonuna bağlı sendikalar da var.

İşçi sendikalarının çoğu bütünüyle kuşatıldı, kalan kısmı ise hareketsiz bırakıldı. Ama becerikli AKP'ye bu da yetmiyor. Sendikal alanda, “AKP tipi sendikacılık”tan başka renge yaşama şansı tanınmayacak. Amaç bu. Sendikalara daha büyük bir operasyon kapıda...

Aşkın Süzük 'ın Son Yazıları