Bir kentin hikâyesi: Giresun’un yıkımı ve seçeneği

07/03/2019 Perşembe
Bir kentin hikâyesi: Giresun’un yıkımı ve seçeneği

Geçen haftadan devam ediyoruz.

Giresun kenti AKP iktidarında yağmalandı. Müteahhidi, arsa vurguncusu, tekstil patronu, liman işletmecisi, İtalyan fındık tekeli… Yağmalayan herkes bu yağmadan gücü oranında pay aldı. Cumhuriyetin iki köklü kurumu olan ve halkı yıllarca ayakta tutan Fiskobirlik ve SEKA da bu yağmadan nasibini aldı. Şimdi kentte zenginlik de yoksulluk da daha görünür halde. Kent kimliğini yitirdi.

Geçen hafta bunları söylemiş ve bu yağmanın unutturulmaya çalışıldığına dikkat çekmiştim. Bu hafta hatırlatma görevini yerine getiriyorum.

***

SEKA, 2003 yılında satıldığında tüm ülkenin gazete kâğıdı ihtiyacını karşılıyordu. Yıllarca çivi çakılmamasına rağmen bu üretkenlikteydi. 

SEKA’yı 5 milyon liraya, milli görüşçülerin şirketi MİLDA’ya sattılar. Tespit komisyonu raporunda işletmeye biçilen değer 60 milyon lira idi.

Alan vurguncu şirket, işletmeyi çalıştırdığı süre boyunca bir kuruş para ödemedi; SSK, Maliye, işçiler dahil 40 milyon lira borçla kapıya kilidi vurdu.

Sonra bir hurdacı çağırdı, içeride ne var ne yok hepsini ona sattı. Bu satıştan 11 milyon lirayı kasasına koydu.

Yetmedi, hükümet SEKA’nın tüm arazisini satın aldı. Vurguncu şirket bu alışverişten de 68 milyon lira kazandı.

5 milyon liraya al, çalıştırmadan 79 milyon lira kazan! 

Onlar bunun adına özelleştirme diyor, biz ise vurgunculuk, hırsızlık!

Son olarak SEKA arazisi TOKİ’ye devredildi. Şimdi üzerinde yüzlerce konutun yükseldiği bu araziden müteahhitlerin ve arsa spekülatörlerinin ne kadar kazandığı ise bilinmiyor. 

***

Gelelim FİSKOBİRLİK’e…

Türkiye dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşılıyor. Sadece bu büyüklük bile, fındığın üretim, dağıtım, alım ve depolanması konusunda devlet kontrolünün ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yeter. FİSKOBİRLİK bu işi görüyordu. Orada burada satış reyonları olduğuna aldanmayın, artık FİSKOBİRLİK diye bir kurum yok.

Nasıl mı oldu?

SEKA gibi. 

AKP işe kurumu fındık alımından çekerek başladı. Bir süre TMO fındık aldı, sonra o da alımdan çekildi.

FİSKOBİRLİK çatısı altında yaklaşık 50 kooperatif ve 300 bine yakın fındık üreticisi vardı. Bu operasyonla üretici, fındık tüccarı patronlarla karşı karşıya bırakıldı. Fındığını depolayamayan çiftçi tüccara kaçtan alıyorsa vermek zorunda kaldı. Oysa hâlâ FİSKOBİRLİK’in 200 bin ton fındık depolama, fındık kırma ve işleme tesisi vardı. 

Kısa bir süre sonra alımda özel sektör tekeli oluştu. Oltan gıda isimli şirket fındık alımında neredeyse tekleşti.

Yağma bir kere başladı mı, sonu gelmez. 2015 yılında Oltan’ı İtalyan gıda tekeli Ferrero satın aldı. Artık fındığın kaderini bu tekel belirliyor. Şimdi şirket, Giresun ve Ordu’da fındık bahçeleri satın alıyor.

Peki FİSKOBİRLİK’in bu tasfiyesinden kim kazandı?

Kurumun tasfiyesini yöneten AKP’li bürokratlar. Fındık tüccarları. Fındık şirketleri. Uluslararası tekeller.

Kaybeden ise sadece Giresun değil, bütün olarak bölge halkı oldu.

***

SEKA gitti FİSKOBİRLİK bitti, peki yerine ne geldi?

Tekstil patronlarının sömürüsü.

İl genelinde sektörde yaklaşık 4 bin işçi çalışıyor. Bu sayının neredeyse üçte biri iki fabrikada, Akın Çorap ve Giysun’da bulunuyor. Akıp Çorap’ın patronunun yıllarca Gülen tarikatına kaynak aktardığı, kendisinin yurt dışına kaçtığı, oğullarının ise geçen ay tahliye oldukları biliniyor. Burası da diğerleri de tam bir emek cehennemi. Asgari düzeyde ücret, örgütsüz, sendikasız çalışma ve kuralsızlık…

Giresun halkının çalışma yaşamında nasıl küme düşürüldüğüne varın siz karar verin.

***

Sorumlusu tartışmasız AKP iktidarıdır. Ama tek başına değildir. Erdoğan ve arkadaşları, 12 Eylül sonrası  ANAP’la başlayan patron sevdalısı-halk düşmanı programı tüm ülkede olduğu gibi Giresun’da uyguladılar. Erdoğan, Özal’ın başlattığı işi bitiren kişidir. Bu nedenle Giresun’daki yıkım için tek bir sağcı politikacı dahi “benim sorumluluğum yok” diyemez. Saadet’inden İyi Parti’sine, herkes bu suçun ortağıdır.

Peki sosyal demokrat partilerin masum olduğunu kim ileri sürebilir? Belediye iki dönemdir CHP tarafından yönetiliyor. Yeri geldiğinde fındık üreticisini koruma bahanesiyle Ferrero ile al gülüm ver gülüm, yeri geldiğinde misafirperverlik adı altında AKP genel başkanını kırmızı halıyla karşılama… Gördüğümüz fotoğraf budur. CHP’nin Giresun’daki politikası “Kaybedilen kaybedildi, biz önümüze bakalım”dır. CHP, bu yıkıma kenti alıştırmıştır.

***

Bu kentte çok suç işlendi. Suçu işleyenler ellerini kollarını sallaya sallaya Gazi Caddesi’nde dolaşıyor, halktan oy istiyor. AKP-MHP ittifakı, önce mimarı oldukları yıkımın hesabını vermelidir.

Diğer ittifak ise belediyenin kaybedilmemesi için her yol mubah diye bakıyor. “Şimdi ağzımızın tadı bozulmasın” demek, iktidarın yaptıklarını unutturmaktan, kentin yıkımına halkı alıştırmaktan başka bir şeye yaramıyor. 

Ağzınızın tadı bozulsun. Bozulsun ki, kenti bu hale getirenlerin yaptıkları yanlarına kalmasın. Bozulsun ki başka bir seçenek olduğu ortaya çıksın. 

Bu seçeneğin temsilcisi Giresun’da da komünistlerdir. Bir süre önce il binasının açılışını yapıp kentteki örgütlenmesine hız veren Türkiye Komünist Partisi’nin 31 Mart seçimlerinden Giresun’da da güçlenerek çıkması bu nedenle önemli.

Giresun halkının AKP’nin ülkeyi yönettiği dönem boyunca kendisinden çalınanları geri almasının tek yolu bu.