Yetkilisinin dilinden arabuluculuk gerçeği

08/03/2018 Perşembe
Yetkilisinin dilinden arabuluculuk gerçeği

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü hakkında yazacaktım. Okuyuculara “Sömürüye, Gericiliğe, Tacize Hayır!” manşeti ile çıkan 8 Mart 2018 tarihli Haftalık Siyasi Gazete “Boyun Eğme”yi ve “Komünist Kadınlar Ne Diyor?” broşürünü okumalarını önererek işçileri ilgilendiren başka bir konuya, “arabuluculuk”a geçme ihtiyacı doğdu.

Zorunlu arabuluculuk, sermaye sınıfının işçi sınıfı üzerindeki egemenliğinin sürdürülmesi ve sağlamlaştırılmasının en etkin araçlarından biri olarak yasayla getirildi. İşçi-işveren uyuşmazlıklarında hem zorunlu hem de dava şartı yapıldı.

Arabulucuya başvurulmadan dava açılamadığı gibi arabulucudan anlaşmayla çıkılması halinde de dava açılamıyor. Her iki durumda da dava şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davalar reddediliyor.

Hemen anımsatalım, 1 Ocak 2018’den bu yana arabulucu önünde yapılan görüşmelerde, kısa süre içinde pis ve şaibeli kokular gelmeye başladı. Sömürenin sömürülene baskısı arabulucunun huzurunda da sürüyor.

İşçi, arabulucu ve patron karşısında yalnız kalıyor. Tüm piyangoların “başkan baba”ya çıkması gibi, anlaşmayla çıkılan tüm görüşmeler işçi için 2-1 sonuçlanıyor. Ve sonuç kesin. İşçinin, “uzlaştın artık, iş tamam” yasal kesinliği içinde hak arama özgürlüğü ve hakları elinden alınıyor. Diğer deyişle işçi hakları hukukla budanıyor.

Burada hem işçiye hem duyarlı avukata hem de sınıfsal mücadele örgütlerine önemli görev düşüyor: “Uzlaşma” ya da “anlaşma” denilen süreçte oluşan haksızlıkları ve baskıyı açığa çıkarmak, gerekirse yargıya taşımak. Sınıfsal mücadele içindeki hukukçulara duyurulur… “Anlaşma halinde yargı yolu kapalı” gibi sözel yoruma saplanıp kalmadan, “kabulcü teslimiyet” içinde boğulmadan yol ve yöntemler aranıp bulunmalı.

“Neden?” diye sorulursa; eşitliğin olmadığı, bir yanda sömürenin bir yanda sömürülenin yer aldığı taraflar arasında “uzlaşma” denilen şey hukuksuzluğun ve adaletsizliğin tüm unsurlarını ve tabii ki siyaset ve ideolojisini içinde taşır da ondan.

Arabuluculuğun “adil, ekonomik ve hızlı çözüm yolu” olarak sunulması kocaman bir yalan… “Adil” denilen sermayenin adaleti, “ekonomik” denilen sermayenin daha çok sömürmesi, “hızlı çözüm” sermayenin işinin ve tercihinin hızla sonuçlanması… “Yargı yolunu kapatmak” ise sermaye kalesinin demir kapısı…

Bir başka garabet ise “arabuluculuk” kurumunun devletin bile değil hükümetin güdümünde yürütülmesi. Böyle bir kurum -varsayalım ki ihtiyaç var- “kamusallık” içinde olursa anlamlı olur.

Zorunlu arabuluculuk için hükümet içinde bir bakanlık görevli. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü şeması altında “Arabuluculuk Daire Başkanlığı” var. İşte bugün yazı konusunu değiştiren bu başkanlığın başkanının (web sitesinde gözüken adıyla Hakan Öztatar’ın) arabuluculara gönderdiği son mesajlardan biri oldu.

6 Mart tarihli mesaj aynen (evet aynen) şöyle:

Arkadaslar iki ayimizi bitirdik Bugun itibari ile oniki bin uyusmazlik arabuluculuk ile sona erdi

Her arabulucumuzu ayri ayri kutluyorum Hayatta imza atmaz insiyatif kullanmaz diyen uc kisilik idare komisyon uyelerimiz 322 iscimiz ile anlasti Şu an yuzde yetmis basari ile devam ediyoruz

Ama mahkemelere cok daha az sayida dosya gelmis durumda Iki ayda toplam 3863 dosya geldi Gecen yil ayni zamanda 54000 dosya gelmiş Bu da arabuluculugun ciddi bir filtreleme görevi icra ettiğini göstermektedir

Ayrica kamuoyunda is dünyasından ciddi sekilde olumlu geri dönüşler olmaktadır Herkesin emegine saglik

Bu is olmayacak atabuluculuk olmaz bu is tutmaz diyenler dalga gecenler alaya alanlar arabulucu olmak icin egitim almaktadırlar Bu da geldigimiz noktanin göstergesi

Bazilari da arabuluculugu taklit etmeye calisiyor Gerek kavram olarak gerek mevzuat olarak Onlarda ne yazik ki komik duruma düşüyorlar Asli varken taklite ne gerek Ozgun olmak gerek

Dunyada arabuluculuk gelişmekte Taklit etmeye calisanlar ucuncu kisi arabulucunun rolunu anlamamislar Bizler bu yolda hic moralimizi bozmadan devam edelim arkadaşlar Insallah yakin zamanda diger uyusmazliklarda arabuluculuga açılacaktır Carsamba gunu gebze organize sanayi bolgesinde ogleden sonra arabuluculuk ile ilgili program yapacagim Ozellikle gebze ve kocaeli bolgesindeki arabuluculari bekliyorum

Ayruca bu bolgede isveren firma varsa muvekkilleriniz onlarda katilsinlar
Insan kaynaklari mudurleri mali musavirler isveren vekilleri bizim icin önemli katilimlari

Bu calisma azmi sevki ile devam edersek arkadaslar arabuluculuk daha guzel gunlere dogru yelken açacaktır Hepinizin emegine saglik yureginize saglik Ben arabuluculuk meslegi sadece hukukcularda kalsin dedigimde olur mu dunyada ornegi yok basarili olmaz dediler Ben de neden olmasin belki onlar yanlis düşünüyorlar dedim

Bugun sadece hukukcularla yuzde doksan dokuz da avukat arabulucularla bu basariyi yakaladık Basarida cok arkadasimin emegi var Bir gun arabuluculugun insallah belgeselini yapariz Bize destek verenler ile olmamasi icin elinden gelenleri aciklariz Ben boyle güzel bir yolda sizinle beraber oldugum icin mutluyum arkadaşlar Herkese iyi calismalar”

Daire başkanlığının görevleri yasada sayılı. Yukarıdaki gibi bir açıklama olsa olsa “arabuluculuk hizmetlerinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesini sağlamak” amacıyla yapılabilir. Yapılırsa da arabuluculuğun kimlere hizmet etiğini beyan etmiş olur.  

Böyle, buram buram sermaye ve işveren kokan, yanlı, işçi ve hak arama düşmanı bir mesaj daire başkanlığının görevleri arasında yok. Kim dinler, durumdan sermaye adına vazife çıkarılıyor. Gebze toplantısına kimleri çağırdıklarına bakar mısınız? “Arabuluculuk daire başkanlığı” adı altında “sermayeyi koruma ve kollama daire başkanlığı”…

Usta işi karikatürlerde zaman zaman “yorumsuz” sözcüğüyle karşılaşırız. Yargıç kökenli daire başkanının mesajı da bunlardan… Hem içeriğiyle hem de dili ve dilbilgisiyle “yorumsuz”… Gerçekleri anlatmaya yetiyor. Anlaşmaya zorlama, acele etmeme, anlaşamama durumunda “soğuma süreci”ne bırakma da aynı başkanın tavsiyeleri arasında.

Kutluyoruz: Zorunlu arabuluculuk gerçeğini anlattığı, hukukla sömürü kurnazlığını deşifre ettiği, sömürü düzenini bu kadar net açıkladığı için. Bir de sermaye ve arabulucu oyunlarına gelmemek için “sosyalizm mücadelesi”nin ne kadar kaçınılmaz hale geldiğini gösterdiği için.

“Komünist kadınlar” 8 Mart için; "Bizler komünist kadınlarız. Evde, sokakta, işyerinde, okullarda, fabrikalarda her yerdeyiz. Kadın olduğumuz için gördüğümüz baskı, şiddet ve eşitsizliklerin nedeninin sömürü düzeni olduğunu biliyor ve bunlara karşı mücadele ediyoruz. Eşit ve adil bir dünyada insanca yaşamanın sadece sosyalizmde mümkün olduğunu biliyoruz" diyor.*

“Komünist kadınlar”ın çağrısını genelleştirerek sonlayalım: Kapitalizmde, emperyalizmin işbirlikçisi gerici bir düzende değil, gerçek eşitliğin ve aydınlanmanın Türkiye’sinde yaşayabilmek için tüm kadınları, tüm emekçileri sosyalizm mücadelesini güçlendirmeye, mücadele etmeye çağırıyoruz.

* Komünist kadınlar “Sömürüye, Gericiliğe, Tacize Hayır” diyenleri bugün (8 Mart Perşembe) saat 19.30'da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi önünde buluşmaya çağırıyor.

Buluşma: 19.30 Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Önü

Basın Açıklaması: 20.00 Kadıköy Altıyol

ÖNCEKİ YAZILARI